Satın almak ister misiniz? Posta Çeki No:
105 63 63
İki yıllık bir araştırma sonucu, şimdiye kadar, İslam tarihinde, hiçbir âlimin değinmediği bir konuyu gündeme getiriyoruz. Ana çizgileriyle:
1 - "Dinimizde, Cum'a Günü Tatil midir?" Cum'a günü mü, yoksa sadece Cum'a namazı saati mi tatildir?
Tatil neden önemli?
Her yemek duasında ezbere söylenen: "İslamî devlet" tekerlemesi sadece bir dil sürçmesi midir?
Tatil olmadan, devlet düşünülebilir mi?
2 - Tatilsiz gençlik hareketi düzenlenebilir mi?
Bir ülkenin genç vatandaşları kendilerini, tatil dışında, nasıl ifade edebilir?
3 - Bir ülkenin sanayi tanıtım sergi ve fuarları, tatil dışında, hangi günlerde sergilenmektedir?
4 - Ehl-i Sünnetin dar kalıpları arasına sıkışan kardeşlerim derler ki: "Hz Muhammed'in SAV Asr-ı Saâdet döneminde veya Hulefa-yı Raşidîn döneminde tatil var mıydı?"
"Kur'an ve hadislerde tatilden söz eden tek bir söz var mıdır?"... Bu tekerlemeler yeterli değildir.
Ben "İslam'da tatil söz konusu değildir" görüşüne katılmıyorum. Gerekçem: Bizim edille-i şer'iyyemiz sadece "Kur'an" veya "Hadis"ten ibaret midir?
İcma'-ı ümmet de edille-i şer'iyyenin üçüncüsü değil midir?
İcma'-ı ümmetin hiç etki alanı yok mudur?
Bana göre Kur'anın nassından önce düşünülmesi gerekli olan icmâ'-ı ümmet, edille-i şer'iyyenin en önemli ilkesidir.
İcmâ'-ı ümmet ilkesi, her çağda, peşin fikirli olmayan ulemanın bir araya gelip birlikte tek karar almalarıdır.
İşte tatil gibi Âdem'den AS günümüze kadar yazısız devrim ilkeleri arasında yerini alan yazısız Anayasa maddeleri, her yüzyılın rusuh ehli ulemasının ortak kararıyla yorumlanması, o çağın resmî mezhebi olacaktır.
5 - Anayasa düzenlemelerinde, anayasa kurucular kurulu, yazılı olmayan devrim ilkelerini, çağlarına göre yorumlarlar.
Kur'an-ı Kerim de bir anayasa olduğuna göre, her çağda, kendini o çağa göre yenileyen Kur'an anayasası kurucular kurulu olması gerekir.
Kurucular Kurulu, çağın gelişmelerine göre yeni kararlar alacaktır.
İşte sanayi devrim hareketiyle dünya devletleri resmen tatil günleri ilan edince laik Müslümanların uleması da kurullar oluşturarak tatil kararı almışlardır.
Kur'an-ı Kerimde, Cum'a namazıyla ilgili âyet-i kerimelerde namaz sonrası rızık arama veya çalışmayı andıran veya çağrıştıran hiçbir kelime bulunmamaktadır.
Ta Hz Âdem çağından beri Cum'a günü, Allah cc tarafından tatil olarak ilan edilmiştir.
Şeytanın yeryüzündeki uzantısı olan Büyük İsrail de ta o zaman, Cumartesi Gününü tatil günü olarak ilan etmişlerdir.
Adlarına da bugünkü Tevrat'ta: "Şabatçılar" derken Kur'an-ı Kerim de "Ashab-ı Sebt" olarak geçmektedir.
Büyük İsrail de sanayi devrimiyle resmen ilan ettikleri Cumartesi gününün adını ta Hz Âdem çağından beri kullanmışlardır.
Ancak doğrudan tatil kavramını, 20. yüzyilda yürürlüğe koymuşlardır.
6 - Hz Peygamberimiz'den SAV rivayet edilen "Oyun Hadisleri" var. Hz Peygamberimiz'in SAV deve yarışları ve atletizm denebilecek koşu yarışları da var. Kahramanlık Destanlarının okunduğu Barış Günleri var. Peki bu sosyal etkinlikler, Hz Muhammed'in SAV sünneti kapsamında değil mi?
Bu sosyal etkinliklerin düzenlendiği yılın belli günleri olamaz mı? Peki bu günlerin bilinçli ve düzenli olarak yılın belli ayları; "Haram Aylar" olamaz mı? Bilemem ama, Kur'an-ı Kerimde "Haram Ayları" kavramı var. Bu haram Aylar, İbrahim AS Milleti'nin sahifelerinde de var. Bizler de Hanif olarak Hz İbrahim Milletinden olduğumuza göre İbrahim'in AS sünnetinden olan sosyal etkinlikler, bizim için sünnet sayılmaz mı?
Öyleyse Siyonizm'in tekelindeki tatil günü spor etkinliklerinin değişik biçimlerini, sünnetimizde belirtildiği biçimleriyle, Haram Aylar kapsamında kutlama imkanımız olamaz mı?
Bir başlık atsak: "Allah'ın cc Günleri ve İslamî Cemâatler" diye... ve İslamî oyun etkinliklerini İslamî cemâatlerin yürüteceğini göz önüne alarak, bu başlığın içini "Haram Aylar" ile doldursak o günleri kim şenlendirecek?
Öyleyse aklıma hemen bir soru takıldı: Acaba İslamî Cemâatler yeniden mi yapılansa... En az Siyonist cemâatlerin finanse ettikleri gençlik kulüplerine denk gelecek ve Müslümanların Cum'a Günlerindeki boş zamanlarını dolduracak gençlik kulüplerini finanse edecek ve yürütecek etkinlikleri düzenleyemezler mi?
İslamî cemâatler 21. yüzyıl dünyasında nasıl algılanmalı? Modern devletin arkaplanında, anayasal hak olarak sosyal baskı grupları var. Sivil toplum örgütlenmeleri var. Acaba cemâatler sosyal kulüp kapsamında, anayasada hak ve yetkileri vurgulanan bir sosyal baskı grubu olamaz mı?
Hacc ibadeti sadece yılın belli bir yerinde, sadece 3 gün için ve sadece zenginlerin kutlayacağı bir ibadet midir?