"Sahada futbolcular tribünde seyirciler büyük keyif alacak. Çünkü hırslı, agresif ve sürekli hücumu düşünen bir futbol oynatacağım" diyen Bernd Schuster'dir. Kafasındaki kurgu hakkında ipuçları verdi. Futbolda başarı, kavgacılıktadır.
10 Eylül 2010

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 1
 Bugünkü Ziyaret 62
 Toplam Ziyaret 282155

 
FORMU DOLDURARAK SORU SORABİLİRSİNİZ
Ad-Soyad
E-Posta
Soru
SIK SORULAN SORULAR
(Detay için sorunun üzerine tıklayınız)
S O R U L A R TARİH
merhaba hocam,yasin suresi ayet68 deki tersine çevirmek tepreştirmek yaşam acziyet dönemini yani ihtiyarlık dönemini ve sonrasını mı içine alıyor.Eğer öyle ise bu dönemin ibadet boyutu günah işleme sevabi yönleri hangi şekilde tezahür eder ve kayıt yönü nasıl olacaktır.Bu dönemde sorumluluk varmıdır? yasin suresi ayet 5 deki ataları ve kendileri uyarılmayan toplumun içindeki haniflerin gen aktarımı dışında uyarıcı rolleri veya sorumlulukları yokmuydu.Sizinde deyindiğiniz hanifliğin sadece o tarihe kadar proğram dahilinde gen aktarımından mütevellit idi? dipnot28 deki açıklamalar beni biraz değil baya ürpertti.bazı deyişlerinizin tesbitleri kimler ve ne ölçü alınarak yapıldı.işleyişi kitabi olmayan bir sistem içerisinde yönetici olmak onların bilerek girdikleri sisteme aykırılık teşkil etmeyen kanunlara uymam sözkonusu olmasının kitabi dayanağı varmıdır.Bu kişiler kitabi olabilir ama içindeki sisteme malumumuz aykırı hükümler icra edememektedirler.Yoksa yine takiyyeye mi takılıyoruz.Buradaki organların hakka ihtilafı değil imani yönü ağır basmakta değil mi?Buradaki katılım ve kötülük işleme organi değil gönülle alakalı değilmi?Buradaki iş ve işlemleri Rasulullahın sallahu aleyhi vesellemin hayatının hangi devresinde veya uygulamalarından hangilerinde bulabiliriz.Aksi takdirde benim gibi oy kullanmayanlar veya diliyle müslüman olduğunu söyleyenler gönülden müslüman olduğunu ikrar edenlerden ;müslümanca oylarla seçilen iktidar edilen devlet yöneticilerine taraftar olmayanların ve olanların durum tesbiti ve analizi sağlıklı bir zemin üzerinde mi? dipnot 30 daki ..sırati müstakim üzere mefkureci veya mefkuresiz olma bildirgesi o zeka bandımız nefistedir.biz onu ön sezi ve vicdan lambamız veya kalp gözümüz açık olur ve çalışırsa bilir tanırız...derken bu durum anne karnında tesbit edilen şaki veya said lik ten mi kaynaklanmaktadır.Bu nedenlede bir kulun hidayete erdirilişi veya sapıklıkta bırakılışı yine anne karnında son mu buluyor.Eğer öyleyse bir insan her nasıl yaşarsa yaşasın ölmeden bir arşın kala anne karnında belirlenen saidliğe veya şakiliğe rucu ederek dünyevi yaşam tamalanacaktır mı?Yani vicdan lambamızın veya kalp gözümüzün açık veya kapalı olmasına birinci etken nediir? yasin süresi dipnot 23 mistisizm ile ilgili olarak Ahmet hulusi:bazı sayısal formüller vererek zamana ve tekrara dayalı olarak kişinin ister abdestli olsun ister abdestsiz olsun ister inansın ister inanmasın bu riyazzatı veya ismi herne ise yaparsa kendisine bazı şeyler açılır .....yani sizin aktarımınızla;hertürlü kişisel öznelliklerin üstünde ilahi sıfatlar modeline göre bir ruhi gerçeklik sağlar anlmındaki öngörülerin formüller uygulanarak sağlanan bağlantıların ilahi sağlamlığı uygunluğu nedir.İnanmayanların ulaştıkları boyut onları inanç dairesi içine mi alır?Yoksa herşeyin yaradılışdan dolayı rızıklandırılması gibi sadece formilize ulaşımlar faydalanma olarak mı açıklanır.inançsız mistisizmdeki derinliklere ulaşma neticesinde ruhunun derinliğindeki ilahi kıvılcım ortaya çıkarmı?Mistik olarak ilahi gerçeklere ulaşıp teslim olmayışın açıklaması nasıl olmalıdır?SaygılarımlaAllaha emanet olun 31 01 2006
sevgili hocam Alahın selamı üzerinize olsun web sayfanızdaki siyasi islam önderleri sayfalarını,yenileştirme çabaları ve bilimsel gelişmeler sayfalarını ve dehlevi,afganiyi,seyyit ahmet han vehayrettin paşa ve tahtaviyi ve makale içerisinde görüşlerini aldığınız prof yurdaydın şimdi bu zatlar başta birileri birilerini adeta küfürle küfre varacak söz ve eleştirilerle itham etmektedirler.Kimi kafir topluma yaranmaktan,kimi batıya yaranmaktan,kimi olmayacak şekilde adeta islmı değiştirmekten şeriati değiştirmekten,kimi kişi ve görüşler Allahın kanunlarının yetersizliğigni dem vurmakta adeta,kimi transferle saltanatlı hilafete kimi bilime islamı uyarlamaktan,kimi avrupanın çağdaşlığını örnek yaşantı olarak göstermekte,kimi kişi ve görüşlerde kurtuluşu bilme yaslandırmakta,kimileri islamın ilk islami yaşantı şeklinin araplara uyarlandığından ve neticede nice uçuk görüşler mevcut.Okudum Allah Allah,Allah bu kadar mı aciz,peygamber bu kadar mı aciz,islam bu kadar mı aciz,Kuran bu kadar mı aciz diye sormaktan kendimi alamıyorum.yenileşme harketleri arayışları islamı yeniliklere uydurmak çokmu zor islam ilkel toplumların yaşantısımı,yoksa yenileştirmekten kasıt kolaylaştırmak,anlaşılmayı mı sağlamak yoksa basitleştirmekmi?bilimselliği islamda mı aramak?islamı bilimselliktemi aramak?yoksa islamı sosyetik yaşam kurallarına mı uyarlama gayretkeşliği mi?Kalem yazmıştır ve kurumuştur.Allah herşeyi yaratmıştır.Dileyen istediğinden almaktadır.dileyen istediğine yönelmektedir.Avrupanın gelişmişliğini,teknolojiyi,islam toplumu yaklamış olsa ne olacak?önemli olan abdullah isimli şahsın aşğıda sordukları değil mi?Hepsinin neticesinde bizi asıl yaradılış sebebine iletmesi olması değilmi?yani bizi Allaha ibadete ulaştırması değilmi?Bütün gayretler rahat yaşama çabasına mı olmalı yani?Şimdi bazı toplumlar çağdaşlığı buldu,teknolojiyi buldu,bilimsel çalışıyor ne olmasını bekliyoruz?onlar kalablık topluluklar halinde müslüman mı oldular?Bırakın fert anlamında kendilerininde dudaklarının uçuklayşacakları buluşları bulmaları kaçını Allaha yöneltti?Bildiğimiz kadarı ile pek yoktur?Varsa neden deklare etmiyorlar? Ciddi anlamda hayati tehlikenin olmadığı bir konumda kişinin müslümanlığını deklare etmesi gerekmiyormu?Eski tarihlerde yapılanların sırrı çözülmedi çözemediler bu anlamda kaç kişi islam olup teslim oldu?Kişileri aşırı derecede öne çıkarmak varmı?Önemli o6lan görüşlerinin uygunluğu değilmi?varsa bizim dayanaklı yeni katkılarımızla desteklemek değilmi?mesele Allahın anayasasını yeniden uygulama anlamında tesis etmekmi?islami devletin sınırlarını belirleyip onu korumak mı?yoksa ibadetin uygunluğumu?Ne demek:islam dini kendisine canlılık veren hareket prensibinden yoksun,dini doğmalar haline gelmiştir.olamaz böyle birşey.islam tastamam tamalanmıştır.sadece bizler birşeyler uydurmaya sokmaya çalışmışız,kendimize göre hareket tarzı belirlemişiz,islama benzetmişiz sonra onu islam diye yutturuyoruz.İslamda zerre kadar eksiklik,ayak uydurama ma diye bir şey yoktur.Hamdü senadan kendimizi geri bırakarak yeni zeka pencereleri yeni ufuklar anlama kabiliyeti açmayışımızdır.İslamiyete biz yeni bir hayateyet kazandıramayız.olsa olsa kendimize hayatiyet kazandırabiliriz.Ne yani avrupai giyim tarzını benimseyince şimdi islamiyete yenibir hayatiyet mi kazandırdık?Bilimi keşfettik teknolojiyi keşfettik ne olacak?önümüzde bilgisayar işte teknoloji kaç alim bilim adamı islamım diyenler faydalanıp icmai ümmet ediyorlar?bilen varsa bende orada olayım.Niticesinde ilim bilim teknoloji,çağdaşlık bize ulaştı kullanımımıza açıldı evet sonrası?Bazı isteklerimiz Allahın sünnetine aykırılık teşkil ettiği inancındayım.Ahlaki değerler kaybedilirken ilim olsa teknoloji olsa ne yapar? hocam havada kalan birşey yoktur?Allhın hükmüyle hükmedilmeyen yer neresidir?Allahın kaunlarına savaş açılan yerler neresidir?takiyye adı altında nereye kadar Allahın yasakladıklarını üretceğiz,uygulayacağı vb.lerini bizi yazmaktan ,söylemekten alıkoyan güçler ve yerler neresidir?Yani şimdi bunları yazmak söylemek silahın gcüne sığınarak,teknolojinin gücüne sığınarak daha mı kolay olcak tı?Allah öyle şeyler göstermiştirki yine inanmamışlar öyle değilmi?kafalar allak bullak olmuş.Doğruluğu ispatlanmış topluluğu kim belirleyecek?Edebiyatın sufiliğin tasavvufun en yüksek olduğu dönemde dahi anlaşılmayanları neyapacağız?müslümanları kuvvetlendirecek olan avrupai kurumlar nelerdir?Müslüman kalarak modernleşmek nasıl olacaktır?Yani sosyete müslümanlık mı?Allah korkusu iyi işler yapmayamı zorlar?yoksa Allah korkusu iyi işler mi yapar?Modern dünya nedir?Şeriatı modern dünyanın neresine uydurabiliriz?bu sayfalar bana göre denge bozucu sayfalar.Sanki sizin görüşlerinizde benim gibi sıradan insanları hedef almıyor.kariyer sahibi olanları uyarmak ve yönlendirmek gayreti var gibi.Herhalde büyük çoğunluğu bizim anladığımız budur.doğrusunu yine Allah bilir diyorlar değil mi?En doğrusu birşeyleri birilerini vya bazı yerlerin yanlış olduğunu değilde;islamın güzelliğini,sadetini,kurtuluş yolunun o olduğunu anlatmak,o minhal üzerinde olsa gerek.bitmiyor velhasıl hocam Allaha emanet olun 26 01 2006
Sevgili hocam Ekoloji başlıklı sayfada: Kur'an-ı Kerimde herşey vardır. Acaba ekoloji yok mudur? Bağnaz din adamları, Kur'an meal ve tefsirine bu gibi yabancı sözcüklerin konmasına karşı çıksa da edille-i şer'iyyeden icmâ'-ı ümmet ilkesine aykırıdr. Her çağın icmâ'-ı ümmeti, çağının bilimsel bilgisini, gençliğin anlayacağı dille Kur'an düşüncesine yansıtması Kur'an mesajının emridir. Kur'andaki âyetler ancak bilimsel gelişmelerle açıklanabilir. dyorsunuz.bu bagnaz diye sıfatlandırdığınız yaşayan kişilerle....^^İnananların işleri birbirlerine danışma ile istişare ile..^^âyeti gereğince onlarla irtibata geçtiniz mi?Bu irtibata geçme tebliğ anlamında yerine getirildimi?bu irtibata geçmek te tebliğ görevi değilmidir?Sizde meal tefsir çalışması içine girdiniz.Sizde müfessirler içine dahil olarak tarihte yerinizi almadınız mı?Bu sorularım eleştiri anlamında değil ilk olarak öğrenmek için.Eğer sizde istişareden uzak kaldıysanız eleştirilenler içinde elbet yerinizi alırsınız.Gerçeklerin tesbiti yanlışların ayıklanması anlamında tebliğ görevi olarak adlandırdığım gayreti içindesinizdir inşaallah.Yapılıyor ise bu istişare,icmai ümmet toplantıları topluma duyurularak bilgilendirme yapılması uygun olmaz mı?Eğer bu yapılmıyorsa yapılan çalışmalar nasıl değerlendirilmelidir?Kurandaki bütün ayetlermi bilimsellik içermekte?selametle 25 01 2006
Selaün aleyküm sevgili hocam ilk deneme çalışmanızla tanışımlığıma insanın yaratılışı konusuyla ilgilenirken bir arkadaşımla sohbetimde bu konuyu açtım oda sizin eserinnizi bana verdi ve okudum.sizin ve diğerlerinin görüşlerini okumadan önce bende kendi kendime yorumlar yapıyordum.Melek ve cinlerin:kan akıtıcı olanlar mı?demelerini birden dikkat kesildim ve insanın daha önceden yaratıldığını ve çeşitli evreler geçirdiğini,bu evrelerden birinin aklın olmadığı yaşanan bir dönem:çünkü yaratılış mevcut ama ilim hikmet ve eşyanın isimlerinin bilinmediğini giösteren ayet.Bu dönemde insan akla göre değil sezgi ve güdülere göre yaşdığı dönem.daha sonra sorumluluk verilmeden sadece aklın verildiği dönem daha sonra aklın yanına sorumluluk duygusunun verildiği dönem olarak düşündüm.Bunu devre devre bazı duyguların yüklendikleri dönemler olduğunu düşündüm ve halada öyle düşünüyorum.insanın tedricen gelişiminden,bazı safhalardan geçmesinden sonra,(bu tedricenliğin olduğunun kesinliğini her neye bakarsak çok rahat görmekteyiz.Her şeyi bir anda yaratma gücüne sahip olan Rahman ALLAHımız böyle uygun gördüğünü Yüce ayetlerine baktığımızda açık bir şekilde görmekteyiz.Neticesinde Benbir halife kalfa tayin edeceğim ,görevlendireceğim,buyurmasıyla yenibir yaratılışın olmadığını hazır mevcuttaki bir yaratılmışın yeni donanımlarla programlandırılarak Allahu Teala kendisinin sahip olduğu külli iradenin bütün cüzleriyle melek ve şeytanları kapsayan ilgilendierecek yeni açılımların zuhuru denmesi bilgilenmeleri Rahmetinin bilinmesi buraya tam ne diyeceğimi bilemiyorum....ama melek ve şeytanın bilmediklerini öğretmesi bazı şeylerin ortaya çıkmasını dilemesi tedricenliği,devrelerin olduğunun bir isbatı olarak algılamaktayım.Bunu Allaha inanç çevresinde algılayarak yapmamız fayda verecektir değil mi?Yoksa darvincilerin bir evrimleşme olduğunu anlamaları İlahi kudret dışında ifade etmeleri bir şey ifade etmez.İnanca dayalı olmadığı sürcede doğrudan sapmaları çok yüksek ihtimaldir ki öyle olmuş ve olmaktadır.Her ne kadar tam doğrusunu bulamasakta Adehin cennetten aşağı düşüşü başlığındaki dipnot 42 dende bunun doğruya yakın olduğunu sezinliyorum.burada bakara 39 daki Dedik ki ..hepbirlik inişe geçin...deki çokluk neleri veya kaç kişiyi veya kaç gruplarımı ifade ediyor.birde 42 deki ..elbette gelecek..devresi devreleri Kuranın gelecekleri içerisine alması zaman açısından daha kapsıyor olabilir.Gelecekte bizi ve ötedekilerini bekleyen birşeylerden mi kasıt vardır?VArsa eğer sizin öngörüleriniz zamanımız ve bizden sonrasından neyi kapsıyor olabilir.Son olarak evrimleşmenin devam ettiği düşüncesindeyim.Çünkü insan evrimleşerek kendini aşağıların aşağısına atmakta.olumlu anlamda evrimleşerek meleklerin dahi gıptayla bakacakları makamlara ulaşmaları hayatta iken cennetle müjdelenmek basit bir olay olmasa gerek.Günümüzde ilmin bilmin ışığında bilginlerin alimlerin hayrete düştükleri yapı ve eserler düşünceler bizleri bu düşüncelere mitolojileri düşünceye yöneltmektedir.Bir şeyler var anlayamıyoruz Taki Ayetel kürside belirtilen Allahın müsade ettiği kadar....yeni genlerin paketlerini Allah müsade etmedeği sürece fikir çalışması inancımızı sarsmayacak ölçüde zaten emir olarak algılammız gerektiği inancındayım.Gerçekleri yakalayanlarda zaten bizlere birşeyleri açıklama modundan çıkmaktalar.Artık onlar Allahın gerçekleri muhteşemliği ve güzellikleriyle abd olma makamına ulaşmaktadırlar.Artık bizlerin onları anlaması çok zor bir hal almaktadır.Saygılarımla yeni zeka pencereleri açacak olan hamdleri yaşamamız dileğiyle selametle 25 01 2006
Selamün aleyküm hocam; sevgili hocam okuyorum ve takip ediyorum.her aklıma geleni sormak istemiyorum.sizi fazla meşgulde etmek istemiyorum.Bize göre önem arzeden konu ve sorular okumuşların ve ilm sahiplerinin yanında fazla dikkate alınacak problem olmayabiliyor.okuyorum okumaya çalışıyorum neticesinde sizi ve diğer muhteremlerin beyanatlarını anlamaya takip etmeye karşılaştırmaya ve araştırmaya yöneliyorum.Bİzim anlayışımız hepsini kaldıramıyor.Yeni zeka açılımlarını ancak teslimiyetimizin arttığı oranda elde edebiliyoruz.Şahsım adına en çok vaktimi teslim olma çabası alıyor..........teslimiyetimi yargılayarak geçiriyorum.Geçirmeye çalışıyorum. Sevgili hocam web sayfanıza aktartırımlarınız içerisinde şunu müşahede ediyorum.Ve bunu basılacak olan eseriniz sayfalarında da yer verecekmisiniz bilemiyorum.Konu sayın süleyman ateş.Ondan hangi boyutta etkileniyorsunuz.Bazı sayfalarınızı adeta süleyman ateşi REDDİYe yer vermiş gibisiniz.Süleyman Ateşin kide bir görüş değilmi.Oraya çok takılıp kalıyorsunuz gibime geldi.Süleyman ateşin isabet etmediğini bildirirken veya ona katılmayışınızı bizlere iletirken isim belirtmediklerinizin bildikleriniz ölçüsünde hepsi kabülünüz mü?Bazı şahısların görüşlerine bakarsınız;size bize değilde Allahın sünnetine uymuyorsa bakmayız.Yok bize yeni açılımlar veriyorsa ona ekleyeceğimiz birşeyler varsa almamız ggerekmez mi.Aksi taktirde daha faydalı olabilecek bilgi belge ve satırları engellemek olmaz mı?Bu açıdan Süleyman ateş takıntınızı anlamış değilim.Eğer kişilerde yeni zeka pencerelerini açacak hamd-ü sena gayreti yoksa islami inanç açısından değerlendirmeleri,Miraç ve israoğulları sayfalarınızda belirttiğiniz abd olma yönünden birşey ifade etmese gerek.Eğer doğru olanı aktarmamızda yeni birşey bulmuşuz gibi öne çıkarmamızda bir şey ifade etmeyeceği kanısındayım.Doğru söylenen birşeye Allahın sonsuz ilminden hamd ile yeni içerikler katabilmemiz onu genişletmemiz dikkate değer görecek olmasıdır.Bize kişilerin söyledikleri yeni açılımlar kazandırıyor veya hatırlatıyorsa almamız gerekmezmi?Reddiye olacaksa onunda olması gereklidir tabiki ilim ve islami ölçüler esas dairesi içerisinde.sayılarımla selamette kalın 25 01 2006
sevgilki hocam yeni çalışmanız nasıl gidiyor.Hangi sure'desiniz.Selamlar.Fiemanillah 16 01 2006
sevgili salih hoca;inşaallah tefsiriniz ve mealiniz anlaşılır.Haklısınız çağ bilim çağı ama sizde biliyorsunuz ki eskiden elimizdeki aletler boyutunda teknoloji yoktu.Buna rağmen eskilerin icatlarına yapıtlarına ve olaylarına baktığımızda şimdiki bilim çevresi dahi anlayamıyor şaşkınlıklarını gizlemiyorlar.Bilimsel verilere dayanarak bir çalışma ama asıl mesele kuranın özü olmamalı mı?Bütün bu ayrılıklar,islami uygulamaların sulandırılması,içinin boşaltılması değil mi?Müslümanım diyenlerin yaşam farklılıkları değil mi?Kuranı bilme uydurmak,bilimselliği onda aramak veya olduğunu söylemek bize doğru uygulamaların hangisinin doğruluğunu ispatlayacak.İmamı gazali,ibnul Arabi,Erzurumlu ibrahim hakkı çalışmalarına eserlerine bakıyoruz ne anlamamız gerektiğni tam bilemiyoruz.neden?Allahu tealanın dediği gibi...BEN İNSANLARI VE CİNLERİ YALNIZ BANA İBADET ETSİNLER DİYE YARATTIM....hükmünü yerine dahi onlarca parçalanmışlık olduğunu bize rum suresi 32 açıkça bildirmekte iken sizin genel içerikten çıkıp meal vermeniz neyi kapsıyor. buradan şu soruyu soracağım size yüksek ihtimal arapçanız iyi olsa gerek.Umarım konuları birbirine bağlayacak çeviri ve yorum türkçe bilginizinde olduğunu varsayarak Rum suresi 31.ayet....Başkasından geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşrilerden olmayın.diye emrediyor Yüce mevla.Burada Müslüman olup namaz kılmazsanız müşrik mi olursunuz diyor.Yoksa ibare olarak müşrikte olmayın mı diyor.Burada şartlı bir bildirim mi var?Gafletten dolayı kılmazsak müşrik olmayız mı?beni ilgilendiren bu.içim kan ağlıyor bu ayeti okuyup öğreneli.Namazın hangi şartlarda kaza edileceğine baktım ..hadisi şeriflerde Yaratılmışların efendisi..uyku,unutma ve gafletten dolayı kılınmayan namazların hatırlandığında hemen kılınması gerektiğini buyuruyorlar.Yıllarca kendimizce inkar etmeyip ama gafletlik edip kılmadığımız namazların gafletini Rasulullahın söylediği gaflet içerisine dahil edebilirmiyiz.eğer bu gafletimiz bahsedilen gaflet değilse,yoksa bizi müşrik olmaya iten gafletmi oluyor.Ben bunu bilmedikten sonra ilmi bilmi ne yapayım.Ben islamı şeksiz şüphesiz yaşarsam bu uğurda nefsimi feda edersem bilim bana bundan daha fazla birşeymi verecek.Yukarıda bildirdiğim alimlerde Kurana dayanarak,ayetlere dayanarak,bilimsel verilere dayanarak bizlere eserler bırakmışlar.Gelecekten kuranda rasulde haber vermiş bu doğru olan birşey.Bunu kendilerine delil olarak gösterip Allahın müsade ettiği kadar ilim olcağını biliyoruz,Allah o kapıyı açmassa biz nerden bilebiliriz bu imkansız.bu nedenle yukarıda ki alimler asronoımiden astrolojiden bilimsel verileri ayet ve hadisler ışığında bizlere aktarmışlar.Bu işlerin Allahın birtakım şeylere görev vermesiyle görev yüklemesiyle onların vesile olduğunu yazmışlar.Kainata baktığımızda herşeyin bir sebebe dayandırıldığını görüyoruz.Sizde yaşanan olayları bilimsel verilerle aktarmaya çalışıyorsunuz.Sizi onaylarsak yukarıdaki büyüklerimizin dediklerinden yola çıkarak astronoımiden ve gelecekten haber verilen bilgileri esas kabul ederek hareketimiz nasıl olmalıdır.Umarım açıklamalarınız ekranlarda ve eserlerinde yuvarlak ifade ve kaçamak açıklamalar yapan proflar gibi olmaz.Biz çahil insanların anlayacağı ddilde olması tercihimizdir. Yine Rum suresi 31 de ki müşriklerin nasıl hareket ettikleri sonucu:bu hareket tarzı namaz kılmayarak müşrik olmamı?yoksa buna çeşitli yorumlar katarak birbirlerinden üstünlük saglayacak olduklarına inandıkları ayrı görüşlermi olduğunu açıklayan Rum suresi 32. ayetteki gruplar neyin nesidir?Biz hangi grupta olmalıyız,doğru grup hangisidir?İŞTE BİZİM BİLİMDEN BİLİMSEL VERİLERDEN ÖNCE BUNLARI BİLMEMİZ DOĞRUSUNU YAŞAMAMIZ GEREKLİDİR.Bu gruplardan sadece birisi doğru olsa gerek.Başkasını bilmem beni bu ilgilendiriyor.Bu olay beni korkutuyor. Hacca gidenin Allah günahlarını bağışlayacağını bildiriyor.Ben hacca günahlarımı bağışlatmak ,için gitsem haccım kabul olurmu.Nasıl olsa hacda günahlar bağışlanıyor diye şirk içermeyen günah işlemeye devam etsem bu yerinde bir hareket olurmu.?Bu düşüncelerle yaşamımı sürdürsem ve hacca gitsem Allahın lütfunun genişlğinde yerimi alabilirmiyim bu düşünce doğru bir düşüncemi?En azından beni bunlar ilgilendiriyor.Sizin eserinizi bizim gibi cahillerin anlaması mümkün değil.gibi gözüküyor.Neticesinde bizede onu tefsir edecek kişilerin okuması ve bize aktarması gerekiyor.Tamam iyi bir çalışma olabilir,bilimsel veri ve olaylarla açıklayabilirsiniz ama sizin eserinizi anlayabilmemiz içinde bilimsel eğitim ve teknolojik eğitim almamız gerekiyor.Bu açıdan bilimselliği asıl anlaması gereken halkların,ümmetin anlayabileceği kelime ve sözcüklerle anlamlandırırsanız çok daha iyi olacaktır.Yukarıda ki sorularımı açık bir şekilde yazarsanız sevinirim.Bu yıl hacca gitmek istedim ferdi olarak ama gavur eziyetini hem bizim diyanetimiz hemde vehhabiler işkenceye çevirmişler.Biz bu sıkıntıları eziyetleri ortadan kaldırmadıktan sonra bilimsel olmamız neyi değiştirir öyle değil mi ama?Allaha emanet olun 31 12 2005
sayın salih abi abimisin bilmiyorum böyle diyorum ama kusura bakma sormuşsun liseye gidiyorum ewet tokatlıyım.Bilgin için çook teşekkür ederim bana yeterli...ben bunları cevaplamazsam içimde kalır 26 12 2005
tam olarak şöyle demek istiyorum kuran-ı kerimde kıyamet varmı yokmu ????????? bu bize ödev verildi ben diğer sayfalara baktım ama bulamadım şimdi size soruyorum 04 12 2005
kıyamet kuran-ı kerimde yazıyormu yazmıyormu 29 11 2005
Arşiv: 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- 21-


 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hz İsa, Hz Adem ile cenetten kovulan ervah arasında olmadığından mezarı yok. Öyleyse Hz İsa insan mıdır?
a- Hz Adem soyundan insandır.
b- Allah'ın Kelimesi melek-insandır.
c- Göklerde yaşar melektir.
d- İnsanüstü zekadır.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 4095
FATİHA SURESİ 2936
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 2618
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 2420
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 1606

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
62 mesaj var.

SOHBET ODASI

Sohbet Odasına Gir