"Sahada futbolcular tribünde seyirciler büyük keyif alacak. Çünkü hırslı, agresif ve sürekli hücumu düşünen bir futbol oynatacağım" diyen Bernd Schuster'dir. Kafasındaki kurgu hakkında ipuçları verdi. Futbolda başarı, kavgacılıktadır.
10 Eylül 2010

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 1
 Bugünkü Ziyaret 69
 Toplam Ziyaret 282162

 
AVRUPA BİRLİĞİNDE AİDİYET
Din âidiyeti mi, ırk aidiyeti mi?

İşte Avrupa bu çıkmazı aşamadı.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


ÂİDİYET VE OTORİTE
Bu âidiyet kavramının da hiçbir müfessir tarafından bugüne kadar Kur'an-ı Kerimden bir karşılığı gösterilmemiştir.

Siyasî düşüncedeki vatandaş anlayışında, çok önemli bir eyri dolduran bu kavramı bir tefsirci olarak yorumlamamak tefsir açısından çok büyük eksikliktir.

Siyasî rejimler konusunda tartışma açabilecek veya açılan tartışma seminerlerine katılabilecek din akademisyenlerinin bu gibi siyasî kavramlar konusunda çağdaş açılımları anlamadan ve Kur'an-ı Kerimden karşılıklarını bulmadan katılmaları kesinlikle gülünç olur.

Âidiyet, bana göre fıkıh ulemasının kesin konusudur. Bu açıdan aşağıdaki araştırma yazısının kesinlikle, özellikle fıkıh ulemasının okuması gereken yazımım okunması gerekmektedir.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


AİDİYET VE YAVUZ SULTAN SELİM
Bir devlet elbette bekası ve varlığını sürdürebilmesi için toplumunu sosyal kontrolden geçirmesi ve sosyal normlar getirmesi gerekmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu, Moğol İstilaları geçirmiş ve devlet-i ebed politikasını sürdürebilmesi için aidiyet ve siyasi kimlik kontrollerini sık sık gözden geçirmesi zorunludur.

Çaldıran Savaşında, 40.000 şî'î Osmanlı vatandaşını öldürtmüş müdür? Ne amaçla savaş açmıştır? Safevîler, türkmen aidiyeti altında, Osmanlı tebaası için tehlike oluştumuş mudur?

Yavuz Sultan Selim, İslam kültürünün yerine ve İ'lâ'-i Kelimetüllah ideali yerine Turan Cihan Hakimiyeti uğrunda savaş istemiş midir?

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


REAYA VEYA YURTTAŞ
Biz Kur'an-ı Kerimde geçen "eymân" kavramına, "aidiyet" anlamını verdik. Bu nedenle, aidiyet kavramını da Kur'an terminolojisine işlemiş bulunuyoruz.

Mutluyuz; İslam bir kavramın daha karşılığını kazanmış bulunmaktadır. Eyman kavramına bu anlam yüklenmesiyle, tefsir kitapları yeni bir biçim almıştır. Ulûm'ul-Kur'an eski terminlojisini yenilemiş olmaktadır.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


TÜRK VATANDAŞLIĞI
"EYMAN" KAVRAMINI, "AİDİYET" OLARAK YORUMLADIK.

Aşağıya alıntı yaptığımız yazıda, Küba vatandaşının kendisini Müslüman Türk olarak görmesini ve dünyaya ilan etmesini anlamaktayız.

"Kuşkusuz Allah yükümlülüğünü ve aidiyetini değiştirip karşılığında çok az bir dünya kazancını satın alan bu kişiler... evet o karakterdekilerin ahirette hiçbir alacakları yok; Allah onları kıyamet günü hiç konuşturmaz ve yüzlerine bile bakmaz. Ayrıca onları aklamaz ve onlar için çok acı veren azap vardır" Âl-i İmran: 77

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


AİDİYET VE KİMLİK
Âidiyet, dinimizin ve tefsircilerimizin temel konusudur. Ancak hiçbir müfesir, bu konuyla yakından ilgilenememiştir.

Kur'an-ı Kerimdeki "yemin" ve çoğulu "eymân" sözcüklerinin büyük bir bölümünü bu anlamda kullandık.

Aşağıdaki alıntı yazımızı da bu amaçla bu sayfalara aldık.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


KÜRÜTÇÜLÜK MÜCADELESİ VE AİDİYET
Hz Ebu Bekir RA hılafeti döneminde ençok ilgilendiği ve üzerinde durduğu, hatta uğrunda savaştığı en önemli konu, İslam devletinin birlik ve beraberliğini sağalamak olmuştur.

T. C. devleti kuran iradesi, ordusu ve hükümeti için bugünkü PKK ve onun başı A. Ocalan ne ise Müseyleme'tül-Kezab'ın kavmi ve kendisi de İslam devletini kuran iradenin o andaki kollayıcısı ve yürütmecisi Hz Ebu Bekir açsından o idi.

M, Kezzab, siyasi İslam tarihinden benim edindiğim bilgi birikimi de odur. Müseyleme'nin amacı, amacından saptırılan siyasi tarihçilerin üzerine basa basa ileri sürdükleri gibi sadece sahte peygamberli iddiası değildi. Müseyleme, o çağda medyatik araç olarak şairliğini kullanıyordu. Tıpkı Yılmaz Güney vd gibi siyasi içerikli şiirler söylüyordu. İyi bir halk ozanıydı. Bu kötü karizmasını halk ozanı olarak dillendiriyordu.

Bugünkü PKK'yı ve başını AB ve ABD halk kahramanı yapmaya çalışyorsa o zaman da Müseyleme, şiirleriyle terör üretiyor, lundakçılık yapıyordu. Şiirlerinde daima yanıbaşındaki bir şirret kadının desteğini kullanıyordu.

Müseyleme'nin esas amacı, riidet olarak değerlendirilen ayırımcılık idi. Hılafetin devlet birliğinden kopmak istiyordu. Namaza Oruca karşı çıkmıyor, belki de haccı da yapmak istiyorlardı, elbette ki kendi devlet yapılanması ve kendi anayasaları çerçevesinde. Siyasi birlikleri kendi kabilesi kendi etnik anlayışlarının emrettiği doğrultuda yeniden yapılanacaktı.

İbadetleri yapalım ama, zekaatı "nısfun lî ve nısfun lek" "yarı yarıya" bölüşelim; federe olalım. içişlerinde ve parlamento oluşumunda bir otonom yapıya sahip olalım. ama dış temsilcilikler iszin elinizde olsun diyorlardı. Dillerine, köy ve kasaba adlarına, soyadlarına, kendilerini elee ve dille ifade etmelerine sahip olmak istiyorlardı.

İşte bugünkü PKK gibi. İşte konuya bu açıdan bakmamız gerekmektedir. Çözüm, İslam'ın temel ilkelerindedir. Kur'an-ı Kerim yeteri kadar temel esasları vwermektedir. Yeter ki o ilkeleri iyi yorumlayalım ve Kur'an-ı Kerime bir devlet felsefesi üretecek güçte bakalım.

İcmâ'-ı ümmet anlayışına biraz daha yiy bakalım ve İcmâ'-ı ümmet makinesini kuralım ve sağlıklı biçimde çalıştıralım.

İşte aşağıdaki aşıntı yazıda PKK'nın ve DTP'nin son geldikleri durum, istekleri, aldıkları ve almak istedikleri anlatılmaktadır.

Yumuşak eldiveniyle hükümet, biraz daha kendine sahip çıkmalı, istek ve kundaklamalara biraz daha sert yumruğunu göstermelidir.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


KÜRTÇÜLÜK VE TURANCILIK
Kütrçüler, Kürdistan demektedir; Türkçüler de Ziya Gökalp diliyle, Turan Ülkesinden söz etmektedir.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


İRAN VE AZERÎ IRKI
İran, Persi diye anılan, kökeni eski bir ırkın devletidir.

Benim tespitime göre, İran çok eski Çin ve Moğol ırkının Hint uzantısının bir parçasıdır.

Gerçek Persîler her halde çok azınlıktır ve ülkenin esas ırkıdır. Ancak Âzerîler yazar Cihan Aktaş'ın tespitine göre Şî'îliğin de esas kaynağıdır.

Fars kültürünün tahakkümü Pehlevi hanedanının iktidar olduğu yıllarda varlığını göstermiştir. İran'da üstkimilk, İranlılıktır; ancak Âzerîler dinî ağırlığın başını çekmektedir. Bir başka rivayete göre Persîler, sarı ırk dediğimiz Çin sülalesinden ayrı olarak Ârî ırk olmaktadır. Ârî ırk bugün Persîler, Ermenîler, Kürtler... olmaktadır. bu ırklar tek bir milletin uzantısıdır.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


SOYAÇEKİM VE AİDİYET
Müslüman din adamı olarak en çok yaancısı olduğumuz kavram, aidiyet'tir.

işte aşağıdaki alıntı yazı, soyadı ve soyçekim aidiyetlerinin tarih sahnesine çıkışındaki bir örneği gözlerimiz önüne koymaktadır.

Güçlü soyadlarının nasıl iktidar olduğunu ve insanlığın kaderinde nasıl rol oynadığını dillendirmektedir. Bu konuda şu âyet-i kerimeyi aklımıza düşürdüğünden bizim için çok önemli bir tefsir örneği sayılmaktadır:

"Erkekler için, anne-baba ve yakın akraba bırakıtları/kalıtımının bir sosyal statüsü, kadınlar için de aynı anne-baba ve yakın akrabalarınkilerin bir sosyal statüsü vardır. Ama kaba taslak bir statü olarak; onun azına az ve çoğuna çok olmasının... Öteki akrabalar, yetimler ve yoksullar da miras dağıtımında hayatta bulunursa, o gerideki maldan onları da geçindirin ve topluma kazandıracak biçimde davranın. Şayet arkalarında eli ermez ve gücü yetmez çocukları bırakmış olsalar o çocukların geleceklerinden endişe içinde olacak kişiler aynı korkuyu yaşasın da Allah'ın takvasını gözetsinler ve kılı kırk yaracak biçimde davransınlar. Geride kalanların mal haklarını çiğneyip yiyenler, kuşkusuz karınlarına ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşin yakıtı olacaklar. Nisa Sûresi: 7-10.

"Allah'ın kendi aşkın iradesiyle bir kesiminize ötekinden daha çok verdiği mevkiye imrenmeyin. Erkeklerin kendi bünyelerince elde ettikleri mevkileri, kadınların da kendi bünyelerince bir mevkileri vardır. Siz Allah'tan sadece aşkın iradesinin size ilişkin nasıl gerçekleşeceğini isteyiniz. Kuşkusuz Allah her şeyi kader ilmiyle değerlendirendir. Hepsi için... evet anne-baba ve birinci derece akrabanın kalıtımını paylaşanlar için asaba olarak yönetici vâsîlik programladık. Âidiyetlerinizin sahip olduğu işçi ailelerinin de paylarını tanıyın. İyi bilinmelidir ki her şeyin eş-güdüm önderi, Allah’tır". Nisa' Sûresi: 32-33.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


İSLAM'DA ÂİDİYET
Âidiyet, biz tefsircileri hiç ilgilendirmemiştir. Müfessirler, İslam âidiyetinden sık sık söz etse de hangi ^yetten veya hangi sözcükten kaynakladığı konusunda hiçbir açıklama yapmamaktadır. Rastgele kendi aklına düştüğü anda müfessirler, sayfalar dolusu kendi görüşlerini kağıda dökebilmektedir. Ama tamamen hissi ve kendime özgü açıklamalar yapmaktadır.

Kur'anı Kerimde bir düzen vardır. Kendine özgü bir yapılanması vardır. Şahsen Kur'an kültürünün yorumcusu olarak ben, "Eymân" sözcüğünü "âidiyet" olarak yorumlamışım. Âidiyetle ilgili her yazıyı bu başık altında incelemekteyim.

İnşallah bu alıntı yazım da izleyicilerime yardımcı olur.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


ÂİDİYET VE KİMLİK
Bu konuya ağırlık veriyorum; çünkü bu yönde müfessir olarak büyük eksiklikler yaşadığımız besbelli.

Kur'an-ı Kerim tefsirinde hiçbir yenilik göze çarpamaktadır: Millet nedir? Devlet nedir? Vatandaşlık nedir? Dost ülke ve düşman ülke kavramları hiç netleşmemiştir. Pasaport, vize, elçilik ve konsolosluk gibi uluslararası ilişkiler konusunda da hiçbir yenilikler Kur'an tefsirine aktarılmamıştır.

Şahsen bu konuları ben önemsiyorum. Bu nedenle bu gibi alıntıları sık sık yinelemek gereğini duyuyorum.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


SİYASİ KİMLİK VE AİDİYET
KÜRT AÇILIMI, iSLAM AİDİYETİ AÇISINDAN ÖNEMLİDİR.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


BİR İHTİDA VE TEVBE ÖRNEĞİ
Tevbe konuusnda çok sansasyonel haberler var. Müslüman ulema herkesi cennete sokabilmek için arışa giriyor; Ku'an-ı Kerimden birkaç sure okuyanı cennete sokuyorlar. Ed'iye-i Me'sûre denen duaları ve Hz Peygamberimizin sıklıkla dillendirdikleri duaları sıklıkla kullanılmasını salık veriyorlar. Tamam, Hz Peygamberimiz SAV zaten cennetlik ve yaptığı dualar da imanının güçlülüğüne güç katıyor. Ama bizim aynı duayı yapmamızla, Hz Muhammed'in dilinden dökülen dua Allah katında aynı etkiyi yapmaz. Yani duanın ve rastgele tevbelerin Allah katında çok etkili olduğunu sanıyoruz. İşte bu anlatılan ihtida örneğiyle, her ne kadar ateist olsa da ve hiçbir dini değere inanmadığını iddia etse de doğuştan aldığı kader bilgisi onun dinsiz olmadığını ve kaderine aykırı davranışlar sergilerdiğini, ergeç kader bilgisinin tepreşeceğini anlamaktayız. Her insan tevbe edemez; doğuştan imanlı olan kişi ergeç bu imanını belgeleyecektir.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


EYMAN VE KİMLİK
Kur'an-ı Kerimde Eyman sözcüğünün, yemin anlamından öte kimlikler anlamına geldiğine ilişkin çok açıklamalar yaptık.

Mustafa Özel'in yayınladığı aşağıdaki makalesinde de bu konuya değinmesi bize yardımcı olacağını sanmaktayım.

Bu nedenle alıntıladım.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


DEVLET VE ONUN MEDYASI
Devlet, babadır ve sivil toplum da ana! İkisi bir ailedir. ikisi de olmadan devletin bekası söz konusu olamaz.

Hz Peygamberimiz SAV devlet adamlığını yeğlemişti ve Kur'an ahkamını o çağa göre yorumlamış, o çağa görer güncellemiş; yasama-yürütme-yargı erkini kurmuş ve o çağın gereği olarak da anayasasını düzenlemişti.

bu düzenleme babanın işidir. Devlete bir de ana gerek; cemâatini kuracak ve cemâatin gereği, spor ve müzik sosyal etkinliği içinde medyayı oluşturacak ve devlete adam yetiştiren bir okulluk görevini üstlenecek, devletin arkaplanı ve gözükmeyen yüzü görevini üstlenecek kuruma ihtiyaç var... İşte Hz Ali KV... Hz Peygamberimiz Hz Ali'ye bu görevi biçmişti: "Ali, İlmin kapısıdır" buyurmuştu. İşte bugün bir devlet var ve bir de onun sivil topulm örgütlenmesi boyutu vardır. Bugün için en kalııcı sivil topulm örgütü cemaatleşmesi örnekliğini Fethullah Gülen cemâati üstlenmektedir ve cemâat olarak Başbakan ona yanaşmış gözükmektedir.

Diğer cemâat yapıanmalarını gördük; tamamı saf duygulu ve çalışan Müslüman kesimin parasını bir yolla alıp cebellezi yapmak. İşte YİMPAŞ, işte KOMBASSAN, işte Deniz Feneri... Konya'da kurulup balon gibi sönen holding uydurmaları... Tamamı yurt dışında etinden, tırnağından kesip para biriktirmeye çalışan saf ve temiz duygulu Müslüman işiçi vatandaşların parasını din adını kullanarak Türkiye'ye aktardılar. Öyle veya böyle yediler ve savdılar. Kötü devlet iktidar sdahiplweri de peşlerine düştü; ama onlar da kendilerini savunamadılar. Onca para carcur oldu gitti.

Bu bir devlet adına arkaplan oluşturma yarışıydı ve Gülen Hareketi alnının akyla temkinli ve hızla ilerlemektedir. Diğerleri hala din adına ahkam uydurmakta ve yandaşlarıyla o paracıkları carcur etmiş durumdadırlar. İşte kalıcı ve topluma açık, şaffaf görünümlü devlet kurmaya çalışan bir Başbakan var ve onun arkaplanında da Fethullah Gülen Hareketi var.

Amerika seyahatlerinde bu Şeyhi ziyaret etmemiş, elbette edemez; muhalefetteki kötü devlet siyasi irade sahiplerinin ağzına yem olmak istemez. İşte bu hareket bir aidiyet örneğidir. Bu nedenle bu haber yazıyı alıntılamış bulunmaktayım.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


AİDİYET VE KUR'AN-I KERİMDE
âidiyet çok önemli bir konu... Fakat Kur'an-ı Kerimde müfessirlerce, doğrudan bir karşılığı bulunmamış. Dolaylı olarak da mecazi bir anlam verilerek Tefsir terminolojisi kapsamında bir kelime icat edilmemiş. İşte ben tefsirimde, Eyman sözcüğünü bu anlamda kurguladım ve ne kadar yazı varsa bu konuya alıntıladım.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


AİDİYET VE BAYRAK
Bayraklar dalgalanmadıkça nasıl devletini savunabilirsin? Bayraklar göndere çekilirken gür sesle ve milletçe İstiklal Marşı söylenmezse nasıl bir millet olacaksın? Sen dünyada kimsin? Yerin ve yurdun neresi? Hepsi de bİr bayrak, bir sancak, Kelime-i Tevhid alnımızda veya başımızın üstünde, milli veya dinî marşımızla birlikte dalgalanmalı! Kürşat Tüzman, Abdullatıf Şener cesaretini gösteremedi. Ülkücülük bayrağı altında farklılaşamadı. Aidiyetini gösteremedi. Tıpkı Ahmet Türk gibi... Hem Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında yaşayacaksın. Hem de Türklüğün büyük şemsiyesi altında tutunmaya çalışırken: "Ben Kürt'üm!" diyebileceksin. Olmaz öyle şey! Kürşat Tüzman, ülkücülüğünü aidiyet olarak söylüyor, ama AKP çatısı altında olmayı da tam içine sindirebilmiş değil.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


kimlik bunalımı
Kur'an-ı Kerimde aidiyet üzerinde durulmaktadır. Ancak tefsirlerde böyle bir konu bulunmamaktadır.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı


NERELİSİN? SOYADINIZ NE ANLATIYOR?
İşte bizlere ilk sorulan sorular bunlardır. İlk karşılaştığımız dostumuz, dinimizden önce aidiyetimizle ilgili sorularla karşılaşırız.

âidiyet ve din kategorisindeki yazının Devamı





 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hz İsa, Hz Adem ile cenetten kovulan ervah arasında olmadığından mezarı yok. Öyleyse Hz İsa insan mıdır?
a- Hz Adem soyundan insandır.
b- Allah'ın Kelimesi melek-insandır.
c- Göklerde yaşar melektir.
d- İnsanüstü zekadır.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 4095
FATİHA SURESİ 2936
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 2618
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 2421
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 1606

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
62 mesaj var.