"Sahada futbolcular tribünde seyirciler büyük keyif alacak. Çünkü hırslı, agresif ve sürekli hücumu düşünen bir futbol oynatacağım" diyen Bernd Schuster'dir. Kafasındaki kurgu hakkında ipuçları verdi. Futbolda başarı, kavgacılıktadır.
05 Eylül 2010

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 1
 Bugünkü Ziyaret 104
 Toplam Ziyaret 281142

 
KUR'AN-I KERİMDE AJANLIK VE TERÖRE BAKIŞ
Fiyatı: 2001 Yayınlarının Armağanı YTL
TANİTİM KİTAPÇIĞI: 8

KUR’ÂN-İ KERIM’IN

AJANLIK VE TERÖRE BAKIŞ AÇISI

İşte bu çizgiyi ve bu gerçeği yakalamaya aday olduğumuzu ispatlamak için “Birleşik Alan Teorisi Serisi” bünyesinde Kur’an-ı Kerim ajanlık ve terörü nasıl tanımlıyor? Ajan ve terörist insanların psikolojik yapısı nasıldır? Uygarlıkların veya milletlerin ajan ve terörist yetiştirmesi nedendir? Hangi tür eylemler ajanlık ve terör sayılır? Resûlüllah SAV’e karşı çalışan ajan ve terörist var mıydı? Kim adına veya uygarlık adına terörsit eylemler yapıyorlardı? Provakasyon ve yeraltı karanlık eylemleri olmuş mudur?

İşte bu tanıtım kitapçığında bu soruların cevaplarını bulacaksınız.

“BEYTÛTE”, AKŞAMLAMAK Mİ?

O Rahman'ın kulları, cadde-pazarda varlığını duyurmadan ilkeli davranan, bilgisiz palyaçolar onlara sataştığında "Selâm!" deyip geçiştiren; hem istekte bulunur, hem de istek dinlerken Rabbleri adına ajan olan;

Rûm: 64-65.

“Yozlaşmacılar: "Başımız üstüne!" derler, ama senin özgün yayın alanından canlı yayına geçtiklerinde haber ajanları32 senin söylediklerini alan karartıp başkasını kurgulama yapmıştır.33 Allah onların o kurgulamasını not ediyor. Öyleyse sen onlara yüz verme; Allah'a dayan ve güven.34 Sana siyasi güç kaynağı vekil olarak Allah yeter. Onlar acaba Kur'an'ı bir bütün düşünmüyorlar mı? Şayet O, Allah'tan başkasının katından gizli ajanlarca naklen verilseydi, içeriğinde pek çok çarpıklıklar bulacaklardı. Kendilerine güvenliklerine veya korkmalarına ilişkin bir yürütme sezinler sezinlemez hemen yaygarayı basarlar. Fakat konuyu o Resûle, dolayısıyla içlerinden seçilmiş İcma' Kurulu Ulü'l-Emr'e götürselerdi içlerinden araştırma komisyonu çıkarıp gizliliği açıklığa kavuşturanlar içyüzünü anlarlardı. Şayet iradeleriniz üzerinde Allah'ın aşkın iradesi ve etkileşim bilgi-sevgi ağı olmasaydı çok azınız dışındakiler şeytanın uydusu olurdunuz.35”

Nisâ’: 80-83.

32 *Bir gazete "Devlet Yedeğinde Sivil Örgütler" adlı köşe yazısında statükocu STÖ'lerin halkın sesi STÖ'lerin önünü nasıl kapattığını şöyle anlatıyor: Emir yukarıdan geldiğinde...diye başlıyor. Sözde Müslüman ülkede bir günde tam 1500 sivil toplum örgütü STÖ kurulmuş, ABD bunun için o uydu ülkeye para vermiş. Bu desteklilerin artmasıyla toplum nasıl sivilleşecek? Bakara: 256. Cibt destekli tağutlar maç heyecanını arttırarak, toplumun ğayyı olan düşünmeden sürüleşmesini kolaylaştırmaktadır. Kalkınmış diğer bir uydu ülkede in-san haklarına dönük her eylemde sesini yükselten "İşkenceyi Önleme Komitesi"nin malî kaynakları aynı devletin Dışişlerince karşılanmaktadır. Çeşitli uluslar arası toplantılara katılırken ABD yönetimi bazı STÖ'leri de beraberinde ve resmî heyetin içinde götürüyor. AGİT toplantıları yüzleri aşan STÖ arenasına dönüşüyor. Ama bir şartla: teröre bulaşmayacak? Terörün tanımını da o ülke makamları beliriliyor; kendi çıkarlarına ters düşmemek! O ülkede mutlu azınlık, gerçek vatan evladının üvey evlat ve azınlık statüsüne sokulmasına tepki feryadını terör görüyor. İşte özgünlüklerin makaslanması! Son yıllarda sayıları gittikçe artan statükocu STÖ'ler Bakara: 143. vasat ümmet olarak bir yandan toplumsal örgütlenme görevini yürütürken, diğer yandan bağlı bulundukları ülke kurumlarının çıkarlarını korumaya özen gösteriyorlar.

33 *Kurtlar püslü havayı sever. Havayı püslü eden toplumsal yozlaşmacı Müslümanların derin devleti, karşılarına çıkan ilâhî karizmatik halk önderlerinin etkinliklerini kundaklayabilmek için, hayranı olduğu tröstleşmiş basın-yayın organı gizli servis elemanlarını sahneye sürer. Gizli servislerin güdümündeki sözde Müslümanlar Siyonizm'in ve beynelmilel sermayenin pençesindedirler. İlk aşama uyuyan toplumları tatlı uykularından uyandırmadan acımasız kaba kuvvetle, uyuyan ezilmiş karizma devlerini süzme aşamasıdır.. İkinci aşama o ezilmişlerin gövdeleşmiş düşüncesini geliştiren karizmayı yakalayıp gizli örgüt güçlerince hapse atıp sindirmek, bilinç odaklarını emmektir. Gerek kaba güç, gerekse kundaklama, foto montaj, şantaj, adam kaçırma, faili meçhul cinayet... gibi fesat eylemleriyle gövdeleşmiş düşünce etkinliklerini ve bilinç odaklarını sindirmektir. Üçüncü aşamada İslam dünyasının psiko-sosyal haritasını çıkarırken bu çalışmayı bilinçli düşünce etkinliği üreten atak unsurları gözetlemek ve bu gözetleme uyarınca hazırlanmış strateji planlarını ve bu planların uygulamada hayata geçirilmesini yönlendirmekle yükümlü intellejan beşinci kol uzmanlarını öne sürmektir.. Bu aşamada kitle haberleşme aracı basın-yayın aygıtları çizgi filmler, konserler, cinsel ve polisiye roman ve filmleri yoluyla düşünce boşluğu üretip kavram kargaşası hortlatacak ve toplumda atak tepkimeleri öldürecek sessizlik ortamı hızlandırılacak ve toplumsal yozlaşma tamamlanacaktır. Düşünceyi öldürmenin biricik yolu, futbol heyecanıdır.

Sömürgeci ülkelerin sömürge odakları, sahnelenen uyumun görünmeyen yönetmenidir. Bu sinsi odaklar kavramlara farklı amaçlar yükler. Vatanını kurtarma ve emilen damarlarındaki kanı vücudunda koruma savaşını veren genç mücahit vatan evladını "yeşil terörist" ilan eder. Kimliksiz tutup vatanını satan satılmış köşe başı yazarlarını aydın diye tanıtırken, gelenekleriyle dini motiflerine alçakça saldırabilen TV program yönetici psikopatına münevver insan der. Bu yeni kavramları gençliğin gözdesi yapıverir. O ülkenin kimliğini yitirmiş satılmış döneklerine vatan evladı kimliği ka-zandırır. Uyuşturucu bağımlıları, sanatçı kimliğiyle, ülkenin resmî tanıtım meleği, podyumların kralı ve sahnelerin gülü olarak tanıtılır, mesleği ve ahlakı özendirilir. Sözde vatan seven basın, vatanını karanlıklara bürüyerek parsayı toplarken karşısında kılını bile kıpırdatmaz; Yahudi veya Yahudileşmiş gizli servislerin geçtiği haberler dışında haber yayınlamaz. Sömürücü dev basın kartel kuruluşları karşısında ya susacaksın veya ülkeyle halkının çıkarları adına konuşacaksın, ama kılıfın biçilmiştir; terörist! Dev kartellerin yürürlükteki ilkelerine boyun eğmek, onun bilincinin öngördüğüne uymak zorundasın; olmazsa teröristsin. Siyasî partiler soyut düşünceyi yansıtıp yabancı güdücü lobilerin buyrultusuyla yürür. Hedef belirlememiş ve güdümlü demokrasi bünyesinde kıskaca alınmış siyasetin "bireyler topluluğu" parlamenteri, sömürücünün sindirim kanallarında varlık kazanmış cinsel dürtülere bağımlıdır.

Sıffîn Savaşı, Muaviye'nin beşinci kol entellejanlarının üstün çabalarının ürünü toplumsal yozlaşmayı görüntülemektedir. Hz Osman RA'ı kendi gizli servis elemanları katletmesine rağ-men, sahneyi karartarak katil suçluyu yakalama konusunda topu Hz Ali KV'ye atar. O da suçluları çok iyi bilmesine rağmen, faili mec-hul cinayetler serisine katılan olayı görüntüleyemez. Enfal: 46. Beşinci kol yalıtmayı ve derin bir sessizliği iyi becerir. Biz biliyoruz ki bir nesnenin üzerine tutulan ışıklar yüzünden nesne de değişikliğe uğrar. Bu özel ışıklar, birbirine paralel projektörler sıkmaktadır: Burada psikolojik faktör önem kazanır. Sosyal ve an-laşılır din alanı karartılmış; metafizik alana kaydırılıp o aydınlatılmıştır.

Bu âyetler kompozisyonu, beşinci kol gizli servisinin elle tutulup gözle gözükmeyen parçalardan oluşmuş yeni mekanizmaları devreye soktuğunu anlatıyor. Bu mekanizma, yansıtılmak istenen olayı âdetâ göstermeden yansıtırken yalnızca kendisi görüp algılıyor. Tıpkı futbola heyecan verenlerin sporseverlere göstermeden küfür, taşlı sopalı saldırı, Allah inançsızlığı vb ağın kabloları arkadan dolanmış, gözükme imkanı yoktur. Bu bir gölge oyunudur. Eflatun'un "Mağara İstiaresi"dir; duvarın üstüne düşürülen gölgeler yalnız duvara bakmak zorunda kalanın şaşkınlığını daha da arttıracaktır. Bu entellejanlar bir bakıma hastalık taşıyan sinektir. Hiç beklenmedik anda zehirlerler. Bir işyeri sahibini düşünelim; işçi çalıştırıyor. Kendisi İslam bilincinde olsa bile bu işçi kadrosu arasına kuşku uyandırıcı öğeler sokularak, işyeri sahibi farkına varmadan olumsuz etkin ve itici motiflerle kokuşma yayılabilmektedir.

34 *Dev sömürü ülkelerine gerçekleşen beyin göçünde beşinci kol entellejanslarının kontrol mekanizması etkin rol oynar. Her beyin göçüne ayrı bir haber ağı hazırlar, anında haberi olur. Düşüncesinin eyleme dönüştüğü ve tehlike oluşturan bölümü ışıklandırılır. Medya gizli servislerinin beşinci kol elemanları, sivri düşüncelerinin saçma, sonuçsuz kalacağına o göç eden savaşçıyı bile inandırdığında medya, gizli bir düğmeye basar. Karşısına Yahudileşmiş kişilerden din sömürüsü yapan karşıt düşünceliyi finanse eder. İdealize cemaatın karşısına, kendi yakın mesai arkadaşı; politize olmuş lider ve cemaatini diker besler, yayılmasına göz yumar. Cemaatlerin sahnesinde o kadar karartma çelişmeler kargaşa oluşturur ki sömüren güçler rahatlar kıyasıya boğuşma, boğazlaşma hep kardeş cemaatler arasında sürüp gider. "Yetmiş iki buçuk" boğuşan zorba oluşur.

35 *Burada derin devletin gizli servis, beşinci kol, entellejans kontrgerilla vb etkinlikleri söz konusudur. Bir devletin kuruluş aşamasında, anayasasının başlangıç bölümündeki devrim ilkelerinin halka benimsetilmesi ve halkça da benimsenmesi dönemecindeki kültür eşiğinde baş vurulan eylemlerdirler. Kuruluşunu az sayıda kurmaylaşmış insan gerçekleştirir, kendisini çevreleyen gizlilik nedeniyle bilinmez ve içine girilmezdir. Kurtuluş savaşlarının gerçekleşmesinde büyük rol oynarlar.

Geniş bir örgüte bağlı bulunmalarına rağmen birbirinden habersizdirler. Gizli oturum, her birimiz için başkalarının önemi gösterilir. Bu önemi başkalarının bizi görünmek istediğimiz gibi görmelerinden veya görmemelerinden kaynaklanır. Bielderberg, Hollanda'daki otelin adıdır. Bir "dünya hükümeti" için gizli çaba harcayanların, "yeni bir dünya düzeni" uğruna büyük sermayeleri örgütlemek için ilk toplantının yapıldığı yerdir. Yılda bir iki kez toplanan belirli iş adamları yanlarına sadece parlamentodaki uzantı elemanlarını alır, gizlilik içinde toplanırlar. İşin ilginç yanı; Bieldelberg politikaları, katılanlarca değil, 24 Avrupalı ve 15 Amerikalı küçük bir grupça belirlenir. Bu grup, CFR diye kısaltılmıştır.

Faili meçhul cinayetleri kim işler? J. Kennedy'yi kim öldürdü? Malcom X'i, O. Palme'yi, Ziya’ul-Hakk'ı, Kral Faysal'ı kimler öldürttü? Hz Osman RA'ı kimler katletti? Hz Muaviye ve sülalesinin örgütü neydi? Hz Osman RA'ı kim halife seçtirdi? İşte göklerde de böyle bir gizlilik düzeni egemendir. Cinnler bu gizliliği bozmak için casusluk eyleminde bulunmakta, meleklerce kozmik ışın yağmuruna tutulmaktadırlar. Bu âyet-i ke-rime Hz Peygamberimiz SAV'e ve biz ümmetine çok şeyler söylemek istemektedir. Bu gizli casusluk ağına takılan laik Müslümanlar ne yapacaklardır? Parlamentonun ve devlet dairelerinin üst kademelerinden elini çekmeyen şeytan köstebeklerinden Müslümanları hangi insanların özgür iradeleri ve oyları kurtaracaktır? Siyasî Müslümanlar hâlâ parti mi cemaat mi kavgasını yapsın dursunlar. Şeytanlar parsayı toplasın da o Müslümanlar cennete gitsinler!

Doğuştan canlarına hainlik işlemişlerle gövde gösterisi yapma. Kuşkusuz Allah o hep hainlik olanı ve suç işleme psikolojisi içindekileri hiç sevmez. Evet onlar niyetlerini herkesten gizlemeye çalışırlar, ama Allah karşısında öyle yapamazlar. Zira hoşa gitmeyen davranışları özgünlüğünden makaslarken Allah onların ruhuyladır. Allah, kötü düşüncelerini dışa yansıtan etkinliklerini çepeçevre kuşatmıştır.

Nisâ’: 107-108.

YİKİCİLİK

Sen kendilerine, sosyal değerler düzeni Kitaptan sözde bir statü kapanlara bakmıyor musun ki mefkûresizlik satın alırken, sizin de Sırat-ı Müstakimden mefkûresizleşmenizi istiyorlar? Oysa Allah, düşmanlarınızı en iyi bilendir. Allah gibi ilke önderi yok, Allah gibi ülke önderi de yok! Yahudileşen bir elit topluluk, sosyal realite kelimelerin toplumda yerleşmelerinden sonra,24 üzerlerinde kalem yürütür: "İşittik, ama karşı bayrak açtık", "Dinle! Kulağına küpe olmadan..." ve "Bize de çobanlık yap!" biçiminde dil cambazlığı kelime oyunlarıyla ve egemen değerlerin özünü yaralayarak konuşurlar. Oysa onlar: "İşittik ve saygı duyduk!", "Gönülden dinle!" ve "Bizi de güdüle!" deselerdi elbette kendileri için daha yerinde, daha tutarlı olurdu. Fakat yasa delicilikleri nedeniyle Allah onları lanetlemiştir. İnançları yok denecek kadar az25. Ey kendilerine o sözde kitap verilenler! Biz nice içten pazarlıklıları kökünden kazıyıp beklentilerini gerilere doğru asıllarına çevirmeden veya onları "Cumartesi Ashabı" gibi kargışlı etmeden çağınızdakileri güncelleştirerek indirdiklerimize iman edin. Zaten Allah'ın kader planı çoktan uygulanmış bitmiş hiçbir şeyi değiştirmezsiniz. Kuşkusuz Allah, sadece kendisininkine karşı tragedya kurulmasını yarlığamaz; bunun dışındaki suçları kaderde dileyen için hemen yarlığar. Herkim Allah'a karşı tragedyacı olursa büyük bir suçu sırtlanmış olur. Kendi kendilerini temize çıkaranları görmüyor musun? Oysa kaderde dileyeni ancak Allah temize çıkarır ve hiç kimse kıl ucu kadar haksızlığa uğratılmaz. Bak! Allah'ınkine karşı nasıl yalan medya geliştiriyorlar? Yalın anlaşılır bir suç olarak sadece bu onlara yeter!

Nisâ’: 44-50.

24 *Bu "kalem yürütme" gerçek anlamda kullanılmamış, devletin işleyen düzen ve anayasasını kundaklayıp beşinci kol çalışmalarıyla çökertip toplumsal gerçeklik ve toplumsal yapıyı değiştirme eylemlerinintoplamıdır. Bir Yahudî var, bir de Yahudîleştiren beşinci kol ajan örgütü ve dönmeler var. Siyon, Kudüs'te belirgin bir tepenin adıdır. Bu tepenin adından esinlenerek kurulan gizli örgütün adı Siyonizm'dir ve ideali sıcak savaşa girmeden; kundaklama, ajanlık ve terör eylemleri ile Filistin'de bir Yahudî devleti kurmak ve o kutsal topraklara yerleşmekti. Bu gizli örgüt lobi çalışmalarını İngiltere’de ve daha sonra da ABD’de sürdürmüştü. İngilizlerin beşinci kol ajan çalışmalarının etkinlikleriyle Osmanlıların Avrupalılaşması sonucu, İslam dünyası yenik düştü, ağır faturası hilafet yönetimine çıkarıldı, ama hilafet Osmanlı'ya yasal yolla mı yoksa saptırılmış olarak mı geçmişti? İngilizler Mısır'da hangi hilafeti Osmanlı'ya devretmişti?

İslam ülkeleri özgür iradeleriyle seçimleri sonucu Kureyş'ten halifelerini parlamenter düzenden seçeceklerdir. Gizlice başlatılan lobi çalışmaları, önce Yahudîleştirilen Osmanlı yanlısı Türkler yardımıyla Filistin'de, İsrail Devletini tetikledi. Sonra Lozan Antlaşması ve 1919 ihtilal hareketiyle de artık karşılarında direnecek tüm güçler kırılmış oldu. Zaten İslam dünyasının iki giriş-çıkış noktası vardır: Türkiye ve Mısır. Bu iki güç kırılırsa İslam dünyası içinden fethedilmiş olur ve halifesiz kalır. Yahudîleştirmenin gizli ajan çalışmaları spor kulüp yönetim patronlarıyla, kartelleşmiş gazete ve dergi, tröstleşmiş TV, Radyo, sinema ve turizm vs bürolarda kümelenmektedir. Beynelmilel sermaye, bu kitle iletişim araçlarına sızmalarla çok hızlı yankı bulmakta ve insanların Yahudî-leşmesini sağlamaktadır. Özgürlükçü gizli güçler ve kundakçı ajanlar, olayların arkasında varlık göteriyorlardı. Bu Yahudîleştirilecek dönmeler zengin, yüksek öğrenim görmüş, entellektüel ünlü kişilerdi.

Mutlu azınlık iradesi, ajan ve kundaklama eylemleriyle belli hortumlardan akıtılan beynelmilel sermaye sonucu Yahûdîleşen ve maşa olarak kullanılan Osmanlı üst düzey yöneticilerince gerçekleştirilen Tanzimat Fermanıyla devlet iradesi olmuştur. Maşa olan İslam toplumları veya az gelişmiş ülke insan sürülerini kendi çıkarlarına ters yönde, ama mutlu bir azınlığın çıkarlarına hizmet edecek biçimde ayarlayan güç nedir? Mutlu bir elit azınlık halk sürülerini bencil, kör ihtiraslı paradigmalar uğruna nasıl maşa olarak kullanıyor? Bieldelberg'te olduğu gibi, Siyonistlerin tekelindeki uluslar arası sermaye, az gelişmiş İslam ülkelerinde seçilmiş yöneticilik makamına tahakküm etmektedir.

XX. yy başlarında kapitalizme karşı bir sınıf müca-delesi verilmiş, ama bu sosyalist mücadelenin de bayraktarlığını yine aynı mutlu azınlık yönlendirmiş. Bu insanların karşılarına aldıkları da yine kendilerinden olan kimselerdi. Bu mutlu azınlık hem eziyor, sömürüyor arkasından ezilmiş halk sürülerini birbirleriyle çatıştırıyor ve onların üstünden daha da yükseliyor. Bunlar, kendilerine karşı her hareketin kontrol ve planlayıcılığını ellerine alamazlarsa hemen bir hükümet krizi hortlatır. İşte siyâsî İslam'ın toplumcu mücadelesi, bu ajan kışkırtmalarıyla Osmanlı'da olduğu gibi, hâlen başarısızlığa uğratılmaktadır. Siyonizm dediğimiz bu uluslar arası sermaye Waşington, Londra, Paris gibi yerlerden, belirli birkaç kişi tarafından yönlendirilmektedir. Bu sermaye az gelişmiş İslam ülkele-rindeki sözde Kitaplı Müslüman maşalara kredi olarak verilmekte, kurulan işyerlerinde ajanlar yetiştirilmekte ve o ülkelerin ham madde kaynakları ve insan gücü kendi çıkarları için sömürülmektedir. Hükümetleri baskı altında tutarak, o ülkelerdeki sermayenin de Yahûdîleş-tirilmişlerin ellerinde toplanmasını kontrol etmektedir.

Birleşik Amerika'daki iç savaşta karşıt gruplar, Rot-hschild'ların Amerika'daki kolu A. Belmond'ca finanse edildi. Yine aynı R. nin parçası olan Warburglar, A. Hitler'e malî destek sağlamış, bu aile toplama kamplarına alınmıyor, Paris'te lüks yaşıyor, İngiltere ve Amerika'ya göç ediyorlardı. Bu bankerler dünyanın belli başlı bankalarının sahipleridirler. İngiliz, Fransız ve Alman Bankaları o ülke hükümetlerince yönetilemez. Bu bankalar adamlarını Avrupa'nın belli başlı Merkez Bankalarına yerleştirmişlerdir. SSos.

25 *Bu müteşabih cümleler güdümlü demokrasinin en güzel anlatımıdır. Bir toplumun ahlak değerlerini belli bir plan çerçevesinde, cibt ve tağutların eşgüdümündeki beşinci kol maganda ve gizli ajanlarıyla bilinçlice ayarlanmış süreç içinde en güzel bozabilme yöntemidir. Sözde ve mekanik olarak seninle olmasına rağmen kalpten çok pazarlıklı ve kendi kurmaylarıyla organik beraberlik içindedir. Bu birliktelikler, cemaat değil de mekanik birlik cemiyet düzeyinde, sadece çıkar ve rant konularında beraberliktir. Dinle; ama mekanik ve cemiyet boyutunda dinle, sakın gönül kaptırma. Bizim de çobanımız ol; ama güdüleyici değil, güdülenici ol. İşte Tanzimat sonrası Osmanlı İmparatorluğunun çöküş sürecini andırmaktadır.

Hz Ali KV-Muaviye çekişmesini, Hz Muaviye'nin İslamcı devlet irade ve anlayışını nasıl aşındırıp kundakladığını, gizli ajanlıklar ve illegal örgütlenmelerle, sadece Fedek arazisi için koruyucu siyasî destek arayan, siyasî ayrılık için hiçbir plan ve söylemleri olmayan Hz Ayşe, Talha, Zübeyr RA'ı; Hz Ali KV'nin yıpratılması için nasıl kullandığını andırmaktadır. Tanzimat ve Meşrutiyet sürecinde devlet iradesinin nasıl kundaklandığını, Jön Türkler yanında, İttihat ve Terakki Perverlerin entellejans ve beşinci kol güçlerinin temel siyasî kavramları nasıl amacından saptırdıklarını, bu yıkıcı eylemlerin doğal sonucu 1919 ihtilaliyle kurtuluş hareketine nasıl zemin hazırladıklarını anımsatmaktadır.

Ey iman edenler; Eğer bir kışkırtıcı ajan; fasık size bir haber sızdırırsa4 başka grupla oldum olası çatışmadan önce haberi araştırın; araştırmazsanız o davranışınızdan pişmanlık duyarsınız. Unutmayın ki aranızda sekreterya Allah'ın Resûlü var5; yürütme planınızın çoğunda öylece size uysaydı hemen sarpa sarardınız. Fakat görüldüğü gibi Allah, güzel değer yargısı imanı size çok sevimli kılarken onu gönüllerinize yerleştirmiş; küfrü, kışkırtıcılık fasıklığı ve Resûle başkaldırmayı6 değer yargısı olarak size çirkin göstermiştir. İşte böyle davrananlar, kafalarını çalıştıranlardır.

Hucurât: 6-7.

KİŞKİRTİCİLİK

4 *Kışkırtmacılık, genellikle yetki çatışmasından çıkmaktaydı. Hz Osman RA'ı Muaviye çetesinin katletmesine rağmen Hz Ali'nin halife olmasını engelleyebilmek amacıyla Hz Osman'ın katillerini bulması için halk kışkırtılıyordu. Propagandalarıyla Muaviye; Şam halkını Hz Ali KV'nin katil olduğuna inandırmıştı. Önemli şahsiyetlere mektuplar göndererek yanına çekmesiyle Hz Ali'ye karşı birlikte mücadeleyi başarmıştı. Kışkırtıcı bir mektubunda: "Cemaati dağıtan, fitne çıkaran, halifeyi öldüren ve Allah'a asi olan bu adama karşı cihada çağırıyorum" diyordu. Hz Ali KV'nin gururuna düşkün Hz Ayşe Anamız aleyhinde: "Ey Allah'ın Resûlü, kadınlar çoktur. Yerine başkasını almaya gücünüz yeter" demesine içerlemesi Hz Ali'nin hılafeti konusunda kışkırtıcı eylemlerde bulunarak Talha veya Zübeyr'in hılafeti propagandasında bu-lundu. Hz Hafsa'yı da yanlarına alabildilerse de kardeşinin uyarısıyla geri çekildi. Hz Ayşe'nin Hz Ali karşıtlığı propaganda merkezinin Mekke olması ve Kâbe'nin varlığı haberlerin taşraya hızla yayılıp geniş kitleleri etkilemesi, Hz Ali aleyhinde kamuoyu oluşturması daha kolay olmaktaydı. Yapılan kapsamlı bir toplantıda Basra seferi için Ya'la emirlerine 600 bin dirhem para ve 600 deve vereceğini duyurdu. Siy.O.K.Et.

6 *İsyan, ansiklopedilerde akrabanın doğal önderinin kurallarına, tutum ve davranışına boyun eğmemek, kendi değer yargılarına, siyasî anlayışına aykırı düşen her şeye öfkelenmek ve karşı gelmek, bir güce karşı topluca ve açıktan ayaklanmak, eyleme geçmek ve başkaldırmaktır. Ayaklanmalar dışa bağımlı devlet vatandaşlarından kendisine oy verenleri, kendisine siyasî çıkar sağlayabilen kesimi öncelikli gözeten baskıcı, dayatmacı güvenlik güçlere karşı başlatılır ve sonuçta devletin güvenlik güçlerini ilgilendiren halk çatışmaları hortlar. İşte bu âyet-i kerimelerin mesajına göre; kabile çatışmaları ve birbirlerine taşlı-sopalı saldırılar düzenlemeleri, devletin hukuk sınırlarını aşmasına neden olacak, kalıcı önlemler alınmazsa devlet sosyal bunalım ve sarsıntı geçirecektir. Güvenlik güçleri, gerekli soruşturmalarını ve kovuşturmalarını yaparken, hukuka saygılı olacak, tarafsız yargıç da bu kabile çatışmalarında hukuku siyasallaştırmadan, görevini bağımsız ve yasaların öngördüğü biçimde, öznel kimliğini karara yansıtmadan, devleti yanlış ve tek yönlü yönetenlerin siyâsî çıkarlarına araç olmadan, halk çatışmalarının silahlı çatışmalarına dönüştürmeden hukuk düzeni içinde karar vereceklerdir. Yakın tarihimizde Kahraman Maraş olayları, Çorum olayları, hatta Sivas olayları yaşanmış; profesyonel halk kışkırtıcıları, provokatörler Nisâ: 81. devlet güçlerinin taraf tutmasıyla kabileler arası savaş başlatmış, hukuk devleti kaybolmuştu.

Asr-i Saâdet ve Hulefâ-i Râşidîn dönemlerinde Hz Ali KV'nin karşı çıkmasına rağmen, Cuma namazı hılafet makamı olmadan, doğrudan Devlet Başkanlarınca kıldırılırken Emevîler ve Abbâsîler döneminde hutbe, hükümdarlar adına okunmuş ve devlet iradesine ters düşen siyâsî İslam konularına sansür konmuştur. Hz Hüseyin'i Kerbela'da şehit etmişler, hutbelerde kanını isteyenler bölücülük ve vatan hainliğiyle suçlanmışlardır. Hz Muaviyenin kendi çetesince gerçekleştirilen Hz Osman RA'ın katlinde, resmî halife Hz Ali KV'yi sorumlu tutarak katilleri bulmadığı olayını halka; Cuma hutbelerinde anlatmış. Yalan kanla boyanmış gömleği minberde sallayıp ateşli siyâsî nutukla Hz Muaviye kışkırtıcılık yapmış, devleti bölüp yutmak için Müslümanların hutbesini kullanmıştır.

OYUN VE TERÖR

Kuşkusuz oyunla gerçeğin ayrıştığı Gün; düzenleyicileriyle oyuncuların topyekûn buluşma yeridir. Daha açık deyimle seçilmiş yönlendiricinin; yönlendirdiği taraftarından hiçbir şeyi savamayacağı Gün...5 Onların savunacak sosyal güçleri olamaz.

Duhan: 40-41.

5 *Burada Zakkum Ağacıyla ilişkilenen âyetler topluluğu konumuza yardımcı olmaktadır. Spor düşmanlığı ne kadar yobazlık ise sporsuz gençlik de o kadar ahmaklıktır. Sağlam düşünce, sporla iç içe yetişen kafada ve o beyinde bulunur. Ancak kötü düzenleyicinin elinde, ağızlarından küfür, ellerinden sopa, silah, delici ve kesici âlet eksik olmayan, zil zurna sarhoş çevrede terör estiren İngiliz holiganlarının yaptığı gibi kıç açarak toplum karşısına çıkmakla şampiyonluk mu kutlanır? Siyasî yönetim ve seçilmiş yönetici konusunda kuşkulu ortam türetmenin anlamı yeniden gündeme gelmektedir ki: spordan amaç, toplumu yönlendirecek seçilmiş ilahlar yetiştirmektir. Zaten tröstlük medya kartelleri "yılın sporcusu" adı altında o yıl örnek alınacak "seçilmiş yönetici"yi gündemde tutmaktadır. Seçimle devlet yöneticisi seçildiği gibi, yine seçimle halk kahramanlarını ve örgütleyici örnek insan halk önderlerini seçip halkı örgütlemek gerekmektedir.

"Velî-Nasîr" ikilisine Hz Ali KV'nin savunduğu halk örgütlenmesi ve devlet-vatandaş arasında halkın kendi içinden zorunlu seçilecek bir "halk önderliği" kurumu bulunmaktadır. İşte bu çift başkanlık sistemi, şîî-sünnî ayırımını ortaya çıkarmıştır.

Her kadı, dilediğince yorum yaptığından toplumun inançlı kesiminde bu tutuma karşı, Emevî devletinin çöküşüne büyük ölçüde yol açan dondurma eylemine tepki duyanlar terörist görülürken haksız yere şehit veya bölücülükle suçlanarak sınır dışı edildiler.

İçi-dışı günah ve günahla özdeşleşmiş, tıpkı seyirci olarak hep ateş kokan, yerinde duramayıp dans eder gibi ateşli taraftar olan, karşı taraf seyirciye göz dağı veren ve köpekler gibi dalaşmayı en büyük edeplilik sayan insanlar o ağaçtan yiyor. Yiyen kişinin karnında rahat durmuyor, kaynıyor ve hızını alamayıp kapının dışına taşıyor. Tıpkı misafirlerine ikram ettiği şampanya gibi. Bu grup insan ve onun seçilmiş kulüp yöneticisi kendilerini devlet iradesi adına toplumu yönlendiren ve güden tek güç olarak görüyor.

Buna göre emr olunduğun gibi ödünsüz atak olma savaşı ver. Sen ve dönüş yapıp organik beraberliğinde olanlar; öyle olun. Hiçbir zaman doyumsuz terörist olmayın. İyi bilesiniz ki O, dışa yansıttıklarınızı kalp gözünden öte sezer. Hak-hukuk çiğneyenler var diye yalpak olmayın;36 o sosyal patlama ateşi size de dokunur. Dolayısıyla Allah varken başka yönlendiricileriniz olamayacağına göre; devletiniz de olamaz.

Hûd: 112-113.

Devleşenler kendilerini ilah sanmakta, toplumların kaderlerinde egemen olmak için çırpınmakta, ama bir doğal felaket, bir deprem, bir tayfun, bir bora, bir gök fırtınası, bir sel baskını her şeyini alıp götürmekte, o kudurmuş insanlar yeniden toparlanmak istemekte, de-mokrasiyi, insan haklarını tamamen kendine yontmakta, Allah Taâlânın cihad etme ve doğrudan cenneti kazanma Ya Sîn: 26. emri gereği kurtuluş savaşı veren insan kitlelerini terörist ilan edip gölge varlığını cezaevlerinde çürütmektedir.

Fakat herkim Benim o andıçımdan koparsa iyi bilmelidir ki onun hep kıtlık, terör vb sıkıntılı geçimi olur ve onu kıyamet günü kör olarak mahşere götürürüz.

Tâ Hâ: 124.




 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hz İsa, Hz Adem ile cenetten kovulan ervah arasında olmadığından mezarı yok. Öyleyse Hz İsa insan mıdır?
a- Hz Adem soyundan insandır.
b- Allah'ın Kelimesi melek-insandır.
c- Göklerde yaşar melektir.
d- İnsanüstü zekadır.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 4084
FATİHA SURESİ 2931
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 2609
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 2412
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 1603

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
62 mesaj var.