E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com
| DUYURULAR |
|
2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.
Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır.
Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.
Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.
1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.
1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.
*
* *
BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ
Artık
BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ
adlı kitabımız yayınlanmıştır.
Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.
Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.
Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.
Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.
Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!
Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.
Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.
Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.
İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.
Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır.
a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir.
b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır.
c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.
İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.
*
* *
Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"
adlı kitabımız yayınlanmıştır.
Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.
Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.
Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.
Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.
Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.
Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.
Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.
Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.
Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.
Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.
Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.
Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.
Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.
Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.
Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.
Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.
Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.
"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.
Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.
Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.
Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.
*
* *
|
|
|
|
| ZİYARETÇİ DEFTERİNE
HOŞGELDİNİZ! |
|
Uğur Aktaş
|
ugrkts@mynet.com
|
15.03.2005 |
| Allah yâr ve yardımcınız olsun.Başarılar.
|
|
mustafa sen
|
gul_yuzlum@mynet.com
|
16.03.2005 |
| merhaba gercekten siteniz cok güzel olmuş ben sunu soylemek istiyorum eger bir chat sayfası olursa daha iyi olur diyorum insanlar seviyeli bir sohbet icin biliyorum mutlaka buraya gelir mesela dini sohbeler olabilir . sahsen kendimi soyleyeyım ben mutlaka buraya gelirim bu sitenin adınıda gazateden gordum. basarilarınızın devamı dileiyle ...
|
|
Mustafa SAKA
|
mustafa_saka@mynet.com
|
16.03.2005 |
| Siteyi inceleme fırsatı bulduğum için teşekkür ederim...
Bir ilahiyat mezunuyum ve öğretmenim..Kur'anî kavramlara farklı bir bakış açısı ve yorum getirilmesi oldukça güzel olmuş...
Ve gerçekten güzel hizmetlerin yapıbaliceği bir sitenin olduğuna inanıyorum...
Ancak açıklamalar yapılırken cümlelerin daha yalın kullanılması, anlaşılması için güzel olsa gerek.
Mesela Hamd kavramı açıklanırken, hüküm kavramı açıklanırken, Kuran Kavramının diğer Kur'an ayetlerindeki ortamıyla tefsir edildiğini görmekteyiz.
Yalnız mesela cümle ortasındaki Yunus 3. de görüldüğü gibi yerine
Yunus suresi 3. ayette veya
Yunus üçüncü ayete şeklinde verilebilir
Bunun yanısıra ilgili ayet de açık olarak verilebilir...İmla hataları konusunda daha titiz olması gerekebilir...
Yinede hızlı yazı yazan biri olarak üzerime düşen bir görev varsa yerine getirebilirim...
Selametle...
|
|
A.HAKKI
|
cilbiroglu6@hotmail.com
|
16.03.2005 |
| sitenize bugün tekrara girdim ve her girişimde farklı duygular hissediyorum.allah sizden razı lsun allah bahtınızı açık etsin
|
|
Selman Gezici
|
gezici@gmx.com.tr
|
18.04.2005 |
| Sayın Hocam,
Beni tanımazsınız fakat benim ablam (Hanife (Gezici) Saklı) Samsun İ.H.L.'nden sizin talebenizdi ve sizden bana çok bahsetmişti. Bu yayınevinin adresi bizim mahallede görünüyor. Galiba size çok yakınız. Görüşmeyi çok isterim. Selamlar...
|
|
musa altun
|
alger66@mynet.com
|
28.04.2005 |
| selamün aleyküm sevgili hocam benim desteğim size fikirlerinize katılmak bizler vesilesi ile islama hizmetinizde maneviyatınızı kuvvetlendirmek ve bilgi dağarcıklarınızı anlayabileceklere anlayanlar içerisinde yeni zeka penceresi açılıcak olanlara eserlerinizi okuyarak destek ve imamımızı bulmamıza katkılarınızı,bulamasakta o yolda cihada hicrete kavuşmamıza mustazaflıktan kurtulmaya,salt mütedeyyinlikten kurtulmaya,yardımcı olmanız Allah razı olsun Allahı yazmanın sınırı varmı ki sizin bir damlacık mürekkebiniz hak yolunda çabanız bir misli daha versek bitiremezsiniz dediği Allahı anlamanın kuranı anlamanın yanında faydası en azından beni saatlerce spor proğramına bakarak yerine getiremeyeceğim katlettiğim vakitleri anlamama yol verirken sorusu cehennemde sorulacak olan hicretsizliğimizi pekiştiren açıklamalarınız,şimdiye kadar neden oy kullanmadığıma camide değilde oradaki insanlarla kılınan namazlardan neden tat alamadığımı neden yıllarca cumada gerçek cem olamadığımın ve cumayı değilde sadece cem olmayı anlamadıklarını alelacele dağılarak geride bırakılan acuzler katılmayışımın cevabını yine bulur gibi olmam size destek ise işte ben inşaallah buradayım.şimdilik Allaha emanet olun hocam selamün aleyküm
|
|
musa altun
|
alger66@mynet.com
|
13.05.2005 |
| Selamun aleykum muhterem kardeşim yalnız Allaha iman Allah aşkına yapma yaaaaaa eğer net cevap bulursan bizede ulaştır.yoksa mazaAllah
|
|
m.altun
|
alger66@mynet.com
|
26.05.2005 |
| hocam Allaha şükür 8 aylık bir zamanda meal ve tefsirinizi anlamaya çalışarak araştırarak tartışarak okuyarak bugün tamamladım.Eseri okumayı tabiki herkese tavsiye ediyorum.eserinizi okuyanlar olarak inşaallah bir platform oluşturup daha ilerilere yol alırız.eserin tamamını okuyarak bizi gerekli yerlere ulaştıracağı kesindir.arada bir lazım olan yerlere bakmak bizi islami bütünlüğe anlayışa faydalanmamıza katkı sağlayacagğı kanatinde değilim.tekrar elinize dilinizi sağlık derim.Net anladığım en önemli konunun cematleşmek,sorunların üstesinden biliçli birlikteliğin olduğunu net olarak kavradım.daha detaylı anlamamız gereken konu ve eleştirilerimi kendi çapımda zamanla sorular bölümünde aktaracak ve sual edeceğim.Allaha emanet olun
|
|
.......
|
..........
|
27.05.2005 |
| BÜTÜN MÜSLÜMAN KARDEŞLERE MERHABA
ARKADAŞLAR
HOCAMIZIN ESERİNİ OKUYORUZDUR İNŞAALLAH
OKUDUKÇA SORULARINIZI ELEŞTİRİ VE TAVSİYELERİNİZİ İLME DİNE KATKI ANLAMINDA BİR ELİN NESİ VAR İKİ ELİN SESİ VAR BABINDA BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR ANLAMINDA YAPICI ÖĞRENİCİ VE ÖĞRETİCİ ANLAMINDA KATKILARINIZI BEKLİYORUZ ALLAHA EMANET OLUN
|
|
Orhan Yazıcı
|
oryazici@hotmail.com
|
08.09.2005 |
| bilgi toplumunun kader anlayı ve kuar meeali ve tefsiri adlı eserletrinizi zevkle okudum.değişen toplumda ihtiyaca cevap verecek bir eser diyebilirim.ama tümünü anlamayaa bilgiletrim yetrli olmadını anlafdım.yinede çok şey kattı bilgi dağarcıma sağolun selam ve saygılar
|
|
Orhan Yazıcı
|
oryazici@hotmail.com
|
09.09.2005 |
| sayın hocam ben kimim ki sizi kritize edyim alimin dilinden alim mürşidin dilinden mürşit anlar.ancak müsadeniz olursa bir şeyi tenkit edyim çok uzun cümleler kurmuşsunuz baından okumaya başladğımda sonuna doğru baş taak.n. unutuyorum.birde dil bana çok yeni ama anlaılır 2.3 kere okumak gerekiyor.avamın anlaması çok zor .bu devir için meal ve tefsir çok güzel geçmişin veya başkadsının kopyası deyil genel kritikden sonra inşallah özelede geleceğim.kusura bakmazsın inşazllah
|
|
Orhan Yazıcı
|
oryazici.hotmail.com
|
29.09.2005 |
| halamınoğlu yazilarını büyük bir zevkle okuyorum okudukca hayretim artıyor bu zamanın en iyi açıklamalarını olması gerekenleri söylüyorsun .düşünem beyinler için çok değerli yazılar var sağ olasın sana yaranmak gibi bir niyetim yok .aslında kırgınlığım var ama gerçek her zaman gerçektir.
|
|
Ali Rıza Gül
|
alirizagul@hotmail.com
|
16.10.2005 |
| Degerli Hocam, selam ve saygilarimi sunarim. Insallah iyisinizdir. Size uzun
zamandir herhangi bir sey yazamadim. Bu bizim ihmalkarligimiz. Küçük
mesguliyetlerimizi çogu zaman maalesef iletisimimizin önüne geçiriyoruz.
Birçok insanla iliskilerimde hep ayni ihmalkarlik karsima çikiyor.
Hocam, uzun zaman önce yazdiginiz bir mesajinizda mealinizi gözden
geçireceginizi söylüyorsunuz. Gayretinizden dolayi sizi tebrik ederim.
Insallah basariniz daim olur. Ayrica, "Kader Anlayisi" isimli çalismanizi
görüp görmedigimi soruyorsunuz. Maalesef görmedim. Kader konusu birkaç yil
sonra yapmayi düsündügüm çalismalardan. Su siralar "Kur'an'in Tanri Söylemi"
baslikli bir kitap çalismasiyla mesgulüm. Insallah onu dualarinizla
basariyla tamamlarim. Bundan baska yapmayi planladigim birkaç arastirma daha
var. Ondan sonra kader konusun ele alacagim. Tabii, yazilanlar disinda
birsey söyleyeceksem. Bu bakimdan sizin kitabinizi elde etmek isterim. Biz
genellikle internet araciligiyla kitap satin aliyoruz. Hem ucuz, hem de
istedigimiz her seyi elde etme açisindan daha elverisli oluyor. Ancak sadece
bir-iki kitap için siparis vermiyoruz. Eger yayinevinizin www.kitapyurdu.com
ile irtibati varsa, kitabinizi oradan temin edebilirim.
Sevgili Hocam, ben haftada bir-iki defa internetteki mesajlarima
bakabiliyorum. Eger cevaplarimda bir gecikme olursa, lütfen bunu baska türlü
degerlendirmeyin, simdiden affimi istirham ederim. Tekrar selam ve
saygilarimi sunar, Ramazaninizi tebrik ederim. Bu arada 14.11.05 tarihinde
girecegim doçentlik sözlü sinavim içinde dualarinizi ve manevi
desteklerinizi bekliyorum.
Ali Riza GÜL
|
|
Ömer Çelebi
|
iyisaatteolsunlar@hotmail.com
|
27.10.2005 |
| esenle,hu. web ortamında görebilmek ne iyi bu sadayı, hiç de fena bir site olmamış; emek verenlere minnet olsun. liyakatli okuyucu ve öğrenciler olmadığımızı ikrar etmek malumun ifşası olacaktır Salih Hocamızın çaba ve emeği ile üretimi karşısında. ben de ziyaretçilerinden olduğum zahir olsun ve sayfanın sempatizanı olduğum bilinsin için bir kayıt bırakmak istedim buraya. barekellah demek gerek ortada olan salih amel için.hu
|
|
Ali İhsan Çelebi
|
aicelebi1@hotmail.com
|
01.11.2005 |
| Salih hocamızın talebesiyim. Kendisine her zaman saygı duymuşumdur. Çalışmalarını daima takip etmeye çalıştım. Sanal alemdeki hizmetleri bizleri daha da mutlu etmiştir. Okuyucuya böyle güzel bir imkan sunduğu için Hocamızı kutluyor ve kendisine Yüce Allah'tan uzun ömürler ve muvaffakiyetler diliyorum.
|
|
Musa Altun
|
|
10.11.2005 |
| merhaba hocam,sorularımdan veya tenkit ve eleştirilerimden anlaşılmayanlar veya okuyuculardan yanlış anlamaya veya fitneye sebeb olacak olduğuna kanaat getirdikleriniz varsa siteden silebilirsiniz.Ne bileyim bunları yazarken yanlış ve fitneye sebeb olmayım diye aklıma geldide.Selamlar.
|
|
muzaffer batmaca
|
studyoalara@hotmail.com
|
08.12.2005 |
| kardeşlerimizle yanlış ve doğrulara bir yön vermek için yapılacak shat veya messenger adreslerinin faydalı olacağına inanıyorum.çalışmalarınız içiç ALLAH hepinizden razı olsun.ALLAH yar ve yardımcınız olsun.
|
|
esad cihad ARTAN
|
esadcihad@hotmail.com
|
09.01.2006 |
| hocam sizi çok özledim.ben hamza abinin eski elemanı derviş cihad.bayramınızı en içten duygularımla kutlar ellerinizden öperim.Rabbim gayretinizi ve bizim gayretimizi arttırsın
|
|
Mukadder Arif YÜKSEL
|
mukadderyuksel@hotmail.com
|
19.02.2006 |
| Saygı Değer Hocam,
İlmi faaliyetlerini bu şekilde kamu yararına sunmanız şanınıza layık bir teşebbüs olmuş Yararlı olmasını dilerim.
|
|
orhan gazi cerrah oğlu
|
bozkurt_61_orhan@hotmail.com
|
01.05.2006 |
| merhaba gercekten siteniz cok güzel olmuş ben sunu soylemek istiyorum eger bir chat sayfası olursa daha iyi olur diyorum insanlar seviyeli bir sohbet icin biliyorum mutlaka buraya gelir mesela dini sohbeler olabilir . sahsen kendimi soyleyeyım ben mutlaka buraya gelirim
|
|
enver çoban
|
silver.stone@hotmail.com
|
08.05.2006 |
| selamün aleyküm hocam,site adresinizi arkadaşım isa aydından aldım, çok beğendim, allah başarılarınızın devamını getirmenize yardım etsin. ben samsun ihl den öğrencinizim.96 mezunuyum. 7-c sınıfından.inşallah istanbula geldiğimde ziyaretinize geleceğim.allaha emanet olun hocam, allah uzun ömürler versin, toplumumuzun sizin gib değerli hocalarımıza herzaman ihtiyacı var. selamün aleyküm
|
|
mümin yıldıztaş
|
m.yildiztas@mynet.com
|
09.05.2006 |
| sa.
hocam hürmet ederim. özel fm'deki konuşmanızı dinleme imkanım olmadı. bu konuşmanın bandını siteye koyma imkanı yok mu? saygılarımla,
|
|
isa aydın
|
beyyine98@hotmail
|
11.05.2006 |
| hocam anket sorusu nezamn değişecek?
ankette birden fazla soru olsa olmaz mı?
86 samsun ihl (7/c) mezunlarından ulaşabildiğimiz herkesi buraya getirelim inşaallah.
diğer mezun olan arkadaşlar da aynı şekilde yaparsa çok güzel şeyler olur diye düşünüyorum.
|
|
vakkas DÖNDER
|
vdonder@hotmail.com
|
18.05.2006 |
| Sayın hocam; kıymetli dostlarımın aracılığıyla sizlerin sitesini bulmam bana büyük bir mutluluk verdi. Hep merak ederdim Salih Parlak hocam kitaplarını ne zaman çıkaracak diye, inşallah kitaplarınızın tüm serisini almaya gayret edeceğim. Böyle bir siteyi oluşturduğunuz içinde ALLAH sizden razı olsun. Saygılar...
Samsun İHL Mezunu arkadaşlara burdan selamlar...
|
|
gülsüm helvacı
|
gulneda@mynet.com
|
05.07.2006 |
| sevgili dayım siteni okuyorum ve begeniyorum yeni kitabını okumadım inş istiyorum görüşemedik başarılar fi emanillah gülsüm
|
|
ahmet ekinci
|
ahmet-e-ahiskali@hotmail.com
|
17.07.2006 |
| hocam nasılsınız sizden bekleneni yapmışsınız ALLAH CC razı olsun İNŞAALLAH bazı beyinlerde boş kalan inanç merkezlerinin dolmasına ve insanların inançsız ve imansız gitmekten kurtulmalarına yardımcı olursunuz başarılarınızın devamını dilerim ellerinizden öperim
|
|
A. İhsan ÇELEBİ
|
celebiali55@hotmail.com
|
12.03.2007 |
| Hocamız arapça dersimize gelmişti. Kendisinden istifade ettik. Arapçayı bize sevdirmişti.
Tefsir dersimize gelmediği için daima üzülürdüm. Bu çalışmalarıyla hocamızla birlikte oluyor,Yazılarını keyfle okuyorum.
Allah ondaki azmi artırsın. Bize de O'na layık talebe olmayı nasip etsin.
|
|
Hüseyin YILMAZ
|
05446836640
|
13.08.2007 |
| HOCAM SELAMÜ ALEYKÜM BEN İSTANBULA GELDİM SITENİZ HAYIRLI OLSUN SİZİ ÖZLEDİK AKŞEMSETTİN ESKİ İMAMİ HOCAM İST. İSEN ZİYARET ETCEM ELLERİNDEN ÖPERİM ALLAHA EMANET OL CİHANGİR BEYE SELAMLAR İYİ AKŞAMLAR HOCAM
|
|
elvan
|
eayanoglu@igdas.com.tr
|
28.08.2007 |
| hocam ben eski bir öğrencinizim dualarım sizinle her zaman.
bi soru sormak istiyorum.
şu an ki şartlarda miras hukuku kadın için ne şekilde uygulanır?
herkes farklı şeyler söylüyor.kafam karıştı.Sizin görüşünüzü öğrenebilirmiyim?
Allah'a emanet olun.
|
|
ayşe sürücü
|
kenzulenvar@hotmail.com
|
11.09.2007 |
| selamün aleyküm hocam ben üsküdar üsküdar ihl 98 mezunlarından dershane 27 den ayşe sürücü sizi bulduğuma çok sevindim allah çalışmalarınızda başarılar nasip etsin.hayırlı uzun ömürler versin.o zaman anlattıklarınız şimdi daha iyi anlıyorum.ALLAHA emanet olun!
|
|
Musa altun
|
hodaroglu@hotmail.com
|
11.10.2007 |
| Ramazan-ı şerif bayramınız mübarek olsun Allaha emanet olunuz
|
|
dilek dinçay
|
OGZEDILEK@hotmail.com
|
06.11.2007 |
| BU SİTE GÜZEL BİR SİTE AMA İSTEDİĞİM SONUCA ULAŞAMADIM BUNUN İÇİN ÜZGÜNÜM
|
|
ayşe sürücü
|
|
16.11.2007 |
| hocam selamün aleyküm mesajınızı aldım yeni aldım bilgisayar bozuktu teşekkür ederim. inşallah okuyacağım yazılarınızı . allah muvaffak etsin dualarda unutmayın biz unutmuyoruz
|
|
EGEHABER.NET
|
HABER@EGEHABER.NET
|
15.12.2007 |
| ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR DİLERİZ. WWW.EGEHABER.NET MUTLAKA ZİYARET EDİNİZ. DOST LİNKLERİNİZ ARASINDA YERALMAKTAN MUTLULUK DUYARIZ.
|
|
fatih bayar
|
fatih_bayar_06@hotmail.com
|
15.12.2007 |
| ya kuranda biyolojık yasaya örnek olan 10 ayet arıyorum ama bulamıyorum bulan warsa bana msnden haber werebilirmi ??????? acil lazım
|
|
fatih bayar
|
fatih_bayar_06@hotmail.com
|
15.12.2007 |
| s.a hocam ben fatih din hocasının werdiği bir ödev warda bulamıyorum acaba yardım edebilirmisiniz ödev
''kuranda biyolojik yasaya örnek 10 ayet anlam we açıklamaları lütfen hocam yardıım edinnn
|
|
fatih bayar
|
fatih_bayar_06@hotmail.com
|
17.12.2007 |
| yyaaaa kaç gndr soruma cvp bekliom kimse yokmu burda yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
|
|
HAKAN ÇİFTÇİMAN
|
ciftci@mynet.com
|
09.04.2008 |
| sayın hocam
üsküdar imamhatipten öğrencinizim.
İnternet sayfanız çok güzel olmuş kitaplarınız güzel başarılarınızın devamını dilerim.Allah yardımcınız olsun
|
|
ayşe sürücü
|
hayal_meyyal@hotmail.com
|
10.04.2008 |
| hocam bu benim yeni adresim yazılarınızı okuyorum 1-2yorum ekledim.başarılar
|
|
ayşe sürücü
|
hayal_meyyal
|
10.04.2008 |
| hsize birkaç soru sordumh hocam cevabınızı bekliyorumüsküdar ihl den ayşe sürücü
|
|
ayşe sürücü
|
hayal_meyyal@hotmail.com
|
11.04.2008 |
| selamün aleyküm hocam bi ayete baktım o allah yeri ve göğü yoktan var etmiştir diyor.enam 101 .ayeti kerimede bununla anlatmak istenen nedir.sizin dediğiniz vardan var etma allahü teala hz lerinni herşeyi ilminde ezeli ilminde mi var etmesiydi yani mebde -i teayyün olan ezelii ilminde var edip sonradan ona kendi varlık sıfatını giydirmesimidir.bir marangoz ilk önce yapacağı eseri ilminde var eder sonra da ortaya çıkarır mevcut olan malzemeyle allahü teala da bizi önce var edip
sonra da yani ilminde var edip kendi varlık sıfatını yansıttı mı deke istiyosunuz
|
|
ayşe sürücü
|
hayal_meyyal@hotmail.com
|
11.04.2008 |
| selamün aleyküm hocam bi ayete baktım o allah yeri ve göğü yoktan var etmiştir diyor.enam 101 .ayeti kerimede bununla anlatmak istenen nedir.sizin dediğiniz vardan var etma allahü teala hz lerinni herşeyi ilminde ezeli ilminde mi var etmesiydi yani mebde -i teayyün olan ezelii ilminde var edip sonradan ona kendi varlık sıfatını giydirmesimidir.bir marangoz ilk önce yapacağı eseri ilminde var eder sonra da ortaya çıkarır mevcut olan malzemeyle allahü teala da bizi önce var edip
sonra da yani ilminde var edip kendi varlık sıfatını yansıttı mı deke istiyosunuz
|
|
A. İhsan ÇELEBİ
|
celebiali55@hotmail.com
|
17.09.2008 |
| s.a. sy Hocam,
Yeni Meal Tefsirinizi henüz edinemedim. İnşallah istifade edebilmek için alıp inceleyeceğim. Sizlere bu üstün gayretinizden dolayı teşekkür eder, Yüce Allah (c.c.)'den; sihhat, gayret, başarı ve uzun ömürler dilerim.
|
|
Prof.Dr.Mustafa Aksoy
|
44.aksoy@gmail.com
|
23.10.2008 |
| 22.10.2008 tarihinde Ü tv deki konuşmalarınızı dinledim. Gönderdiğim yazıyı size bildirdilermi bilemiyorum. Yazımda belirttiğim gibi, size katılıyorum. Sizi anlamayan insanların tek çıkmaz noktaları, zaman ve maddeye takılıp kalmalarıdır. Saygılarımla.
|
|
erdem aygün
|
e1990_erdem_1907@hotmail.com
|
27.10.2008 |
| aleviler namaz kılmaz aleviler oruc tutmazmıs neden tüm sünniler bunu böyle biliyo ne olur bana bir acıklama yapın
|
|
musa altun
|
hodaroglu@hotmail.com
|
03.11.2008 |
| Selamün aleyküm sevgili hocam
Şükür Allaha ki mealin yenilenmiş haliyle tamamlandığını bildirmeniz beni sevindirdi.En kısa zaman da elime geçer inşaallah.Birinci yayınlanan eserinizi okuduğumu ve yeni dünya ile v yeni nesillerle çok güzel iletişim kurulacağını en iyi bir şekilde anlamış idim.İnşaallah yenilenmiş haliyle gençlerimiz okurda yeni ve tutarlı bir zeka pencerelerinin açılmasını sağlarlar ve teknoloji çağının gerçeklerini ve uçuk moda uydurmalarını anlayarak özlerine yönelişte olurlar umuduyla;yeni çalışmanızın ümmeti Muıhammede hayırlar ve beraberlikler getirmesini temenni ederim yüce Allahtan.Herkese Allahın selametini dilerim.
|
|
fulya ayse yıdızhan
|
ayse_şeffaf_20@hotmail.com
|
11.11.2008 |
| selamın aleykümkader alın yazısı diolar sizce söyleninlere göre kadere inanmak yanlışmıdır doğru mu ben kadere gerektiğinde inanıyorum sitenizi çok seviyorum hayırlı uğurlu olur inşallah hoşçakalın salıcakla kalın
|
|
musa altun
|
hodaroglu@hotmail.com
|
15.11.2008 |
| selamün aleyküm
sevgili hocam taaaaaaaaaaa kırıkkalelere gelerek bizleri aydınlattığınız için Allah razı olsun.Allah emeğinizi zai etmesin anlayışınızı artırsın.Allaha emanet olun teheccüd namazlarınızda dualarınıza bizleride alın inşaallah.
|
|
ayşe sürücü
|
havayikelebek@hotmail.com
|
17.11.2008 |
| selamün aleyküm hocam ben size mana alemi ilgili bişey soracak tım rüyada selmanı farisi hz ,ni görmek ve onunu türbeesinde dua etmek ne anlama gelebiilri eğe r değerli vaktinizji cevaplamak içn ayırırsanız minnettar kalacağım size allah cc ne emanet olun sağlınıza duacıyım
|
|
hüseyin kayhan
|
talhakayhan@hotmail.com
|
04.01.2009 |
| DEĞERLİ HANİF MÜSLÜMANLAR
ALLAH ODAKLI VE KURAN MERKEZLİ İMAN EDENLER…
RESULLERİN TAKİPÇİLERİ
Hanif Müslümanlığı yaşamımızın özü ve temeli haline getirme yolculuğumuzda, her daim birbirimiz ile güzellikleri paylaştık.
Birbirimizden ne kadar uzak olsak ta, fazlası ile yakınlaştık.
Aramızdaki kilometreler ve mesafeler, gönüllerimizin aynı SÖZ ile şahlanmasını engelleyemedi.
İnandığımız gerçeklerin üzerimize yüklediği sorumluluklardan hiçbir zaman kaçmadık. Her daim üzerine gittik. Yürüdük…
Bildik ki, varlığımız Rahmanın dilemesi ile vücud buldu. O’nun dilediği çizgiden yürümek, doğrudan şaşmamak adına vahye sarılmak tı davamız.
İşte bu gerçekliğin gölgesine, varlığımızı bütün kılmak adına BİR ARAYA geliyoruz…
Tüm Hanif Müslümanları, Kuran Erlerini, Kuran Davetçilerini bu Birlikteliğe bekliyoruz….
Kuran Eri olmak, Gerçeğin izinden asla korkmadan ve çekinmeden yürümektir.
Alemlerin Rabbi olan Allah, bu hayırlı birlikteliği daim etsin inşaAllah.
GELENEKSEL AKIL ve KURAN SEMPOZYUMU ‘’BÜYÜK BULUŞMA’’
ORGANİZASYONUNA, TÜM KURAN ERLERİ DAVETLİDİR…
|
|
hüseyin kayhan
|
talhakayhan@hotmail.com
|
04.01.2009 |
| HOCAM sizi çok seviyorum nasılsınız iyimisiniz ben hüseyin
aleyküm selam
yazan_hüseyin kayhan
|
|
hüseyin kayhan
|
talhakayhan@hotmail.com
|
04.01.2009 |
| inşaallah bende sizin talebeniz olurum ammmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmiiiiiiiiiiiiinnnnnnnnnnn
|
|
hüseyin kayhan
|
talhakayhan@hotmail.com
|
04.01.2009 |
| allahım
sen
filistine yardımlar et!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!aamiiinnnnnnn!!!!!!!!!!!!!!!!!1111!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
|
|
MUHAMMET tiryakioğlu
|
m.u.h.a.m.m.e.t@hotmail.com
|
13.01.2009 |
| 13.01.2009
(SAYIN SALİH PARLAK)
Size katılıyorum ammasizin tefsirleriniz onlar pek hoşuma gitmiyor o yüzden dini güzel örenmek ve! dine yaklaşık yanlış tefsir verilmemelidir.
Sayidende ama iyi bir (haocasınız) size inanıyorum sizin sohbetlerinizi! dinliyorum amma' sizin yaptığınız yani?! yanlış tef'sirler yanlış '' amma
sizi kırmak istemiyorum (SİZİN YAPTIĞINIZ YANİ ! SİZİN SOHBETLERİNİZE KATİLMAK İSTİYORUM AMMA''')nasip olmuyor tefriniz,grubunuz,terniyeniz iyi! o yüzden lütfen kur-
anın anlamını yani!!!!!!tefsirleri yanlış yazmayın (ALLAH) (CELLE CELELÜHÜ!!!BUYURUYOR) TEFSİRE VE ALLAHIN VERDİĞİ KURANI >KERİMİ yanlış olarak hitab!!!!! etmeyin
demekle SON!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
AMİN?!
YAZAN=AD=MUHAMMET
SOYAD=TİRYAKİOĞLU
SAYGILARIMLA!!!!!!!!!!!
|
|
musa altun
|
hodaroglu@hotmail.com
|
14.01.2009 |
| selamün aleyküm sayın tiryakioğlu.hem katılıyorsun hem yanlış diyorsun,anlayamadım.Yanlış olanları yazsanız veya sorular bölümünden sorsanızda bizde yanlış veya doğruyu öğrenmeye çalışsak nasıl olur acaba.
Yalnış olanların doğrusunu diğer tefsirlere göre mi diyorsunuz?Yoksa sizde mi tefsir çalışması yapıyorsunuz?
Bunları yazarken hocayı savunmak adına değil,muallak olan ifadenize göre soruyorum.
Merak ettiklerinizi veya katılmadıklarınızı yazarsanız bizlerde müstefiid oluruz.
Allaha emanet olunuz.Saygılarımla
|
|
ŞEMSETTİN BAYRAM
|
anadolu.7@windowslive.com
|
19.03.2009 |
| Sitenize yazdığım yorumda adresimi edebiyat61@hotmail.com maalesef başkalarının eline geçmiştir.Söz konusu adresten gelen hiçbir şeye itibar etmeyiniz.
saygılarımla
|
|
meryem yalçınkaya
|
meryem-_ykaya@hotmail.com
|
30.07.2010 |
| hocam selamün aleyküm ben de geçmiş yıllardaki öğrencilerinizden...
allah yardımcınız olsun.
|
|
musa altun
|
|
07.10.2010 |
| selamün aleyküm
Umarım Allahtan afiyettesindir sevgili ve muhterem hocam.
Bizi unutmayan Allah sizi bana unutturmuyor,kalbi ferahlığınız devam etsin bu mealde.Umarım ki ALLAH bizi,kendisini unutmayanları O'da daha hayırlılarına ulaştırır.
Sizden sizi yeni çağın,bilim çağının diliyle meal tefsir nimetiyle nimetlendiren ve akıl, sıhhat veren,kendini unutmayanı,unutanı asla unutmayanın size yüklediği görevleri yerine getirmeye çalışan bir nefis olarak;anlaşılmaya,anlamaya dönük ilmi,irfani,vehbi çalışmalarınızın penceresinin kanatlarını tümden kaldırarak,kapatmaya ve kapatılmaya meyil vermemek adına her hai nasip eden adına siz hep sözlerimiz ve göz attıklarımızın arasında,simurg cemaatimizin tartışmalarında anlam katan veya katmadığını ifade eden ve malumunuz kabul görmeyen ifadelerde ye bulmaktasınz.
Beklenti;
sizden ilmi kariyerinizi sıhhatinizin elverdiği imkanlar dahilinde;el üfelemeden,çanta taşımadan,uhudda gelen okun önüne baş uzatan gibi,ablukada karınlarına taş bağlayanlar gibi,babasını,anasını,evladını,canını feda edenler gibi onları sarfı nazar etme yolunda ilminizin sahibinin öngördüğü:çalışmalarınıza koyduğunuz isim gereği tapunuzu alın ve artık dikenlerle yolları kapatılan,taşlananlar gibi teknolojik görüntülerde yerinizi aldıracak çalışmanıza koyduğunuz ismin gereği lan TAPU yu almaya kalkışma zamanı artık,
derken çalışmalarınızda kullandığınız dile yakın olabilecek şekilde tavsiyenin bize düşmesini nasip eden adına......
ve İSTEK:
kullanılan kelime ve kavramların (uçuk simurg cemaatince bile ifadelendirmekte meşakkat çekilen)lügatçe bir çalışma eserini ortaya koymanız arzusundayız.
Dua:hiç değişmeyene değişen genişleyen,yazmakla bitmeyecek olanı anlamaya yönelik yönelişler nasip edenedir.
|
|
yAŞAR hACİOĞLU
|
y
|
07.01.2011 |
| değerli hocam.
tabiiki sizin meal tefsiriniz hakkında bazı olumlu veya olumsuz tepkiler oldu. ben en çok eleştirilen konuyu sizinle paylaşayım. Şöyle ki:
meal tefsirin dilinin . yanı anlaşılırlığının çok karmaşık olduğu izlenimini algıladım. okuyan ve eline alan kişilerde daha sade bir dil kullanılsaydı eleştirisi oldu. insanlar şunu istiyor. bir ilkokul mezununun bile bir kitabı eline alıp okuduğu zaman ne demek istediğini anlaması lazım. ha ben sadece belli bir dini tahsil almış kişilere hitap ediyorum diyorsanız o zaman çok haklısınız. ama takdir edersiniz ki, salih PARLAK hocayı herkes karşısında bulup, hocam şurada ne demek istediniz, veya burayı biraz daha açarmısınız deme şansına sahip değiller. yanlış anlaşıldıysam özür dilerim. yani herkesime hitap etmek ggereğinin altını çizmek istedim. siz büyük bir alimsiniz. bu her seviyeye hitap edebilme sözümdeki gayeyi anlarsınız mutlaka. ama yine de her konuda size yardım etmeye hazırım. selam ve sevgilerle....
06 Ocak 2011 04:46 tarihinde SALİH PARLAK yazdı:
Sevgili Yaşar Hoca Kardeşim,
Ben unutulup unutulmamayı kitaplarım üzerinden ele alırım. Siz de hasbelkader elinizi taşın altına soktunuz. Sağolun birkaç dosta tavsiyede bulundunuz. Acaba ne kadar içlerine sindirebildiler. Bizim www.2001yayinlari.com web sitemiz kaç kere tıklandı ve ziyaret edildi.
Yani etki-tepki nasıl çalıştı. Sizlere intikal eden bir sorgulama var mı? Biz bunları araştırıyoruz. Yani ortalığı bizim adımıza bir karıştırırsan, kişilerin ne tepki gösterdiğini sorgular, uyuyan gönülleri hafif bir meltemle azıcık uyandırırsan, serpintisini bize de gönderirsen o zaman unutulmamış oluruz.
Yeni çalışmamız olacak. İki yıldır üzerindeyim. Çok güzel olacağına inanıyorum. Denilmeyen çok şeyleri söylüyor ve dillendirmeye çalışıyoruz. Bu ölü gönülleri uyandırmak için çok çok çalışıyoruz. O gönülleri beraber uyandıracağız.
Selam ve saygılarımla…
From: Yaşar Hacıoğlu [mailto:y.hacioglu41@gmail.com]
Sent: Wednesday, January 05, 2011 3:33 PM
To: SALİH PARLAK
Subject: Re: görüşelim
selamün aleyküm
yok hocam ne unutması olurmu öyle şey. telaştandır. tahsin hocaya hep sorarım sizi. selamlar , saygılar...allah unutturmasın...
04 Ocak 2011 19:46 tarihinde SALİH PARLAK yazdı:
Yaşar Hoca, tamamen unutulduk. Siz mi ara verdiniz, yoksa ben mi sesinizi duyamıyorum. Selam ve saygılar…
|
|
Harun Güneş
|
harungüneş@hotmail.com
|
10.12.2011 |
| Harun GüneşSalih Parlak
Hayatımda tanıdığım insan mimarı v.e zaviyesi ve penceresi asrın zeka tutulmalarına yeni ufuklar açacak kadar engin bir birikimin sahibi bir okadaar da sahip olduğu değerleri inanç dünyasına aksettiren bir şahsiyyet ellerinden öptüğüm yüce insan size talebe olmaya devam etmek istiyorum gölgenizde bu kemtere de yer vardır inşaallah ömrünüz bereketli sağlık ve sıhhatiniz daim olsun sizi Rabbıma emanet ediyorum. İyi ki varsınız ve sizin gibi mümtaz bir şahsiyeti Allahım inananlara ve hidayete aç nesillere bağışlasın Allaha emanet olunuz
Beğen · · Gönderiyi Takip Etmeyi Bırak · Arkadaşlıklarını Gör · 3 saat önce
Salih Parlak Allah razi olsun, Harun Kardeşim. Ama biraz fazla değil mi! Selamlar..
|
|
Şevket Savaş
|
şevket savaş@hotmail.com
|
19.12.2011 |
| ket Savas
22 saat önceSevket Savas
Saygıdeğer Büyüğümüz.En derin kalbi muhabbetlerimi sunuyor ellerinden öpüyorum.Bize yakmış olduğunuz tefsir ışığı yolumuzu aydınlatmakta.Bugün CERN'deki -tanrı parçacığını-anlayabiliyorsak,nano teknolojiyi özümseyebiliyorsak tüm bunlar sizin aydın ve münevver şahsiyetinizin bize bahşettiği paha biçilmeyen bilgilerin ışığındandır.Önünüzde saygıyla eğiliyorum.
1978 Samsun İİmam-Hatip ve 1983 Erzurum Atatürk Üniversitesi Edeb.Fak.Fransız Dili ve Edeb. mezunu öğrenciniz Ordu-Akkuş'tan ŞevketSavaş
18 saat önceSalih Parlak
Şevket'im ad ve soyadı iyi hatırladım. Allah razi olsun. Şu anda Akkuş'ta mısınız? Ben İstanbul/Çekmeköy'deyim. Buraya yerleştik artık. Yeni kitap yazıyorum. yakında yayınlanacak. Lütfen www.2001yayinlari.com web sitemizi ziyaret eyle. Selamlar.
4 saat önceSevket Savas
Değerli büyüğüm.
Sizlerin kıymeti ni bilememiş olmamızın sebebi tabi ki çocukluğumuzun verdiği cehaletimizin eseri.Oysa yıllar geçince insan anlıyor ki ilim öğrenmeden geçen her saniye boşa akan su misali.Hem sahibine hem de insanlığa zarar.Zamanımızdan yüzlerce yıl önce at ve deve sırtında kitaplarını taşıyarak binlerce km yol katedip ilim peşinde koşan ve onlarca cilt kitap yazan din ve bilim adamlarına karşı yaptığımız büyük ayıp.Elektriğin bilgisayarın internetin ve hatta hazır program ve yazılımların son teknoloji cep telefonlarının ve dünyayı keşfedilmemiş bir nokta bırakmadan bilgimize sunan national geographic gibi dergi ve kanalların ve google earth ün olduğu bir dünyada .Ama buna inanın ki bir tane bile olsa bir öğrenci yetiştirdiniz.Belki bir kitap yazmadım ama bu gece dahil olmak üzere hiç okumadığım bir günüm olmadı hayatımda.Ayrıca 2004-5 kışında 6 ay FIRAT KÜLTÜR MERKEZİnde Beyazıt da YAZARLIK KURSUnu bitirdim.Bana yaktığınız ışığı inancımdan ve imnımdan zerre sarsıntı yaşamadan fransız edebiyatını bitirerek çağdaş düşünceyle islami düşüncemi birleştirip elimden hiç bırakmadım.
Size uzun ömür diliyor ÖNÜNÜZDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM.
İSTANBULDAYIM.telefonum 0534 933 58 87
4 saat önceSevket Savas
2001 yayınları.com'u inceledim.okudum.ŞEREF duydum SAYGILARIMLA
|
|
Necati Akbulut
|
necatiakbulut@gmail.com
|
22.12.2011 |
|
Necati Akbulut
Allahin selami üzerinize olsun muhterem hocam,"ülün nüha"bilgi toplumunu tesekkül ettirecek genclik hakkinda bu sayfada genis bir aciklama yapmanizi istirham etsem size zahmet vermis olurmuyum acaba.
23 saat
Salih Parlak Necati Arkadaş, bu bir kavramdı. İçini dolsrmak bizlere aittir. Kur'an-ı Kerimde Ulün-Nüha ve özellikleri o ayet-i kerimelerde yazılmıştır. İnşallah onları da özetler ve meallerini de yazarım.
8 saat önce
Salih Parlak
Ben daha önce www.2001yayinlari.com web sitemizde özelliklerine kısaca değinmiştim. O makaleyi istifadenize sunmaya çalışıyorum. İnşallah geliştiririz. Ben uşraşamıyorum. Gençlerle bu yönde ilgilenmek gerekmektedir. İnşallah yararlı oluruz.
8 saat önce ·
Salih Parlak
o makaleyı sunuyorum:
8 saat önce ·
Salih Parlak
Bilgi toplumunda esas olan, bilimsel düşünce ve bilişim teknolojisiyle bilgi üretimidir. Bilim dünyasının verilerini anlamak, kullanmak, yenilerini ortaya koymak, zor meseleleri çözme yeteneği kazanmak onların sembolüdür. Kendini gerçekleşt...
Devamını Gör www.2001 Yayınları'nda...
8 saat önce ·
Necati Akbulut
Muhterem hocam,bilg- iletişim çagında,insanların gönüllerine açılan en kestirme yol mesabesinde olan sosyal paylaşım sayfasında böyle aydınlatıcı bir bilgiyi bizlerle paylaştıgınız için çok teşekkür ediyor,çalışmalarınızda muvaffakiyetler diliyorum.
50 dakika önce ·
Salih Parlak bu yükü hep beraber sırtlanacağız ve hedefe götüreceğiz. Yaşım 70... Artık yol bitmek üzere... Ama bu elektronik çağın insanına bilgisayara dönüştürülmüş bir Kur'an kültürünün sudan ve ekmekten, benzinden daha çok ihtiyacı var. Sizin gençlerle, ama her Müslüman ırktan gençlerle resimleriniz var... Ne kadar hoş ve ne kadar çokgüzel! Ah diyorum; bu güzel menzaraları (Cum'a Tatili+Haram Aylar+Hacc) etkinlikleri adı altında adlandırarak bilgi toplumunun bayram günlerinin görüntülerine çevirebilsek. Yüce Rabbim Haram Ayları boşa akan Manahoz deresi gibi emretmemiş. Cum'a gününü sadece iki rek'at farz namaz için farz kılmamış. Bu Müslüman gençler; Allah için sevişecek; Allah için zıplayacak... Amma Cum'a tatili kapsamında... İşte ben bu yükü kaldıramıyorum. 1960'ların dünyasında 18'lerindeki genç olsam 21. yüzyılda daha çok işler yapardım; ama geçti! İnşallah iki ay içinde 800 sayfalık yepyeni bir tefsir metodunda eserimiz çıkacak. Bakalım neler olur? Saygılarımla
yaklaşık bir dakika önce · Beğen.
Yorum yaz...
..
.
|
|
Mustafa Yeşilyurt
|
afra65@yahoo.com
|
14.01.2012 |
| SEVGİLİ SALİH HOCAM
SELAM VE HÜRMETLERİMLE
Ben ışık hızı c ile ilgili söylenebilecekleri ve yaşadığımız evrenin iki sınırından biri olduğunu ayrıca ulaşılamaz olduğunu kabul ediyorum. Ancak maddenin bundan daha büyük hızlarda hareket edebileceğini de biliyorum.
Süleyman Peygamber ülkesini ziyarete gelen Belkise konaklaması için kendi (Belkisin kendi) sarayını nasıl sundu? İlgili Ayetlerde Hz Süleyman emrinde bulunanlardan Belkis gelmeden tahtını/sarayını getirmelerini istemişti. Cinnilerden biri Hz Süleyman tahtından kalkıp geri oturmadan Belkisin tahtını getirmeyi teklif etmişti (v=0.9 c) ama O Süleyman bunu kabul etmemişti. Sonra (Kuranın tarifi ile) Kitabi bilim verilenlerden biri (alim bir insan) Hz Süleyman’a sen gözünü kırpmadan getiririm demiş ve cevap vermesini beklemeden Belkisin Tahtını getirmişti. (V > c) bu özel hız V ışık hızı olan c den büyük. Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir.
CERN’de son gerçekleştirilen deneylerde atom altı parçacıklardan nötrinoların ışık hızını aştıkları görülüyor. Deneyi gerçekleştirenler buldukları bu ters sonucu defalarca tekrarlayıp test ettiler yine de c ışık hızından büyük bir nötrino hızı ölçtüklerini gördüler Einstein tarafından konulan c ışık hızına ulaşılamaz yasağını benim gibi anlamadıkları için şu anda ikilemde kalmış görünüyorlar. Ben c ışık hızını bir limit olarak kabul ediyorum. Bu c ışık hızının ulaşılamaz olduğunu da görüyorum. Yani c ışık hızına bir cismi yavaş yavaş ivmelendirerek ulaştıramazsınız. Ancak bu özellik cisimlerin c ışık hızından büyük 1.1 c 1.5 c 2 c ve 100 c hızlarında hareket edemeyeceği anlamına gelmez. Işık hızından büyük hızlarda temel fizik yasalarla ilgili her hangi bir yasak tanımı da yoktur. Boy uzaması kısalması zaman uzaması kısalması gibi hiçbir yasak henüz tanımlanmadı. Çünkü bilimsel çalışmalar Einstein tarafından konulan rölativisttik yasakların gölgesinde yürüyor. Bilim çevreleri Einstein tarafından tanımlanan c ışık hızı yasaklarını da kolay kabul etmemişti. Şimdi 15 000 (on beş bin) ölçümde de ışık hızı c den büyük aynı nötrino hızı ölçtükleri halde bulgularına şüphe ile bakabiliyorlar.
Doğrusu atom altı parçacık olan nötrino CERN deneylerinde özellikle seçilerek hızlandırılan bir parçacık olmayabilir ama sonuçlar beni doğruluyor. Ben daha eski deneylerde kullanılan hızlandırıcılarda nötrinodan daha büyük kütlesi olan elektronların benzer şekilde belli bir hıza ulaştıktan sonra kaybolduklarını hatırlıyorum. Yani o eski deneylerde elektronlar kapalı yörüngede yok oluyorlardı. Önceleri E=mc2 gereği enerjiye dönüştükleri söylenmişti. Ancak bu enerjide ölçülemedi. Bana göre o deneylerde ivmelendirilen elektronlar 2c gibi hızlara zıplayarak ulaştıklarından gözlenemediler. Belki ışık hızı c den büyük hızlara zıplama yapılabilen bir özel hız var olabilir. Mesela 0,7 c hızına ulaşıldığında özel bir kuvvet büyüklüğü ve özel bir ivmelendirme ile 1,2 c ya da 2 c hızına zıplanabilir.
Mustafa YEŞİLYURT
Işık Hızı Aşıldı mı?
________________________________________
Atomdan küçük partiküller olan nötrinoların, temel fizik yasalarına aykırı biçimde, ışık hızını aştığını gösteren deney doğrulanırsa modern fizik kurallarının yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir.
Avrupa Parçacık Araştırma Merkezi CERN'deki fizikçiler, atomdan küçük partiküllerin temel fizik yasalarına ters düşen biçimde, ışık hızını aştığını belirtti.
Uzmanlar, İtalya'da Alplerin kolu olan Apenin Dağları'nın altında bir laboratuardan 700 kilometre ötedeki diğer laboratuara fırlatılan nötrinoların hedefe saniyenin milyarda biri kadar önce vardığını hesapladılar.
15 bin defa ölçüm yapan bilimadamları sonucun kendilerini şaşırttığını, bu nedenle ABD ve Japonya'dan başka kuruluşlardan da bağımsız şekilde bu ölçümleri değerlendirmelerini istediklerini açıkladı. Araştırmacılar o zamana dek bu bulgulara temkinli yaklaştıklarını söylüyor.
Albert Einstein'e göre, hiçbir şey ışıktan daha hızlı hareket edemiyor. Ancak doğrulandığı takdirde bu deney, Albert Einstein'in Özel Görelilik Kuramının bazı kısımlarını tersine çevirebilir, evrenin nasıl işlediğini açıklayan yasalar alt üst olabilir. Tüm modern fizik teorilerinin yeniden gözden geçirilmesini dahi gerektirebilir.
Bununla beraber araştırma grubu "sistematik hata" dedikleri durumun oluşması halinde istenildiği kadar ölçüm yapılsın, yine aynı hata, yani hız sınırının aşıldığı gibi bir izlenim elde edilmesi riski bulunduğunu, bu nedenle ölçümlerini kamuoyuna ilan ettiklerini bildirdi.
Doktor Antonio Ereditato ve ekibi bu konuda üç yıldır araştırma yürütüyordu. Ereditato "Hayalim başka bir bağımsız deneyde de aynı sonucun alınması o zaman rahatlayacağım" diye konuştu.
Ereditato, "Ama şimdilik hiçbir şey iddia etmiyoruz. Toplumun bu çılgın sonucu anlamakta yardımcı olmasını istiyoruz - çünkü bu çılgınlık ve elbette sonuçları da çok ciddi olabilir" dedi.
Kaynak:http://www.ntvmsnbc.com/id/25281861/
----------------------------------------------------
Böyle bir iddia bir daha doğrulanırsa Modern Fizik'te bir çok kavram çökeceği gibi Einstein'i bilim dünyasındaki saygınlığıda bitecektir. Bunun yanında görelilik ve zaman-uzay kavramlarında yeni buluşlarda çıkabilir...
From: mustafa yesilyurt [mailto:afra65@yahoo.com]
Sent: Tuesday, January 10, 2012 4:35 PM
To: salihparlak@2001yayinlari.com
Subject: Fw: biraz bence, Doğrusunu Hz Allah bilir
----- Forwarded Message -----
From: mustafa yesilyurt
To: "salihparlak@2011yayinlari.com"
Sent: Tuesday, January 10, 2012 4:21 PM
Subject: biraz bence, Doğrusunu Hz Allah bilir
Selam ve dua ile
Sayın Salih hocam
Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Sevgili hocam,
-öncelikle yıllar sonra dersinizde bulunmaktam çok mutlu oldum.
-Hz Peygamber M. (SAV) bence miraca Hz Allahın kudreti ile ve yine Onun izinleri ile üç ayrı araçla ama biyolojik bedeni ile gittiler ve döndüler. Doğrusunu Allah bilir.
gerekçelerim;
1. Kesinlikle Hz Allah böyle biyolojik bedeni ile insanları fizik alemde ya da fizik ötesinde dilediğince götürme ve getirme kudretine sahiptir. Doğrusunu Allah bilir.
2. Hz İsa kendi ömründe bir ya da iki gün seyahat ederek veya uykuda kalarak dünyada yaşamın 2000 yıl sonrasına ulaşabilir. Ashabı kehf (yedi uyurlar) bir özel mekanda kendi ömürlerinde 8 saat civarinda bir süre uyudular ve uyandıklarında 300 sene sonra yaşam süren torunları ile bir süre birlikte oldular (Kehf süresi). Doğrusunu Allah bilir.
3. Sayın Bayraktar Bayraklı bir televizyon konuşmasında Hz İsa ile ilgili tartışmalarında kim bu kadar uzun yaşayabilir (2000 yıl sonra dünya ya dönme ihtimaline bakarak) demişti (Kehf süresini okumamış olabilir mi?). Doğrusunu Allah bilir.
4. Süleyman Peygamber ülkesini ziyarete gelen Belkise konaklaması için kendi (Belkisin kendi) sarayını nasıl sundu? İlgili Ayetlerde Hz Süleyman emrinde bulunanlardan Belkis gelmeden tahtını/sarayını getirmelerini istemişti. Cinnilerden biri Hz Süleyman tahtından kalkıp geri oturmadan Belkisin tahtını getirmeyi teklif etmişti (v=0.9 c) ama O Süleyman bunu kabul etmemişti. Sonra (Kuranın tarifi ile) Kitabi bilim verilenlerden biri (alim bir insan) Hz Süleymana sen gözünü kırpmadan getiririm demiş ve cevap vermesini beklemeden Belkisin Tahtını getirmişti. (V > c) bu özel hız V ışık hızı olan c den büyük. Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir. Doğrusunu Allah bilir.
5. Yaşam sürdüğümüz evrende güneşin geldiği yere giden Hz Zülkarney zamanda geride kalan başka yıldız sistemi olan bir yere mi gitti. Yoksa zamandaşı bir başka yıldız sistemi olan bir yere mi? Ya da bütün tefsircilerin dediği gibi dünyanın doğusuna bir yere mi gitti? Doğrusunu Allah bilir.
6. Kainatımızda 4 temel kuvvet yaratılmış bunlar önceleri birleşikti. Bunlar en güçlüden zayıfa doğru sıralanırsa, a-güçlü nükleer kuvvet, b-zayıf nükleer kuvvet, c-elektromagnetik kuvvet, d-kütle çekim kuvveti, şeklindedir. Doğrusunu Allah bilir.
7. Hawking bilinen 200 milyar galaksinin varlığını bağladığı bu kadar mini kara deliğin yaradılışın ilk anında var olduğunu matematik olarak var gösteriyor. Ve bunları galaksilerin tohumları olarak isimlendiriyor. Doğrusunu Allah bilir.
8. Evrende enerji ve ışık kaynağı olan güneşlerin hepsinin yakıt kaynağı küçük elementleri birleştirme güçleridir. Bizim Güneşimiz beyaz cüce olmaya aday küçük bir yıldızdır. Ancak kütlesi bizim güneşimizin 3 katı olan yıldızların hepsi ömürlerinin sonunda kütle çekim kuvvetine yenilip kendi içine çökerek karadelik olmaya adaydırlar. Yani doğamızda var olan en zayıf kuvvet olan kütle çekim kuvveti, en güçlü olan çekirdek kaynaştırmasından beslenen güçlü nükleer kuvveti bir gün yenecek ve karadeliği oluşturacaktır. Doğrusunu Allah bilir.
9. Yakınlarda bir gün kitabi (Allah vergisi) bilime sahip bir Müslüman mü’min cem olmuş cemaat, bu dört temel kuvveti birleştirip (cem-an) kendi çekim kuvvetini oluşturabilen ultra nükleer güce (nurun ala nur tandıra) sultana sahip aracı yapacak. Zariyat süresinde tarif edildiği gibi tabakadan tabakaya arşa miracı gerçekleştirecek. Doğrusunu Allah bilir.
|
|
Mustafa Yeşilyurt
|
afra65@yahoo.com
|
15.01.2012 |
| Sevgili Mustafa,
2. Hz İsa kendi ömründe bir ya da iki gün seyahat ederek veya uykuda kalarak dünyada yaşamın 2000 yıl sonrasına ulaşabilir. Ashabı kehf (yedi uyurlar) bir özel mekanda kendi ömürlerinde 8 saat civarinda bir süre uyudular ve uyandıklarında 300 sene sonra yaşam süren torunları ile bir süre birlikte oldular (Kehf süresi). Doğrusunu Allah bilir.
Bu açıklamanızdan pek bir şey anlayamadım. Dünya günü ile uzay ve gezegenlerdeki gün aynı değildir. Zaman, görecelidir. Fakat Haz Peygamberimiz, maddeyi aşıp mana alemine geçince kiminle ışınlamışsa o binit veya düşünen zekanın zamanına göre yol almıştır. Burak ile Buraklaşmıştır. Cebrail ile Cebrailleşmiştir ve Refrefle refrefleşmiştir. Onların zamanına uyum sağlamıştır. Zülkarneyn hakkında: “Sümme etba’a sebeben” ayetindeki “sebep”, boyuttur ve farklı zaman anlayışıdır. Zülkerneyn hangi dünyaya gitmişse o dünyanın zaman’ına uygun yol almış ve davranmıştır.
Yani insan ve dolayısıyla Hz Peygamber sav göklerin de ötesinden gelmiştir. Dolayısıyla o geldiği yere ve gök katına dönüş yaparken o katın zamanına uyar.
3. Sayın Bayraktar Bayraklı bir televizyon konuşmasında Hz İsa ile ilgili tartışmalarında kim bu kadar uzun yaşayabilir (2000 yıl sonra dünya ya dönme ihtimaline bakarak) demişti (Kehf süresini okumamış olabilir mi?). Doğrusunu Allah bilir.
Hz İsa şu anda yaşamıyor; bize göre ölmüştür, ama insan pozisyonunda değil, melekler kategorisindedir. Tekrar dönmesi söz konusu değildir. Biz ölünce mahşere kadar bekleme salonunda, Berzah aleminde bekleyeceğiz. Ama Hz İsa, bize uygulanan ilkelere bağlı değildir. Çünkü Hz İsa, Berzah alemine girmemiş ve oradan çıkarak anne karnına gelmemiştir. Yani Haz İsa’nın insanlıkla hiçbir ilgisi yok; bütün işlemleri meleklerle ilişkilidir. Çünkü Hz İsa, Hz Adem ile cennetten kovulanlar arasında değildi ki insan gibi ölsün ve dirilsin. Öyleyse sözünü ettiğiniz 2000 yıl ile Hz İsa’nın hiçbir ilgisi yoktur.
.
4. Süleyman Peygamber ülkesini ziyarete gelen Belkise konaklaması için kendi (Belkisin kendi) sarayını nasıl sundu? İlgili Ayetlerde Hz Süleyman emrinde bulunanlardan Belkis gelmeden tahtını/sarayını getirmelerini istemişti. Cinnilerden biri Hz Süleyman tahtından kalkıp geri oturmadan Belkisin tahtını getirmeyi teklif etmişti (v=0.9 c) ama O Süleyman bunu kabul etmemişti. Sonra Hz Süleymana sen gözünü kırpmadan getiririm demiş ve cevap vermesini beklemeden Belkisin Tahtını getirmişti. (V > c) bu özel hız V ışık hızı olan c den büyük. Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir. Doğrusunu Allah bilir.
Bana göre Belkis insan değildir. Tahtı da maddi değil, tamamen elektronik ve sanal bir tahttır. Saydam ve kavarir bir elektronik yapıdaki taht, Hz Süleyman tarafından tanınmaz hale getirilirken maddileştirilmiştir. Saydamlıktan sıvılaşmış gibi oldu ve öyle maddi bir yapı kazandı ve Belkis, serap su sandı ve eteklerini yukarı çekmek zorunda kaldı. Bu sanallık emreden ayetlerin çevirisi yanlış yapılmıştır.
Tahtı getiren konusuna gelince, “(Kuranın tarifi ile) Kitabi bilim verilenlerden biri (alim bir insan) deyimi yanlış anlaşılmış. “Doğuştan imanlı kişi demektir. Yani kötü cin İfrit’in karşısında, iyi insan ve kökten imanlı bir kişi vardı. Kötü cinlerin etkisindeki Süleyman; tahtı getirme işini iyi ve imanlı insana vermesiyle Allah katında Hz Süleyman’ın iyi insan olduğunu kanıtlamıştır. Bu ayet-i kerimelerin meal ve tefsirini lütfen benim meal-tefsirimden okuyunuz. İnşallah bu açıklamam anlaşılmıştır.
Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir. Bu cümlenin yanlışlığını ve bilimsel açıklamalarınıza (V > c) gerek kalmayacağını lütfen anlayınız.
Yineleyeyim: Belkis, insan değildir, cindir. Tahtı da maddi ve taş topraktan ahşaptan yapılmış değildir, cinlerin anında taşıyabileceği biçimde, elektronik ve saydam bir saraydır. Hz Süleyman’a da tıpkı biçimiyle getirilmiş ve üzerinde biraz maddileşme operasyonu yapılarak sıvı bir yapıya kavuşturulmuştur.
5. Yaşam sürdüğümüz evrende güneşin geldiği yere giden Hz Zülkarney zamanda geride kalan başka yıldız sistemi olan bir yere mi gitti. Yoksa zamandaşı bir başka yıldız sistemi olan bir yere mi? Ya da bütün tefsircilerin dediği gibi dünyanın doğusuna bir yere mi gitti? Doğrusunu Allah bilir.
Yukarıda 2’de açıkladığımız gibi konuyu Hz Peygamberimizin sav üç binitiyle nasıl üç değişik boyuta geçme özelliği var idiyse Zülkerneyn’e as de aynı özellik yüklenmiş. (Etb’a sebeben” ayeti onun hakkında üç kez ve üç ayette inmiştir. Güneşin doğuş anı ülkesi, Güneşin battığı yer ve üçüncüsü de orta bir yer olan oğuzların ülkesine gelmiştir.
Zülkarneyn de insan değildi ve Hz İsa gibi ölümsüz kullardandı. Bu bir sistematiğin parçasıdır. Bizim klasik tefsir ve mealcilerin böyle bir sistematikten ve ölümsüz kullardan haberleri yoktur. Hz Peygamberimiz sav de ve dolayısıyla da tüm biz insanlık da gece yürüyüşü denen nötrino karanlık madde olabilme özellikleri vardır. Bu konuyu daha da açıklayabiliriz.
7. Hawking bilinen 200 milyar galaksinin varlığını bağladığı bu kadar mini kara deliğin yaradılışın ilk anında var olduğunu matematik olarak var gösteriyor. Ve bunları galaksilerin tohumları olarak isimlendiriyor. Doğrusunu Allah bilir.
Karadelik, bir girdap ve anafordur. Sayıları da çoktur. Güneş sistemi gibi küçük sistemleri yutabilen girdaplar olduğu gibi, Samanyolu gibi dev gök adasını yutabilecek büyüklükte başka karadelikler vardır. Değirmen gibi veya örümcek ağına takılma gibi ezen ve sıkan karadeliklerden geçen puasar gök adaları maddi bölümü meteorlaşıyor ve enerjileri açığa çıkıyor. O enerji bütünü yeniden kuasar biçimindeki yepyeni bir gükadasının hammaddesi olabiliyor. Allah cc her şeye kadirdir.
8. Evrende enerji ve ışık kaynağı olan güneşlerin hepsinin yakıt kaynağı küçük elementleri birleştirme güçleridir. Bizim Güneşimiz beyaz cüce olmaya aday küçük bir yıldızdır. Ancak kütlesi bizim güneşimizin 3 katı olan yıldızların hepsi ömürlerinin sonunda kütle çekim kuvvetine yenilip kendi içine çökerek karadelik olmaya adaydırlar. Yani doğamızda var olan en zayıf kuvvet olan kütle çekim kuvveti, en güçlü olan çekirdek kaynaştırmasından beslenen güçlü nükleer kuvveti bir gün yenecek ve karadeliği oluşturacaktır. Doğrusunu Allah bilir.
Buna biz her takımadanın veya gök adanın kıyameti vardır ve kendi büyüklüğündeki karadelikten geçecektir demekteyiz. Puasar biçiminde inleyen, vızıldayan, can çekişen gök adası beyaz cüce dönemi yaşamaktadır.
Biz böyle bir sistem geliştiridik ve kozmos düzen kurduk, kurguladık. İnşallah anlamışsınızıdır. Ama yine de görüşeceğiz ve birbirimizi daha iyi anlayacağız. Selamlar.
Salih Parlak
From: mustafa yesilyurt [mailto:afra65@yahoo.com]
Sent: Tuesday, January 10, 2012 4:35 PM
To: salihparlak@2001yayinlari.com
Subject: Fw: biraz bence, Doğrusunu Hz Allah bilir
----- Forwarded Message -----
From: mustafa yesilyurt
To: "salihparlak@2011yayinlari.com"
Sent: Tuesday, January 10, 2012 4:21 PM
Subject: biraz bence, Doğrusunu Hz Allah bilir
Selam ve dua ile
Sayın Salih hocam
Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Sevgili hocam,
-öncelikle yıllar sonra dersinizde bulunmaktam çok mutlu oldum.
-Hz Peygamber M. (SAV) bence miraca Hz Allahın kudreti ile ve yine Onun izinleri ile üç ayrı araçla ama biyolojik bedeni ile gittiler ve döndüler. Doğrusunu Allah bilir.
gerekçelerim;
1. Kesinlikle Hz Allah böyle biyolojik bedeni ile insanları fizik alemde ya da fizik ötesinde dilediğince götürme ve getirme kudretine sahiptir. Doğrusunu Allah bilir.
2. Hz İsa kendi ömründe bir ya da iki gün seyahat ederek veya uykuda kalarak dünyada yaşamın 2000 yıl sonrasına ulaşabilir. Ashabı kehf (yedi uyurlar) bir özel mekanda kendi ömürlerinde 8 saat civarinda bir süre uyudular ve uyandıklarında 300 sene sonra yaşam süren torunları ile bir süre birlikte oldular (Kehf süresi). Doğrusunu Allah bilir.
3. Sayın Bayraktar Bayraklı bir televizyon konuşmasında Hz İsa ile ilgili tartışmalarında kim bu kadar uzun yaşayabilir (2000 yıl sonra dünya ya dönme ihtimaline bakarak) demişti (Kehf süresini okumamış olabilir mi?). Doğrusunu Allah bilir.
4. Süleyman Peygamber ülkesini ziyarete gelen Belkise konaklaması için kendi (Belkisin kendi) sarayını nasıl sundu? İlgili Ayetlerde Hz Süleyman emrinde bulunanlardan Belkis gelmeden tahtını/sarayını getirmelerini istemişti. Cinnilerden biri Hz Süleyman tahtından kalkıp geri oturmadan Belkisin tahtını getirmeyi teklif etmişti (v=0.9 c) ama O Süleyman bunu kabul etmemişti. Sonra (Kuranın tarifi ile) Kitabi bilim verilenlerden biri (alim bir insan) Hz Süleymana sen gözünü kırpmadan getiririm demiş ve cevap vermesini beklemeden Belkisin Tahtını getirmişti. (V > c) bu özel hız V ışık hızı olan c den büyük. Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir. Doğrusunu Allah bilir.
5. Yaşam sürdüğümüz evrende güneşin geldiği yere giden Hz Zülkarney zamanda geride kalan başka yıldız sistemi olan bir yere mi gitti. Yoksa zamandaşı bir başka yıldız sistemi olan bir yere mi? Ya da bütün tefsircilerin dediği gibi dünyanın doğusuna bir yere mi gitti? Doğrusunu Allah bilir.
6. Kainatımızda 4 temel kuvvet yaratılmış bunlar önceleri birleşikti. Bunlar en güçlüden zayıfa doğru sıralanırsa, a-güçlü nükleer kuvvet, b-zayıf nükleer kuvvet, c-elektromagnetik kuvvet, d-kütle çekim kuvveti, şeklindedir. Doğrusunu Allah bilir.
7. Hawking bilinen 200 milyar galaksinin varlığını bağladığı bu kadar mini kara deliğin yaradılışın ilk anında var olduğunu matematik olarak var gösteriyor. Ve bunları galaksilerin tohumları olarak isimlendiriyor. Doğrusunu Allah bilir.
8. Evrende enerji ve ışık kaynağı olan güneşlerin hepsinin yakıt kaynağı küçük elementleri birleştirme güçleridir. Bizim Güneşimiz beyaz cüce olmaya aday küçük bir yıldızdır. Ancak kütlesi bizim güneşimizin 3 katı olan yıldızların hepsi ömürlerinin sonunda kütle çekim kuvvetine yenilip kendi içine çökerek karadelik olmaya adaydırlar. Yani doğamızda var olan en zayıf kuvvet olan kütle çekim kuvveti, en güçlü olan çekirdek kaynaştırmasından beslenen güçlü nükleer kuvveti bir gün yenecek ve karadeliği oluşturacaktır. Doğrusunu Allah bilir.
9. Yakınlarda bir gün kitabi (Allah vergisi) bilime sahip bir Müslüman mü’min cem olmuş cemaat, bu dört temel kuvveti birleştirip (cem-an) kendi çekim kuvvetini oluşturabilen ultra nükleer güce (nurun ala nur tandıra) sultana sahip aracı yapacak. Zariyat süresinde tarif edildiği gibi tabakadan tabakaya arşa miracı gerçekleştirecek. Doğrusunu Allah bilir.
|
|
Yunus Karakaş
|
yunus-ata@hotmail.com
|
29.01.2012 |
| Çok teşekkürler ederim, Yunus Kardeşim. Hiç öyle değildir. Nedenine gelince, benim bu sitemi ziyaret dışında, yayınlanmış eserlerimi görebilseniz daha yararlı olacak.
Şu anda baskıya hazırlanmak üzere ve inşallah en geç Mayıs ayında yayınlanacak eserim var. O, benim hakkımda daha yararlı bilgi verecektir.
Nşsa Suresi ilk 35 ayetini konulu olarak tefsir ediyorum. Yaklaşık 800 sahife… tamamen akademik ağırlıklı, İmam Azam Hazretlerinin geliştirdiği istihsan delilini esas alarak hazırlanmış olmaktadır.
Üç ayrı yorumla bu sayfalara katılmanız beni sevindirdi. İnşallah tanışırız. Selam ve saygılar.
Filozofluk özentisi dışında, inşallah yeni bir tefsir çığırı kapısını aralamayı Yüce Mevlam bize nasip eder. Akademik Tefsir Çığırı’na doğru yol aldığımızın iddiasındayım. İnşallah Yüce Mevlam bizi bu yolun eşiği olmamızla bizi ve dostlarımızı muvaffak eyler.
Biz sadece filozof değil, hiçbirisine aday olmadığımı belirterek; ama çalışmalarımız bu imajı işlemekte olmasından söylüyorum; bir sivil toplum örgütü Cemaat Önderliği gibi de davranıyoruz. Yani biz “Birleşik Alan Kuramı” diye bir serinin peşindeyiz. Eserlerimizin başında bu seri numarası vardır.
Biz Bilim-Felsefe-Tasavvuf üçlüsünü tek bir çatı altında birleştirme ve bu üçlüyü barındırma çabası içindeyiz. Tıpkı İmam Gazzali ve Hıristiyan dünyasındaki Saint Thomas Moore gibi.
Eserlerimde bu üçlüyü bağdaştırdığım için mutluyum. Yeter ki dostlarım bu eserleri sabırla mutalaa etsinler yeter. Saygılarımla… Salih Parlak
|
|
Yunus Karakaş
|
yunus-ata@hotmail.com
|
29.01.2012 |
| Yunus Dostum, herkes bizi kendi dar dağarcığından değerlendirmeye kalkışıyor ve yanlışlık var gibidir. Herkes bu Kur’an kültürünü kendi dar kafa dağarcığına sindirmeye çalışmakla meşgul! Kur’a kültürü bu dar kafa dağarcığına sığmayacağını bir idrak edebilsek!
çokca ayrıntılarla uğraşıp esasa bağlı kalmaktan ve sağlıklı bir ruh halinden uzaklaşmış olmadınız mı?...
Sorunuz ço ilgimi çekti de ondan… Bilim-Din-Felsefe üçlüsünde ortak paydayı nasıl yakalayabilirsiniz? İşte ben bu üçlüyü çok yüksek bir paydada EBOB’unu bulmaya çalışmaktayım. Kolay değil. Bak Kardeşim şu anda saat Sabahın 5’i… ben ayaktayım. Bu saatler feyz ve bereket zamanı ve mevsimi! Nefehat-ı ilahiyyenin dağıtıldığı ve Müslümanların en çok bereketlendiği bir zaman dilim! Rabbim bu saatleri ihyaya çalışanları boş bırakmaz. Neden bir İmam Gazzali… Neden bir İmam Rabbani yetişmesin. Sabahlara kadar kahve köşelerinde… Yarı gecelere kadar misafir ağırlayıp siyasi partiyi veya köpekler gibi havlamayı maharet sanan Takımcıları tartıştırıp birşey yapmış gibicilerin yaptığını yapmıyoruz. Bu saatlerde tefekkür edenleri Yüce Mevlam geniş ufuklara daldırır ve bunun meyvesini de topluma yansıtır.
Neden bir İmam Rabbani yetişmesin!
Neden bir İmam Gazzali…
Bilim-Felsefe-Tasavvuf üçgeninin yüksekliğini bulmak… En Büyük Ortak Bölen sayıyı yakalamaya çalışmak o kadar da kolay değil!
Ama ben bu yoldayım. Rabbimin muvaffakiyetine talibim. Ben ölürsem inşallah bu bayrağı taşıyacak genç nesiller yetişecektir.
Ruh halimiz henüz bozulmamış… bunamamışız her halde… yükseklerde de uçmuyoruz. Bir beşer olarak Alla’ın cc bize Vehbi olarak ihsan buyurduğu zekamızı iyi kullanma yolunda olduğumuzu sanıyorum.
Sadece ON civarında, eski öğrencilerimden oluşan yüksek tahsilli iş adamı gençlere haftada bir, Üsküdar’da Tefsir Dersi vermekteyiz. İnşallah bekleriz.
“Esasa bağlı kalmak” deyiminiz de ilgimi çekti. Esasın sınırlarını belirleyen mi var? O esas dediğimiz alan, vahiy alanıdır… genel-geçer bilgi alanıdır… Onu yakalayan m var? O esas, kıyamete kadar sürecektir. Herkes kendi yüzyılına ve o yüzyılın insanına yararlı olmaya çalışır. İnsanları kutsallaştırmayalım. 500 yıl… 1000 yıl öncesinin Büyük İnsan’ını bugün de diriltmeye çalışmayalım. “Aramızdadır” veya “Göklerdedir” gibi şirk kokan sözcüklerle teslis’e havale etmeyelim.
İmam Azam Hazretlerinin: “Hüm Rical ve Nahnü Rical” tekerlemesini de unutmayalım. İnsanları çok fazla ululaştırmaYALIM VE ÇAĞIMIZA DA SAHİP ÇIKALIM. Çağımızın ötesinde bedenen yaşamaya da çalışmayalım. Öncekilerin bedenleri toprak olmuştur, ancak nurlu çalışmaları bize ışık tutmaktadır. Biz o bilgiler üzerinden bir basamak daha yukarıdaki bugünkü yüzyılımıza çıkalım. O yüzyılın insanına iyi ve gür seslenelim.
Saygılarımla.
|
|
Yunus Karakaş
|
yunus-ata@hotmail.com
|
29.01.2012 |
| Yunus Kardeş, şimdi aşağı yukarı anlaştık gibi. Amaç üzüm yemektir; bağcıyı kovmak değildir. Bu Bağ’ın sahibi Allah! Biz meyvesinden beslenip yine o beslendiklerimizi mezar denen kuyucukta, bu toprağa bırakarak ahiret yolumuza devam edeceğiz. Burada anlaşalım.
Ben gerçek İmam Rabbani, Yunus Emre, fikirlerinin epey yontulmuş biçimiyle Hallac-ı Mansur, günümüzde de Prof Dr Esat Coşan ve Oğlu Nurettin Coşan daha çok ilgimi çekmektedir.
tarikatler hakkında konuşurken dikkatli olmak lazım.şunu ii bilmeliyiz ki osmanlı bu tasavvuf ocaklarıyla gelişti.hatta şeyhul-meşayih denen bir müessese bile kurulmuştu.direk olarak bireyler üzerinde etkisi olan ve de temiz bir ahlak sahibi olmalarını sağlamk maksatlı bir görev üstlenmişler tarih boyu.en son ki şeyhul-meşayih esad erbili dir.ancak birilerini rahatsız ediyor ki tarikatler deyip zırvalıyor duruyor.nefis terbiyesi teskiyesi ve kalbin tasfiyesi amaç edinilmiş ayrıca bu sistematik hale getirilmiştir.sistematik hale getirilmesi 5.yy da beyazadi bistami zamanında dergah sistemine gweçilerek yapılmıştır.tasavvufla ilgisi olmayan ve kendini ilmiye sınıfından sayanlar bu durumu hep inkar etmiş tarikat pirlerine hep miskin derviş gözüyle bakmışlardır.ancak yunus emre gibi mevlana celaleddin rumi gibi imam-i rabbani gibi hacı bayram-i veli gibi şeyh akşrmseddin gib zatlar ve niceleri bu yollarla yetişmiştir.şimdilerde bazı ehil olmayanlar olabilir yani murşitliğe.şeyhin oğlu şeyh olamaz veya olmamalıdır söyleyipte bu tariketleri vedih bir lisanla alaya almak veyahut hafife almak doğru bir tavir değildir.boyle yorum yapanların arkasına sakalnıpta böyle söyleyenler de var demek yalnıştır.bu yalnış bir mantıktır.çünkü peygamber oğlu peygamberler var hem de bir kaç örnek de var kur'anda geçiyor.nasıl olacak o zaman .sizlerde amel edip tezkiye ve tasfiyeyi gerçekleştirin ve fena mertebesinden beka mertebesine ulaşıp tekrar halka rucuğ edin o zaman şeyh olursunuz...bu kadar kolay imam-i şibli gibi yunus emre gibi yıldlzları seyr eyler semavatı izler kafanızdaki soru işaretleri giderirsiniz...
Yunus Kardeş, beni de şeyhliğe soyunan birisi olarak görmek istediğiniz ve bu korkuyu yaşadığınızı sezinler gibiyim. Korkma, benim öyle bir iddiam olamaz. Sadece bilimsel araştırmalarımın hakkını versin bu toplum, yeter!
“nefis terbiyesi teskiyesi ve kalbin tasfiyesi amaç edinilmiş…”
Ben, emekli bir insan olduğum halde, bir gün bile olsun emekliliğimin hakkını verip serbestçe geziler yapamadım. Rabbim, bu zeka mızı hayırlarda bulunmamız için bizi memur etmiş durumdadır. Sadece yazmadan edemiyorum ve hastA OLUYORUM. Biz filozofluk veya şeyhlik lüksünü ve derdini asla taşımayız. Ancak Bielwşik Alan Kuramı yolundaki çalışma, araştırma ve bağdaştırmalarımızı bu toplum bellesin; farkına varsın. Bu çağımızın tefsir çığırını aralayalım ve “Akademik Tefsir Çığırı” diye yeni bir çağı aralayalım ve İmam Azam Hazretlerinin İstihsan çağı olsun.
Ahmet Yesevi’nin taşıdığı Anadolu^ya taşıdığı Horasan dervişliğine sizlerin de karşı olduğunuz anlaşılmaktadır. Osmanlının da fuzuli destek olduğu Bektaşilik, Cem dindarı Alevilik, Yezidilik, Kızılbaşlık, aşırı Şeyh Bedrettinler, Safeviler, Şah İsmailler… biz bunlara karşıyız.
“sistematik hale getirilmesi 5.yy da Beyazadi Bistami zamanında dergah sistemine geçilerek yapılmıştır “
Çağdaş deyimle, sivil toplum örgütü ve boş zamanı değerlendirme kurumları olarak Cemaatleşmeye çok ihtiyacımız var. Tasavvufu, cemaatleşme adı altında yeniden yapılandırma çabası içindeyiz. Daha çok gençliğe yönelik Hz Peygamberimizin sav üzerinde durduğu ve gelenekleştirdiği spor oyunlarının canlandırılmasını, yaygınlaştırmasını ve tüm İslam dünyasının gençliğini Cum’a tatil kültürünü canlandırmaları için cemaatleşme yanlısıyız.
Cemaat önderi zat ,sadece dervişlerin tesbihi ve zikri ile ilgilenmeyecek, gençliği Resulüllah sav sporlarıyla tanıştıracak, üstün yeteneklileri, Müslüman ülke gençleriyle tanıştıracak, spor karşılaşma yarışmaları düzenleyecek, ses ve söz yarışmaları düzenleyecek, İslamülkeleri arası otelcilik etkinliklerini canlı tutacak, Haram Ayları İslamülkeleri gençlik kupa karşılaşmalarıyla şenlendirecek, hacc mevsimine geniş hazırlık yapacaktır. İki aylık hacc sportif karşılaşmalarını düzenleyecek, İslam kardeşleşmesini cemaat önderi zatlar üsteleneceklerdir.
“tarikat pirlerine hep miskin derviş gözüyle bakmışlardır. Ancak Yunus Emre gibi Mevlana Celaleddin Rumi gibi İmam-i Rabbani gibi Hacı Bayram-i Veli gibi Şeyh Akşrmseddin gib zatlar ve niceleri bu yollarla yetişmiştir.”
İşte bizim cemaat anlayışımız projesinin ana özeti budur.
“Cum’a Tatil Kültürü” adlı kitabımız tamamen bu ayrıntının kısa girişini sağlamaktadır. “Kader Anlayışı” kitabımız da bunun devamıdır. Çok sistematik Kur’an kültürü düzenlemelerimiz bulunmaktadır.
Bu saydığınız zatlar, sahabe-i Kiram’ın önderleriyle birlikte İslam’ın sivil toplum örgütlenmesi olan “Vasat Ümmeti”n yapıtaşlarıdır. Gençliğin spor ve müzik şahlanışlarını; “boş zamanı değerlendirme” çerçevesi içinde gerçekleştirmiş; ülkenin siyasetini ve sosyal barışını, huzurunu, Malazgirt Zaferi ile İstanbul’un Fethi’n, gerçekleştiren insanların İslamülkeleri arası kaynaşmasını sağlamışlardır. Ama bu ruh ve şahlanış 21. Yy gerçeklerine göre yeniden taslaklanacaktır. Bu görevi de yeni ve genç cemaat önderleri üstlenecektir.
“sizlerde amel edip tezkiye ve tasfiyeyi gerçekleştirin ve fena mertebesinden beka mertebesine ulaşıp tekrar halka rucuğ edin o zaman şeyh olursunuz...”
Bu alanı o kadar daraltmayalım. Fena mertebeleri, beka mertebeleri ve yeniden halka rücu’ etme işini o kadar daraltmayalım. Gençliğin arasına karışacak karizmatik halk kahramanlarını bulalım ve cemaatleşelim.
“murşitliğe.şeyhin oğlu şeyh olamaz veya olmamalıdır söyleyipte bu tariketleri vedih bir lisanla alaya almak…”
Allah cc her işimizi seçilmekle tamamlamayı bize öğretmiştir. Seçim işi ta Cennette; Şaki mi said misin?. Şeytandan yana mı olacaksın? Allah’tan cc yana mı olacaksın? Bütün bu soruların cevabını Allah cc cennette bizlere sormuş, bu seçimde büyük çoğunluğumuz şeytandan yana oyunu kullanmış ve cennetten toptan kovulmuşlardır. Allah cc bu işi seçimle gerçekleştirmiştir. “Haydi sen Cennete” veya “haydi sen cehenneme” diye kendi iradesini kullanarak insanları çil yavrusu gibi dağıtmamıştır.
Bir şeyh Efendi’nin kendi halifesini belirleme hakkı olmaması daha doğrudur. Aynı dergaha bağlı müridan arasında görüş birliğine göre gelecekteki şeyhleri konusunda görüşlerinin de etkisi olmaktadır ve olacaktır. İktidarlarını hayattayken oğulları arasında paylaşan imparatorların iktidarları husranla bitmiştir. Oğullarını kendilerinden sonra iktidara hazırlayan siyasi liderleri de husranla sonuçlanmıştır. İşte Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, Muammer Kaddafilerin perişan sonu da ortadadır. Günümüzde Nakşi ve Kadiri tarikatlerinin bölük pörcük olmaları yürek acısıdır. Saygılarımla.
|
|
|
|
|
| ANKET |
Lütfen
anketimizi oylayınız.
|
|
|