"Sahada futbolcular tribünde seyirciler büyük keyif alacak. Çünkü hırslı, agresif ve sürekli hücumu düşünen bir futbol oynatacağım" diyen Bernd Schuster'dir. Kafasındaki kurgu hakkında ipuçları verdi. Futbolda başarı, kavgacılıktadır.
10 Eylül 2010

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 1
 Bugünkü Ziyaret 42
 Toplam Ziyaret 282135

 
İBN-İ ARABÎ
İslam tarihi boyunca imanı onun kadar tartışılan başka bir kişi olmamıştır. İbni Arabî kâfir veya sapık mı, mümin veya velî mi olduğu yolundaki tartışmalar son derece yaygınlaşmış ve yüzyıllardır Müslümanların kafasını karıştırmayı sürdürmüş ve sürdürmektedir. Geçmiş dönemlerin İslam âlimleri, onun felsefesi ya da tasavvufunun ne olduğuyla ilgilenmek yerine, felsefî ve tasavvufî düşüncelerinin İslam’ın nasslarına ne kadar uyup uymadığıyla uğraşmışlardır. Onu nesnel ve tarafsız bir gözle incelemek ve İslam tarihinin ana çatısı içinde layık olduğu yere oturtmak yerine mü’min mi, kafir mi olduğunu kanıtlamaya çok daha zaman harcamışlardır.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


Siyasî İslam ve Müslümanlar
İslam'ı siyasallaştıran veya İslam'ı çağına göre anlatmaya çalışan ve Çağına uyarlayan tarihî şahsiyetleri bu sayfalara dökmek ve örneksemek istiyoruz

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


Siyasî Müslümanlar
Muhammed Abdun ve Cemalettin Afganî için çok şeyler söylenmiştir. Ama her iki şahsiyet de İslam'ı yaymak için çaba harcamışlardır. İşte olumlu ve olumsuz yönleritle Muhammed Abduh'u bu sayfalarda göreceksiniz.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


C. AFGÂNÎ YOLUNDAKİ Ş. GÜNALTAY
Siyasî İslam tarihi, bir bakıma iman ve amel-i salih ilşkisine benzetilebilir. Bize göre amel-i salih, imanı dışa vurmadır ve yaşanılan gönlündeki İslam'ı toplumca yaşanabilir duruma getirme mücadelesidir. İşte Cemaleddin Afganî bu uğurda ömür tüketmiş bir kişilik olarak tarihe geçmiştir. Şemsettin Günaltay gibi cumhuriyet dönemi büyük düşürlerinden, Afganî'yi yorumlayan çaresiz Adamlardan birisinin yazısını aynen yayınlamayı uygun gördüm. Yorum, değerli okurlarımındır.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


KARŞI SİYASİ İSLAM
Dâllîn, kötü karizmatik halk kahramanı propagandasını açan kişilerdir. Bu yazıda siyasî İslam'ın önünü tıkayan T. C. önde gelenlerini bulacaksınız. Tek partili dönem, İslam'ın düşman ve birinci derece tehdit olarak görülüdğü dönemdir. Siyasî Müslüamanlara zulmedildiği dönemdir.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


MALEZYA VE SİYASİ İSLAM
Siyasî İslam, her zaman ülkede güçlü insanların ve sağlıklı düşünen sivil toplum örgütlerinin siyasî çalışmaları sayesinde iktidar olur. Bir ülkede güçlü bir İslamî hayat gerçekleşebilmesi için dâvaya gençlerin sahip çıkması gerekmektedir. İşte Malezya'da karizma sahibi Mutahtır ile onun yetiştirdiği gençlerin oluşturduğu sivil toplum örgütü etkili olmuştur.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


SİYASÎ İSLAM ÖNCÜSÜ MUHAMMED İKBAL
Bir siyasi düşünürün en başta gelene özelliği, değişimci ve birleştirici olmasıdır. Muhammed İkbal de bu seçkin kişilikler arasında yer almıştır. Ancak yenileştirme ve birleştiricilik ruhu İslam tarihinde pek parlak bir sayfa açamamıştır, tıpkı aynı yüzyılda yetişmiş M. Akif Ersoy'un birleştiriciliği ve yenileştiriciliği gibi.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


İSLAM VE SİYASİ İSLAM
Siyasi İslam, ne aşağıda yazısını alıntı yaptığımız Sayın Şahin Alpay'ın anlayışı ve ne de kaynak gösterdiği Batılı din yazarlarının anlattığının tıpkıdır;

siyasi İslam'ı anlamak için bana göre bizim bu sitede sunmaya çalıştığımız "Siyasi İslam Önderleri" başlıklı menümüzdeki spot yazılarımın çok iyi değerlendirmek gerekmektedir.

Evet siyasi İslam için: "İslam inancından hareketle üretilen; kapitalizm, komünizm ve sosyalizme alternatif olma iddiasında bir modern siyasi ideolojidir" cümlesi yeterli bir tanımdır.

Ancak İslamî temel kavramların; sadece bizim cesaret göstererek, sıradışı yöntemlerle vurguladığımız biçimiyle yeniden düzenlemeleri gerekmektedir.

Bu temel kavramlar arasında, en başta hüküm kavramı gelmektedir: Hüküm, seçime katılacak siyasi partinin ve o siyasi parti şemsiyesi altında seçmen karşısına çıkmaya hazırlananların seçim bildirgesine katılmak, bir siyasi partiye bilinçlice ve özgürce oy vermek anlamındadır. Yani hüküm kavramı, adliey sarayların kadılık yapan yargıçların verdiği kararlar değildir.

Hz Muhammed SAV, yargıç anlamında hüküm sahibi değildir. O, yasama meclisi baş yöneticisi anlamında hakimdir.

Hüküm kavramı yanında ikinci önemli kavram: "Velayet", "vali", "evliya" kavramlarıdır.

Seçilme sonucu yönetici olmak, seçimle yönlendirici olmaktır. Yönetici olarak Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar kurulu üyesi olmak iken, yönlendirici olarak da spor kulübü başkan ve yönetim kurulu üyeliğine seçilmek, mesleki kuruluşların Odalar Birliği Başkan ve yönetim kurulu üyeliğine seçilmek, atama ile değil de mahalle halkının oylarıyla "İmam" olmak anlamındadır.

Benim için önemli olan üçüncü temel kavram, "eymân" kavramıdır. Yemin kavramı, bildiğimiz yemin anlamına geldiği gibi, "âidiyet" anlamındadır.

Bir âilenin reisi, bir devlet kurumunda seçilmiş yönetici, tasada ve kıvançta ülkesini ön plana çıkaran memur, asker, kültür elçisi... olurken siyasi kimliğini taşıdığı ülke ve inancının aidiyetine inanmak ve güvenmek anlamındadır.

Özellikle Millet, Ümmet ve kan birliği anlamındaki Irkçılık kavramlarını bizim meal-tefsirimizdeki biçimleriyle tanımlamak ve anlamaktır.

İman ve İslam, Nebi ve Resûl kavramlarını, muhkem-müteşabih kavramlarını devlet felsefesi esas alınarak yeniden tanımlamaktır.

İşte siyasi İslam, bu temel kavramların birkaç tanesini, yukarıda yeniden tanımlamaya çalıştığımız biçimde, bir bütün olarak ele alınmalarıyla yeniden yorumlanmak zorundadır.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


SİYASİ MÜSLÜMAN VE AHİ: NİZAMÎ
Her insan diğerleriyle aynı olmak zorunda değildir. Veya gereği gibi tanıtılamazlar. Bulundukları bilimsel çevre, yeterli inceleme tekniğine sahip değildir.

İşte bunlardan birisi de Nizamî Gencevîdir. Azerbaycan, şairliğiyle ve ünlü abdallarıyla ün salan bir ülkedir.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


KADIN SAHABÎLER
Kadın, İslam'ın öteki yüzünü sergileyen ve cihadla yükümlü erkeğinin çalışmalarına katkısı olan cevherdir.

Toplumu dışta düzeltmek, bu düzelti için kendi aile içi cihad çalışmalarıyla, en küçük ölçütte örnek insanlık görevini tamamlamak çalışmasında kocanın en üst düzey yardımcısıdır, kadın.

İşte merhum Süreyya da bu kahramanlardan biridir. Allah razi olsun; Cihan Aktaş'tan.

Bu mücahid hanımın siyasî İslam açısından örnek yaşamı örneksenmesi gereken bir hayatı canlandırdığından alıntısını bu sayfalara aktarmayı uygun bulduk.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


PINAR HAREKETİ VE SİYASET
Türkiye'de İslamî siyasi hareket, 70'li yıllarda değişik bir vecheye bürünmüştü.

Bambaşka bir siaysi hareketti. Biz Konya Yüksek İslam Enstitüsüne kayıt yaptırdığımız 1965 yılında, Enstitüde çok canlı bir hereket içindeydi.

Hulleci piyesinin Türkiye'nin çeşitli yerlerde oynatılmısına sokak kavgaları biçiminde karşı koyanlar, sonradan "Yeniden Milli Mücadele" adı altında birleşmişlerdi."Oku" mecmuası onların tarafını tutar gibiydi. Biz de "Ümit" dergisini çıkarıyorduk.

Ben hiçbir zaman taraf olmadım. Ama kendi aralarında çok ilginç birleşmeler ve kopmalar oluyordu. Biz kavgalarını dışarıdan seyrederdik.

Milli Selamet Partisi'ne katılmıyorlardı. Komünizme karşıydılar. Evet MHP ve MÇP'ye açıktan katılmasalar da gönül bağları olduğunu görüyorduk.

En büyük simgeleri, Taftazanî'nin Şerh-i Akaid'ini âdeta Kur'an kadar elüstü tutmalarıydı. İşte bu yazıyı, bu sayfalara almayı uygun gördüm.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


Yeniden Milli Mücadele
Yeniden Milli Mücadele hareketi, bizm Konya yıllarımızda bütün açıklığıyla yaşanmıştı.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


Prof Dr Muhammed Nur doğan Ural
Siyasi islam anlayışı geniştir ve Edebiyattan da geçer. Yeni bir gençlik ve medeniyetin yeniden ihyası için atılan her adım, siyasi islam'ın kapısının önünden geçer.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


SİYASİ MÜSLÜMAN ŞEYH SAİD
Siyasi İslam, Allah için ölüme gitmek değildir. Allah'ın dinini barış içinde yaymak, cihat hareketidir. Şeyh Said konusunda çok şeyler söylenmiş ve Kürtçü olduğu yaygarası yayılmıştır. Onun hareketi Said Nursi hareketinden de farklı bir İslam hareketidir. Said Nursi okumuş, ama Şeyh Said mederese tahsili görmeden kırsal alnlarda tarikat ağırlıklı dersler almış ve ders vermiştir. İşte bu yazıda siyasi islam yolunda verdiği mücadeleyi göreceksiniz.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı


DİNDE ANALARIMIZ: HZ AİŞE RA
Dinde analarımız vardır. Kendileiryle evlenilemez. Evlenilmesinden söz bile edilemez. Şakası da caiz değildir. Sadece Peygamber hanımları mı? Hayır. Bütün büyük zatların, dava önderlerinin, din teorisyenlerinin hanımları da bana göre aynı kategoridedir.

Siyasî İslam Önderleri kategorisindeki yazının Devamı





 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hz İsa, Hz Adem ile cenetten kovulan ervah arasında olmadığından mezarı yok. Öyleyse Hz İsa insan mıdır?
a- Hz Adem soyundan insandır.
b- Allah'ın Kelimesi melek-insandır.
c- Göklerde yaşar melektir.
d- İnsanüstü zekadır.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 4095
FATİHA SURESİ 2936
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 2618
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 2420
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 1606

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
62 mesaj var.