"Sahada futbolcular tribünde seyirciler büyük keyif alacak. Çünkü hırslı, agresif ve sürekli hücumu düşünen bir futbol oynatacağım" diyen Bernd Schuster'dir. Kafasındaki kurgu hakkında ipuçları verdi. Futbolda başarı, kavgacılıktadır.
10 Eylül 2010

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 2
 Bugünkü Ziyaret 40
 Toplam Ziyaret 282133

 
FORMU DOLDURARAK SORU SORABİLİRSİNİZ
Ad-Soyad
E-Posta
Soru
SIK SORULAN SORULAR
(Detay için sorunun üzerine tıklayınız)
S O R U L A R TARİH
S.A...hocam kafirun süresi ile ilgili açıklama bölümünde sayfa 1238 de tahsis olayı ve rafa kaldırma tabirini daha değişik kelimelerle açıklasak olmazmı sanki bu raf kelimesi uygun düşmemiş gibi.bu bağlamda acaba peygamberimizden sonraki dönemlerden günümüze kadar zaman zaman bazı ayetlerin veya surelerin örneğin kevser suresi tebbet suresi kureyş suresi vb..sureler ile ayet olarakta örneğin abese suresinin ilk ayetlerinin örnek alınamayacağı zamanlar,kıyas edemeyeceğimiz zamanlar veya beklemeye alacağımız zamanlar olmuşmudur.o günki ferdi olaylara veya kişilerle ilgili gelen ayet ve sureleri şimdi günümüzün meselelrine nasıl uyarlamamız gerekecek?şimdiye kadar hangi sureler ayetler rafta bekletildi hala rafta bekletilenler var mı?tabiki nesh edilme olayını kabul edilemeyeceğinide vurgulayarak bizi bu tahsis ve bekletme durumunu ile ilgili biraz daha bizleri aydınlatırsanız seviniriz.Çünki rafa kaldırma açıklamalarını arkadaşlarıma açıkladığımda bayağı tepkiyle karşılaştım.Allaha emanet olunuz 27 05 2005
selamün aleyküm muhterem hocam,şura suresi 17.ayet meal tefsirindeki ....sen nerden bildin...şeklindeki mealinizi ve bu mealle ilgili tefsirini biraz daha açık nasıl anlayabiliriz.günümzde son günlerde kıyamet senaryoları çizenler,yaklaşık veya daha yaklaşık zaman tayin etmeye çalışanlar acaba bu ayetten mi yararlanıyorlar.insanın gerçekten neyi bileceği nasıl bileceği somut anlamdamı soyut anlamdamı yoksa tesadüfü keşifler neticesindeki buluşlar anında mı bilip anlayacak,eğer sizin tefsirinizden anladığım gibi bu buluşları gerçekleştirenlerin olayların farkında olduğunu mu söylüyorsunuz?...yoksa biraz daha ilerisimi ?hangi anlamda tefsir ettiğiniz bilmeyi insan çözecek..şimdilerde insanlık farkında değilmi..? günümüz sanayisi,teknolojisinin etkileri neticesinin insanlık kıyamet anlamında farkındamı?yoksa biraz daha ileride dünyamızın,veya evrenin işleyişi ile mi ilgili ....bu çevirinizin bize neyi çağrıştırmasını arzu ettiniz.Selametle 27 05 2005
sevgili hocam rad suresi 39 hz Alinin dedikleri olabilir.Kıyas ile benzeşmeleri çözümleyebiliriz.Yeni olgulaşanlar ve yeni ani gelişmeler için bu ayet sistematiği içerisinde şura ile çözüm ve cevap verilebilir.Ben şöyle bir şey söylemek istiyorum:Allahu teala peygamber efendimizden önceki resul ve nebileri ve ayetlerini silmiştir.istese devam ettirebilirdi herhangibirini.YAşadık gördük istememiş ve bize bıraktığı KURAN ve Hz.MUHAMMED .Kitabın anası (Aslı,Esası)kendinde.Anlam olarak kendinde oldugunu anlamları verilmeyen şimdilik verilemeyen harflerde göstermekte değilmidir.Dileediğini veya dilediklerini silmiştir:acaba geriye bıraktığı Hz.İsa mı ?diye düşünebilirmiyiz.Diğer çeviri meal ve tefsirlere bakmadan bir konu önümüze çıkınca aradaki yüzlerce yılı atlayarak çözümü ve görüşleri hicri 150 lerde aramadan anlayabilirmiyiz takdir siz ve okuyucularımızın 22 05 2005
Allahın selamı üzerinize olsun muhterem hocam anlamamız gereken en önemli unsur kuran gölgesinde Allahın bize emrin bir alt basamağı tavsiye niteliğinde müslümanların ve mü'minlerin kurtuluş yolunda yapması gereken cemaatleşmek ,cem'an istişare olduğunu anlıyoruz.diğer anlamamız gereken mehdinin cemaatleşmenin sonucu siyasi imamı seçmek mi?mehdi seçeceğimiz bu imam mı ?Yoksa cemaatleşip imamı seçtikten ve bu anlamda birlik ve beraberliğin ve 27 katın oluşumunu sağlayacak siyasi durum meydana çıktıktan sonra bunu meydana getirecek mü'minlere yapılacak saldırılar neticesinde Allahın inayetiyle bütün ümmütin beklediği mehdi o vakit inanların cemaatleşmeyi oluşturmalarına mükafaat olarak mı ortaya çıkacak.Allah salihlerin yardımcısı olsun selametle 18 05 2005
muhterem hocam günümüz teknolojik gelişmelerinden yakınbir zamanda teknolojik gelişmelerin çok ileri derecelere varacağı genel kanı halinde bu gelişmeler neticesinde teknoloji insanların geçmişteki seslerini ve hatta bir adım ileri gidirek dalga boyutunda enerjetik olarak bıraktığı boşluk veya enerji bedenini görüntülüyerek insanlık boyutunda bütün gerçeklerin ortaya çıkmasını saglayarak beklenen mehdi olayını top yekün islama hanifliğe dönerek beklenen mehdinin bir varlık olmayıp hidayete erdiren olgu olarak islamı kabullenip Allahın nurunun tamamlanmasına neden olabilir mi ?Bu soruyu eskiden hayalini dahi kuramadığımız teknolojik gelişmeler şimdi bizi yoksa çok uçuk düşlere mi zorluyor? 17 05 2005
Selamün Aleyküm Bir ülke varmış camileri açık namaz kılınırmış,sana namaz kılma,oruç tutma diyen mi var demezlermiş,cumaya gidermişin,Allahla kulun arasına girilmezmiş bu ülkede herkes hürmüş dinini mütedeyyinlik boyutunda yaşamasına hatta dua etmesine müdahele edilmezmiş,yatırlardan faydalanmaya engel yokmuş işte bu ülkede yaşanıyor bu hayat.Acaba bu hayal ülkesinde namaz dua oruç acaba başka görev yokmu ?hicret nedir ne zaman nereye nasıl yoksa hükmü kalktı mı?vb olaylar peygamberimize emredilenler sadace ona mı emredildi?eger sadece ona ise o ayetlerin hükmü kalktı mı?sünnet deyip basite mi almalıyız?yoksa peygamberimizin kendi nafileleri hariç sünneti yerine getirmek farz mı?biraz bu hayali sorularla uğraşıp ortak hayallerimizi biryerde buluştursak nasıl olur acaba?sivri sinek saz....Allaha emanet olun 13 05 2005
Allah selamet versin kardeşim sana Yani peygambere inanmasakda öylemi demek istiyorsun,Kuranı kabul etmesemte öylemi?Namaz Kılmasak da öylemi?Pekala katle bulaştık,sarhoş öldük,zina halinde iken öldük ve buna benzer şeyler ama Allaha inanıyoruz ve cennet öylemi?Biraz kafayı çalıştıralım .Bu soru burda olmalımıydı acaba?tekrar Kuranda dediği gibi ALLAH selamet versin sanada banada. 13 05 2005
Yalnız Allaha ve ahirete inanan bir insanın amelleri değerlendirilip cennete gidebilecekmi? 04 05 2005
Değerli Üstad! Selam ve hürmetlerimi ilettikten sonra, hemen konuya giriyorum: Zina sadece “hür ve namuslu” kadınlarla yapıldığı zaman mı zinadır? Öyle olsaydı; *Cariyeler fuhuş yaptığında, onlara neden -yarı indirimli de olsa- ceza öngörüldü? *Allah’ın Elçisi -Ona salât ve selâm olsun- Medine’deki genelevinde dokuz cariyesini çalıştıran -ki bu biliniyor, ama isbat edilemiyordu- Abdullah bin Übeyy hakkında neden “Eğer delilsiz cezalandırmak caiz olsaydı, Allah’a yemin olsun ki, onu mutlaka cezalandırırdım!” diyor? Ayrıca, “aile kurma ümidini yitirmiş toplum malı, yolsuz kadın”dan söz ediyorsunuz. Bizler, ümidini yitirmiş olanların ümidi olmalı değil miyiz? Hayatın darbesini yiyen zavallılara yardım elini uzatacağımız yerde, onları bir daha asla kurtulamayacakları bir zindana mahkum etmeye hakkımız var mı? Hangi kadın bu zindanda mutlu olabilir? Hangi kadın oradan kurtulmak için her şeyini feda etmez? Dört yıl Almanya’da yaşadım. Ve bu dört yıl, benim için tam bir cahiliyye devriydi. Sonra Rabb’im beni kurtardı. Fuhşun pençesinde kıvranan insanların neler yaşadığını, neler hissettiğini inanın iyi bilirim. Eğer “bazı kadınlar doyumsuzdur, aşırı şehvet düşkünüdür, bu yüzden orada kalmalıdır” diyorsanız, unutmayınız ki, kadınların çoğu aşırı şehvet düşkünüdür, doyumsuzdur. Bütün bunlar bir yana, Kuran’da ve Sünnette iddianızı destekleyecek delil var mı? Varsa gönderin, onlar üzerinde konuşalım. Selametle! Mahmut KISA _________________________________________________________________ Hem e-postalarinizi, hem de Bilgisayarinizi MSN Güvenlik ile koruma altina alin! http://www.msn.com.tr/security/ Mut'a nikahı konusunda ne diyorsunuz? 04 05 2005
selamün aleyküm sayın hocam ilk soruma cevap verdin Allah razı olsun izninle ikinci bir sorum olacak: Hocam kuranda sık sık namazınızı dosdoğru kılın ayetleri bulunmakta, şimdi hocam dosdoğru namaz kılmaktan ne anlamamız gerektiği konusunu açıklarsanız sevinirim.Allah razı olsun Allaha emanet olun. 21 04 2005
Arşiv: 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- 21-


 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hz İsa, Hz Adem ile cenetten kovulan ervah arasında olmadığından mezarı yok. Öyleyse Hz İsa insan mıdır?
a- Hz Adem soyundan insandır.
b- Allah'ın Kelimesi melek-insandır.
c- Göklerde yaşar melektir.
d- İnsanüstü zekadır.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 4095
FATİHA SURESİ 2936
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 2618
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 2420
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 1606

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
62 mesaj var.

SOHBET ODASI

Sohbet Odasına Gir