.
Tacizci şeyh Evrenesoğlu'na: "Hiç inanmıyorum size. Ne malımızı bıraktık, canımızı da verdik. Namusumu veremem, bu kadar haysiyetsiz değilim. Erkek eli değmemiş evladım" diyen anne ve kızı: "15 yıldır ailecek bu yola baş koyduk; Size emanettik"
04 Temmuz 2009
 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Hukuk
 Yeni Yâ. Sîn. Tefsiri
 Kur'anda Kelam
 Kadın ve Aile
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan ve Milli Görüş
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 2
 Bugünkü Ziyaret 141
 Toplam Ziyaret 220155

 
 

HARAM AYLARIN ANLAM VE ÖNEMİ

Hacc konusunu bugünkü Ehl-i Sünnet ulemasından çok farklı algılamaktayım.

Bu düşüncemde elbette : "İslam toplumu neden uygar toplum olamıyor? Neden markalaşamıyor? Neden Selçuklu'daki veya Osmanlıdaki yükseiş çıkışını yakalayamıyor? gibi herkesin kafasından geçirdiği soruların cevabını iyi ve derinden düşünmeliyiz.

İşte bu soruların cevabını yakalayabilmek için hiçbir İslam ulemasının bu biçimde yorumlamayı aklından bile geçirmediği bçimiyle yorumladım.

Hacc sadece anlamsız bir Tavaf, veya ankamsız Sa'y, veya anlamsız Vakfe, veya anlamsız şeytan taşlama... dizisi değildir.
Bu meşâ'ır-ı İslam'da oyun var, siyaset var, medeniyet sancıları vardır. İslam'ın Medyatik tanıtım araçalrı daolmalı dedim ve karşılığını bu âyet-i kerimele ri farklı irdelemeklte buldum.
Sağduyuyla bakın ve değerlendirin. Bir kez okumakla yetinmeyin. Tekrar; tekrar düşünün; haklılık payımı sizler de takdir edeceksiniz. 

 

Hacc Sûresi: 26-30
"Hani İbrahim'i Beytüllah'ın yerinde yerleştirdiğimizde: "Bana karşı hiçbir doğa gücünü ortak kılma. Tavaf edenler, kıyamda olanlar,  rukû' ve secdeci herkes için Ev'imi, yâd ellerden temiz tut! diye seslenilmişti. 27 Hacc edebileceklerini tüm dünyaya kitle haberleşme araçlarınla duyur ki dünyanın en ücra yerinden, özellikle tek yaya olarak ve arıklaşmış çevik bineklerin sırtında kitle olarak sana gelsinler. 28 Amaç fuar, şölen vb toplumsal yararlılıkları yerinde görmeleri ve kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların başı ucunda, dünyaca tanınmış günlerde, Allah'ın adını çınlatsınlar. Birazını siz yiyin, birazıyla da yemek şölenlerinde yoksul ve işçi fakiri doyurun. 29 Sonra kirlerini gidersin, oradaki adaklarını yerine getirsin ve zorbalardan uzak tuttukları Ev'i çok ifâta tavafı yapsınlar. 30 İşte gerçek hacc böyle; kim Allah'ın o hacc değerlerini çok büyütürse Rabbi katında kendisi için o kadar hayırlıdır. Murdarlıkları ta baştan beri okunup yaşananlar dışındaki tüm otlak hayvanları size helal kılındı. Öyleyse puta taparlığın her türlü töreninden kaçının, sahte kurgulamadan çekinin."


Şanghay'da Türk rüzgarı böyle esti

İçte ve dışta ciddi açılımlar başlatan Çin’de, üniversitelerin kalitesi oldukça iyi. Dünyanın ilk 500 üniversitesi listesinde 17 tane üniversitesi bulunan Çin’in, üniversite içi aktivite ve klüp tarzı faaliyetleri de her geçen gün daha da serbestleşiyor ve artıyor. 26 Mayıs 2009

 İçte ve dışta ciddi açılımlar başlatan Çin’de, üniversitelerin kalitesi oldukça iyi. Dünyanın ilk 500 üniversitesi listesinde 17 tane üniversitesi bulunan Çin’in, üniversite içi aktivite ve klüp tarzı faaliyetleri de her geçen gün daha da serbestleşiyor ve artıyor.

 Çin üniversitelerinde dünyanın çok farklı ülkelerinden gelmiş binlerce öğrenci okuyor. Sadece Pekin’de yabancı öğrenci sayısının 100bine yaklaştığı, Şanghay’da ise bu rakamın 40 bine yakın olduğu bilinmekte.

Çin üniversitelerinde dünyanın dört bir yanından gelmiş yabancı öğrencilerin her türlü ihtiyacı karşılanmaya çalışıldığı gibi, kendilerini anlatabilecekleri, ülkelerini ve kültürlerini tanıtabilecekleri platformlar da oluşturulmaktadır. Kültürel faaliyetlerin başında “kültür fuarı” cinsinden faaliyetler gelmektedir.

Kültür fuarları Çin’de yaklaşık 5 yıldır düzenlenmekte olup, üniversiteler yabancı öğrencilerinin bu türden aktivitelerini kullandestekleyerek en güzel organizasyonu yapmak için birbirleriyle yarışmaktadırlar. Bu “kültür fuarlarından” biri de 23 Mayıs 2009’da Şanghay’ın en iyi ve Çin’in en prestijli üniversitelerinden olan Fudan Üniversitesi’nde düzenlendi.

Fudan Üniversitesi, Çin’de “genel kapsamlı”(zonghexing) yani bir alanda özelleşmek için kurulmamış her bölümü barındıran üniversiteler arasında 3500 yabancı öğrencisi ile Çin’de en çok yabancı öğrencisi olan üniversite. En çok Kore, Amerika ve Japonya’dan öğrencilerin olduğu üniversitede 37 tane de Türk öğrenci bulunmakta.

Türk öğrencilerin üniversite çapında düzgün anılmaları, herkes tarafından sevilmeleri ve üniversite yönetimi nezdinde güven telkin etmeleri sebebiyle Fudan Üniversitesi bizzat kendisi Türk öğrencilere bir kulüp kurmalarını rica etmiş ve üniversitedeki 19 kulüpten sadece 4’üne tahsis edilen kulüp odasını hemen Türk Kulübü’ne de tahsis etmiştir.

23 Mayıs’ta düzenlenen Kültür Fuarı’nda Fudan Türk Kulübü öğrencileri gündüz Türkiye standında Türkiye kullanresimlerinden, Türk Çinilerine, Türk yemeklerinden, Türk müziklerine, hediyelik eşyalardan Çin-Türk ilişkilerini anlatan kitaplara kadar harika bir sunum yaptılar. Fuara katılan binlerce Çinli, Türkiye standını hayranlıkla ziyaret etti.

Şanghay Başkonsolosluğumuzun katkılarıyla daha da zengin hale gelen standı gören Fudan Üniversitesi Parti Sekreteri ve Şanghay Milli Eğitim Müdürü hayranlıklarını dile getirip Türk öğrencilere ve kulübe çok teşekkür ettiler.
Fuarın akşamında düzenlenen “kültürel gösteri” kısmında ise her ülke kendisine ait bir dansı veya bir performansı sergilerken, herkes provalardan takip etti Türkiye’nin sırasını bekliyordu. Zira, Türkiye bu gösteriye harika bir “Horon” performansı ile hazırlanmıştı.

Horon ekibi sahneye çıkıp da gösterilerini sunmaya başladığında salon alkışlarla yerinden oynadı. 5 dakikalık performansın ardından sahneye çıkarılan Şanghay’da yaşayan bir Türk ailesinin minik oğluyla birlikte seyirciyi selamlayan horon ekibi sahneden ayrılırken, salon “Türkiye” tezahüratları ile inliyordu.

  Bir haftada Şanghay’ın 5 farklı üniversitesinde gösteri yapan horon ekibi Şanghaylıların büyük beğenisini kazandı. kullanGösteriden sonra Fudan üniversitesi yetkilileri Türkiye’nin harika bir performans sunduğunu söyleyip katkısı olan herkes adına Fudan Türk Kulübü yöneticilerine teşekkür ve taktirlerini ilettiler.

Kültür fuarı bütün ülkeler adına güzel geçti; ama Türk öğrencilerin sıcak tavırları, Türkiye’nin zaten dikkat çeken bir ülke olması, gün içinde yüzlerce “dostluk karesinin” deklanşörlere yansımasına, minik de olsa kalıcı dostluk adımlarının atılmasına vesile oldu.

Atılan bu minik adımlar Türk ve Çin halkları arasında kalıcı dostlukların kurulup, devletlerin anlaşamadığı mevzularda halkların kendilerinin çözüm üretmesine vesile olacaktır. Bugün olmasa da yarın olacak bu husus için Çin’in Türkiye’de doğru anlatılması kadar Türkiye’nin de Çin’de doğru anlatılması ve tanıtılması çok önemlidir.

1,4 milyarlık Çin’e kendimizi doğru anlatmak adına “Türkiye’nin Çin’de tanıtımı” konusuna devlet ve sivil toplum kuruluşları olarak çok daha fazla önem vermek zorundayız. 23 Mayıs’ta Fudan Üniversitesi’nde ve 2 hafta içinde Şanghay’ın farklı üniversitelerinde düzenlenen fuarlar bunun için bir fırsattı ve Şanghay’daki Türkler üzerlerine düşeni yaptılar…

Daha iyi fırsatlar doğurup, imkanları daha iyi değerlendirerek Çin’le ve dünyanın her yeriyle kalıcı dostluklar kurmak, barış köprüleri oluşturmak ümidiyle…


Cihan UĞUR / Şanghay Fudan Üniversitesi / Haber 7
chinacihan@yahoo.com
 
 

Toprağından profesör fışkıran ilçemiz

Bir ilçe düşünün ki Türkiye'nin dört bir yanına dağılmış 65 profesörü olsun. Bir başbakan, çok sayıda şair yazar, bakan işadamı ve bürokrat çıkarsın.

 
Toprağından profesör fışkıran ilçemiz

Toprağından adeta ‘adam’ fışkıran ilçeden kimler çıkmamış ki? Türkiye’nin 18.Başbakanı, tarih profesörü Şemsettin Günaltay ile başlıyor profesörler tarihi. Kendisi de Kemaliye doğumlu olan Hacettepe Üniversitesi Profesörlerinden Ali Demirsoy, yaptığı araştırma sonucu tespit edebildiği kadarıyla 65 profesör ve 20 doçent çıktığını anlatıyor. Yurtdışında da çok sayıda Kemaliyeli akademisyen bulunduğunu, ancak onlarla ilgili henüz çalışmaya başlamadığını belirtiyor.

Haydi şenliklere

29 Mayıs’ta başlayan ve Türkiye’nin en büyük doğa sporları organizasyonu olan şenlik 4 Haziran’a kadar devam edecek. Kemaliye Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın kurucusu ve Başkanı Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan, memleketine gönül verenlerin başını çekiyor. Her yıl büyük bir özveriyle yaptıkları bu organizasyonla hem Kemaliyelileri buluşturuyor hem de bu ‘gizli cennetin’ daha fazla kişi tarafından tanıtımını sağlıyor.

Base Jump 

ABD’nin Colarado Grand Kanyonuna benzetilen ‘Karanlık Kanyon, yerli yabancı çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. Yer yer 400 ila 500 m. Sarp kayalık yamaçlardan oluşan kanyonda dağ keçisi, su samuru, vaşak gibi yaban hayvanları bulunuyor. Rafting, dağcılık, bisiklet, paraşüt gibi her türlü doğa sporuna uygun bölgede Türkiye Dağcılık Federasyonu, Bisiklet Federasyonunun eğitimleri ve seçmeleri yapılıyor.

Kimler var?

Kimi köyünde müzesi kiminde okuma salonu olan Kemaliye’den tarih, sanat, zanaat fışkırıyor. Eski bakanlardan Ali Coşkun’un anlattığı fıkra Kemaliye’nin özetini yapıyor:
Komutan, askerleri sıraya dizmiş. Tek tek çağırıp ‘sizin memlekette ne yetişir, nesi ünlüdür’ diye sormuş. Biri portakalından diğeri kebabından; bir başkası kerestesinden söz etmiş. Sıra Kemaliyeli’ye gelmiş: “Adam çıkar komutanım” demiş.



 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Lügatlere baktığımızda, Nebî ve Resûl kavramlarının anlamları aşağıdakilerden hangisidir?
a) Nebî ve Resûl, ikisi de peygamberdir.
b) Lügatte farklı, ıstılahta ikisi de peygamber.
c) Nebî haberci, Resûl delegedir.
Nübuvvet ve risalet aynı anlamdadır.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 3375
FATİHA SURESİ 2512
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 1832
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 1602
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 1362

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
60 mesaj var.